music

30 Nisan 2012 Pazartesi

gözlerimde uyku..



Ve yine yorgunluk..
kimi insan sıkıntının def'ini giderir, kimi insan sıkıntının dibini getirir..
psikiyatra hiç gitmedim, gitsem gayri ihtiyari dr. gözüyle dinleyecek beni, insani bir dinleyiş olmayacak..yeterince polislerin suçluları sorgulama yöntemlerini, insan ve beden dilini öğrenerek ve yaşayarak bu gün, şu an burdayım, yazıyorum..

23 Nisan 2012 Pazartesi

23 nisan şansı :)


Malatya güzeli ilkokul öğretmenim, folklorla alakamın olmadığını anladığı an -bu kıza şiir okutmalıyım demiş, o yıllarda dişlerine tel takılı pek kimse yok, memleketime teknoloji ufaktan girmeye başlamış benim tavşan dişler düzelir ümidiyle hacettepeyi hacet edinmiş olan annemle sabahın kör vakti kalkıp okula geliyoruz, şiiri ezberlemekten kağıt insanlıktan çıkmış durumda..ve okulun bütün çocukları tellerim sayesinde beni tanıyor, bense bu duruma çok gıcığım
-dişleri tel takılı kız okuyacak şiiri diye fısıltılar geliyor kulağıma..
-salaklar siz kendinize bakın, hepiniz kapkara ve çirkinsiniz işte !!!

21 Nisan 2012 Cumartesi

mahalle düğünleri :)





Çalgı çengiyi biz bitirdik muradına erdirdik oğlumuzun geldikte mahalle arası elektronik sazlar bugün itibariyle vazifelerine son sürat devam etmekte cuma kına c.tesi düğün veya pazara kadar ooohhh dırınırıdırıımmmmmmm ...ve aslında çok ilginçtir bu mahalle arası nişanmı düğünmü sünnetmi artık neyse çalgıların çalınması çok hoşuma gider; denk gelirsem eğer gözlerimi ilk çevirdiğim kişiler darbükatör'le bu elektronik saz çalan sanatçılarımız olur :) ve çalanlar da hep genç delikanlılardır, bir havayla gelirler sivri topuk siyah ayakkabı, siyah gömlek, kara kaşlar, saçlar o biçim :)) Allah...tut tutabilirsen...onlara ayrılan özel plastik yada tahta sandalyelerde yerlerini alırlar, oturmaları bir havadır zaten sazın yada orgun yada herneyse artık akort ayarlaması ayrı bir artistlik :)) acaip keyif alırım onların o hafif kasıntı ve sanatçı edalarıyla hazırlanmalarına bakarken..bu konuda ihtisas yapmış kadar olmuşum galiba :)

20 Nisan 2012 Cuma

AŞK ne güzel şeydir :)


Gözümü açtım saat 10.00 eyvahh geç kaldım diyorum,
patrona şimdi ben ne diyeceğim :)) patron cevap verir : kafana göre takıl !!!
patron olmanın sadece böyle güzel bir yanı var..
Alel acele giyiniyorum, argoda derler ya bunu da hep çevremdeki beylerden öğreniyorum -afyonun mu patlamadı ?  aynen öyleyim gözümün biri açık, diğeri kapalı..
sabah kahvaltısını yapıyorum yalap şalap, evimin kapısını açmadan dualarımı okuyorum, ve kapımı açıyorum..çantalar, ayakkabılar kendimi son kez kontrol ediyorum ve vınn !!!
Otoparka koşturuyorum, hava misler gibi, pırıl pırıl bir güneş..
Arabaya biniyorum kontağı çevirip bir süre sonra yola koyuluyorum, dualarım bitti, açıyorum radyoyu..

18 Nisan 2012 Çarşamba

boşadım kızım seni...


Ankara'nın tepesi atık tozu dumana katılmış bir günü..
eyy günlük..darmadağınık yoğun zamanların içinden sıyrılarak yazıyorum sana bunları..şu anda hürrem sülümanın başında ölümden döndü diye şukurler olsun çekerken beynimdekileri biran önce aktarmak istiyorum..

14 Nisan 2012 Cumartesi

bin muhteşem Güneş..-5-final..


