music

1 Nisan 2012 Pazar

gala ve dali aşkı..



1912 yılı.. poul isviçrenin bir hastanesinde verem tedavisi görmektedir, veremin onu hayli yorgun düşürdüğü bir sırada; genç bir rus kızıyla tanışır..helena dmitrievna diakonova..
cilveli, zeki akıllı, ve birazda çocuksu halleri poul'un ona aşık olmasına yetmiş ve artmıştır bile..bu arada poul o dönemlerin ünlü şairlerindendir..büyük bir aşkla helena'ya tutulur, öylesine büyülenirki; onlarca şiirler yazar..size onlardan birini sunayım :)
 Mademki bir daha görmeyeceğim seni,
Görmek istemem dedim hiç bir şey..
Kapadım gözlerimi,
Kapadım gözlerimi, ağlamak için.
Hani ellerin,  nerde okşayışı ellerinin hani?
Nerde gözlerin, nerde dört dileği günün ?
Yanımda hiç yoksun artık, uçtun, gittin..
Delirtmiyorsun beni artık geceleri..
Nem varsa yitirmişim..
Sözde yaşamadayım..



Bu şiir gala'nın daliye gittiği zamanlarda yazılmış, ve hatta gala'ya mektuplar adında birde kitap yayınlanmıştır..poul helena'ya daha sonra bir isim verecektir: Gala...O hayatının gala'sıdır, onsuz nefes alıp vermenin hiç bir anlamı yoktur ama aynı zamanda  bu aşk poul'e sağlık getirmiştir, veremden gala sayesinde kurtulur, ve bir süre sonra poul ve gala evlenirler.. tabi bu bir aşk evliliğidir, tam içeriğini bilemesemde en azından poul'un duyguları açıkça aşk'ın en net göstergesidir..
Muhteşem bir birliktelik, heyecan ve duygu yoğunluğu içerisinde bu aşkın birde minik bir meyvesi olacaktır..Gala heyecanı, serüveni ve yeniliği seven bir rus kadınıdır..düşünürken kanuni aklıma geliyor, bu rus kadınlarındaki özellik nedir diye kendime soruyorum, bu kadar hırsı, heyecanı, aşkı seven, diğer yandan fettanlığı elden bırakmayan bu ırkın kadınları bende merak uyandırıyor bu yaz bir rusya havası mı alsam acaba diyorum :)

efendim bir süre sonra bu evlilik monotonlaşır eski heyecanını ve aşkı yitirir gala'da artık eşinden ve evliliğinden sıkılmaya başlar işte tamda bu hisler içerisindeyken 1926 yılının yaz ayında Akdenizin katalan kıyısında bir otelde ailecek  tatillerini geçirmeye karar verirler..hayatının kaderi burada değişecektir elbette ve  gala bunun farkında bile değildir..
Bir öğlen gala, otelin terasında güneşlenirken takip edildiğini hisseder, önceleri çok önemsemez ama çokda hoşuna gitmiştir, dikkat çekici olmak silik kalmaktan iyidir,  onu izleyense; sürrealist ressamlardan biri olan Dali'dir ve Dali ki; kadınlar için -sadece erotik fantazilerim için gerekliydiler diye düşünen bir adamdır..gala ve dali konuşmadan sadece işaretleşerek ertesi günü saat 11.00 de buluşmak için randevulaşırlar :) hayret diyorum..Dali buluşma saati gelmeden giyinmeye başlar elbiselerini,  göğüs uçlarını, kıllarını, göbek deliğini ve esmer tenini gösterecek biçimde keser,
tam çıkmak üzereyken gala'nın plaja indiğini görür fikrini değiştirir, kıyafetini tekrar değiştirir ve plaja iner :) zır deli yahu bu adam..
O ilk buluşma ikisinin birbirinden etkilenmesine neden olur, öyleki artık sık sık buluşmaya ve görüşmeye başlarlar, aralarındaki duygu yoğunluğu gün geçtikçe büyür, ve ardından aşk'a dönüşür :) Dali en çok gala'nın çocuksu ama aynı zamanda kadınsı olan davranışlarına, zekasına ve kendine duyduğu özgüvenine büyülenir..

Gittikçe alevlenen bu aşk gala'nın gözünü öylesine kör ederki, bir gün çocuğunu ve kocasını bırakıp Dali'ye doğru yelken açacaktır..hiç bir şey umrunda değildir, üstelik gala, dali'den 10 yaş'ta büyüktür, ikisi içinde yaş farkı önemsizdir tek istedikleri aşklarını dolu dizgin yaşamaktır, sanki tencere kapak gibi birbirlerini bulmuşlar, hayatları boyunca unutmayacakları koca bir 50 yıl geçireceklerdir, akıllarınca ne istiyorlarsa gönüllerince ne düşünüyorlarsa onu yaşayıp, aşkın en derin halini tadacaklardır, birbirlerine hissettikleri bu aşkın büyüsü uzun yıllar devam edecektir..daha sonra ispanya'da dini bir törenle evlenirler..
Kadınlar hakkındaki bu olumsuz  düşüncesini güzel olmasada aklı ve cilvesiyle gala onun bu fikrini tamamen değiştirmiştir..gala, dali'nin hem aşkı hem arkadaşı, esin perisi, ilham kaynağı, sırdaşı, hemde  aynı zamanda servetinin yöneticisidir..
İspanya o dönemlerde bir iç savaş yaşamaktadır, önce iç savaştan, daha sonra 2. dünya savaşından kaçmak için neredeyse tüm dünyayı dolaşırlar, eve döndüklerinde dali çalışmalarını asistanları ile birlikte yürütmeye karar verir, bunun içinde evini büyütüp stüdyoya çevirir tabi bu durumdan gala rahatsız olur, bunu anlayan dali sevgili eşi için oval oda dediği bir odayı gala için yeniden düzenletir, fakat gala ilerleyen yaşı nedeniyle eskisi gibi heyecanlı ve dolu dolu değildir, çabuk yoruluyor sürekli dinlenmek istiyordur..dali'nin çalışmaları, gala'nın ilerleyen yaşı ve yorgunluğu aralarında bir mesafe oluşmasına neden olur :( fakat kesinlikle bu aşk'a başka bir kadın girmeyecektir..

3 yıl sonra...
Gala bir gün hayatını kaybeder, kaybeder ama hayatının sonuna kadar kendinden 10 yaş küçük olan adamın aşkını elinde tutacaktır..dali hayatının en büyük aşkını, taptığı kadınını, belkide ruh ikizini kaybetmenin verdiği üzüntüyle kendini oturdukları yere hapsedecek, hayata küsecek resim yapmaktan kendini men edecektir..ona oldukça hak veriyorum, yerinde olsam bende tıpkı onun gibi hayata küserdim sanırım  :(
o çok sevdiği galuşkasının, aşkının ardından 6 yıl sonra, büyük ressam, salvador dali, kalp yetmezliğinden hayatını kaybedecek ve gala'sına ebediyyen kavuşacaktır..
böylesine güzel bir aşkı dilimiz döndüğünce anlatabildiysek ne mutlu bize..
onları ve böyle büyük bir aşkı anlatabilmek oldukça keyif ve mutluluk vericiydi..
umuyorum her ikisi'de şimdi çok mutlu ve özgürdürler..
sevgilerimle..