Tahmin ettiğiniz üzere ertesi gün leyla ve raşitin nikahı kıyılır.Meryem buna çok üzülmüştür, artık o evin içinde hiç bir anlamı yoktur zaten raşit leyla geldiğinden beri kadının yüzüne bakmayı bir kenara bırak, leylanın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmadan meryemi hizmetçi vazifesi olarak görmektedir.Meryem leylayla uzun süre sürecek bir soğuk savaşa girmiştir..

bin muhteşem Güneş..-4-


Aynı evde yabancı iki kişi gibi yaşamaya devam ederler, zaman içinde bir dolu hükümetler devrilir, çeteler kök salar,liderler gelir, liderler gider, savaşlar, açlık ölümler..meryem raşitin radyodan dinledikleriyle yetinir, olan bitenden kâh
haberdar, kâh bi haber hayatını yapayalnız ve mutsuz geçirdiğinin farkındadır,annesini düşünür, köyünü hayal eder ve ona tek bir kitabı, Kuran-ı Kerim'i  okumayı öğreten, babasından çok daha fazla  baba olan, şevkatli  molla feyzullahı.. bu arada yaşı hayli ilerlemiş, gözleri halka halka olmaya teninin rengi solmaya başlamıştır..

13 Nisan 2012 Cuma

bin muhteşem Güneş.. -3-


Masanın etrafında 3 kadın meryemin önce üzüntüsünü paylaştıklarını sahtekar dilleriyle  kısa bir konuşma yaptıktan sonra, sözü yaşına ve evliliğe getirirler pencerenin kenarında bir sandalyede oturmakta olan celilse sessiz ve üzüntülü bir ifadeyle olanı biteni dinlemektedir.
kabil'de ayakkabı satıcısı 40 yaşındaki  dul Raşit 15 yaşındaki çocuk  meryemi istemeye gelmiştir, meryem celilin yüzüne bakar ama babası tepki vermez, kadınlara dönüp istemediğini söyler oysa onun yaşındaki kızları okumaktadır. kadınlar diretince bir kıyamet daha kopar celilin yüzüne -söyle onlara evlenmeyeceğimi desede bir ceset gibi olan celilden ses gelmez. Kaderinin kararı bir başkaları tarafından çoktan verilmiş olan kız ne söyle ne yapsa da  artık onun için çok geçtir.
Ertesi sabah aynı masada raşitle meryemin imam nikahı kıyılır adamın yüzünü ise  verilen aynanın yansımasında gören meryem, karşısında oldukça iri yarı, çarpık dişli kaba etli esmer bir adam görmüştür.

12 Nisan 2012 Perşembe

bin muhteşem Güneş..-2-



Nana -gidersen kendimi öldürürüm gitme meryem orada sana yer yok, sen bir hiçsin, haramisin tıpkı benim alnıma yazılan kader seninde alnına yazılı der..Meryem tüm tabularını yıkar, annesini dinlemeyip kilometrelerce yolu bir başına yürüyerek herat'a gider, üstelik hiç şehir görmemiştir.
Şehre indiğinde toplumun onun bir harami olduğunu anlayacağını düşünmüş olmasına rağmen gayet medeni sıradan yoldan geçen koşan, dükkanların birinden girip diğerinden çıkan insanları gördükçe içten içe sevinir onu kimse tanımıyordur, celil'in nerede yaşadığıyla ilgili en ufak bir fikri olmamasına rağmen -nasılsa o çok tanınan bir adam kime sorsam söylerler diye düşünür, düşündüğü gibi de at arabacısına babası, o ünlü sinemacı celili sorar, arabacı onun şehir dışından gelmiş olduğunu anladığı için acır, celilin evine kadar götürür..

11 Nisan 2012 Çarşamba

bin muhteşem Güneş...-1-


meryem; afganistanın ünlü şehri herat'ın bir köyünde dünyaya gözlerini açtı. annesi nana; 1950'li yılların sinema işletmecisi ünlü celil'in hizmetçisidir.meryem,  bir gece anlık bir ilişkiden dünyaya gelmiş ama istenmeyen bir bebek..celil 3 karısı ve bir dolu çocuğu varken yaptığı şeyden utanç duyduğu için herat'ın bir köyüne yakın bir yerde onlara derme çatma bir kulube yaptırmış aylık olarak ihtiyaçlarını gideren, ama kendi dünyasının zenginlikleriyle nam salmış, bencil vede  korkak iş adamıdır..

9 Nisan 2012 Pazartesi

değer- len- dir-me..


iş yoğunluğum hattın safhında olduğundan ex- blogcumun bana ayırmış olduğu sayfamdan alıp getirdiklerimle idare ederken, koşuşturmacaların ve insan çeşitlerinin içerisinde düşüncelerimle birlikteyim..
hafta içi, iki yeni eğitimci müşterimle farklı zamanlarda tanıştım. işimi yaparken bazen en zevk aldığım durumlardan biri de kaliteli insanlarında olduğunu görebilmek  ve onlarla kısıtlı zamanların içerisinde sohbet etmek, mutluluk verici..

8 Nisan 2012 Pazar

Osmanlı Kahve Kültürü..




Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır. Türk kahvesinin Osmanlı’da ne denli vazgeçilmez olduğunu, tarihini inceleyince görüyoruz. Bir açılıp bir kapatılan kahvehanelerden bugüne gelen bol köpüklü kahvemizi ne kadar tanıyoruz?

7 Nisan 2012 Cumartesi

Sevginin kokusu olur mu ?


Dostum birden soruverdi: Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır? Şöyle düşünmüş olmalıyım: Bilmem gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran iç aydınlığından. Dostum hepsini kabul eden ama yeterli bulmayan bir el işareti yaptı: Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanın içinden sızar,bir yerlere girer, orayı değiştirir. Bir de kokusu vardır Bilir misin mutluluk kokar Mutluluğun kokusu mu? Doğrusu duymamıştım.

6 Nisan 2012 Cuma

polis haftası..




üç yıl önce....

9 Nisan 2009 gecesi rüyamda kardeşimi gördüm...

Bizim eski mahallemizde boş bir tarla vardı, ve bütün o mahalle çocukları okula gide gele, top oynamaktan,koşturmaktan,evcilik oynamaktan o tarlayı adeta dümdüz etmiştik..Yıllarca boş kalan işte o tarla şimdi, çok lüks bir alış veriş merkezi olmuş..

Yinede aklımda boş tarla olarak kalmasını istiyorum..(yeni hali beni çok üzüyor)

5 Nisan 2012 Perşembe

zaman...


sevgili günlük..
Ne derler;  -zaman herşeyin ilacı..
İlacımı içiriyor zaman..
suyun yüzü duru görünüyor..
Daha iyi gibiyim..ama derinlerde yatan titanik gibi yıkık dökük kalıntılarla birlikte..
Ve bu gün öğlen dışarı çıktım, yürüyüş iyi geliyor kısıtlı zamanda..
Aktarıma uğradım aylardan sonra; hemen hatırladı beni, yanına çağırdı, gittim usulca
aç avucunu dedi :) gülümsedim pat yine indirdi sağ elime..
-Aferim sana acısına katlanabilmişsin
-evet bana demiştiniz katlanamazsın diye..

1 Nisan 2012 Pazar

gala ve dali aşkı..



1912 yılı.. poul isviçrenin bir hastanesinde verem tedavisi görmektedir, veremin onu hayli yorgun düşürdüğü bir sırada; genç bir rus kızıyla tanışır..helena dmitrievna diakonova..
cilveli, zeki akıllı, ve birazda çocuksu halleri poul'un ona aşık olmasına yetmiş ve artmıştır bile..bu arada poul o dönemlerin ünlü şairlerindendir..büyük bir aşkla helena'ya tutulur, öylesine büyülenirki; onlarca şiirler yazar..size onlardan birini sunayım :)
 Mademki bir daha görmeyeceğim seni,
Görmek istemem dedim hiç bir şey..
Kapadım gözlerimi,
Kapadım gözlerimi, ağlamak için.
Hani ellerin,  nerde okşayışı ellerinin hani?
Nerde gözlerin, nerde dört dileği günün ?
Yanımda hiç yoksun artık, uçtun, gittin..
Delirtmiyorsun beni artık geceleri..
Nem varsa yitirmişim..
Sözde yaşamadayım..

daliyle buluşma


Ankara, cermodern'deyim..
adımlarımı atar atmaz bir rüyanın içine girmiş gibiyim..
dik ve asil duruşuyla dali karşımda :)