music

29 Ekim 2012 Pazartesi

Tarih: 29 Ekim

Bu gün dünyanın her yerinde gülen eğlenen insanlar vardı, bu gün Türkiyede evlenen, nişanlanan çiftler vardı adımlarını yeni dünyaya atmak için uğraşan.. bu gün sibel can'ın extrası vardı, barda oğuz boran'ın proğramı, kahvede 4 adam okeye dönerlerken gırgır şamata kırılagiyor, dersaneden çıkan gençler birbirlerine takılıp eğleniyor, flört edenler sinema salonuna girip koltuğun birinde keyifle filmini izliyor, güneş son ışıklarını insanların yüzüne vuruyordu..

27 Ekim 2012 Cumartesi

yol arkadaşım-10


- İyi geceler sevgili dinleyiciler İstanbulun en dingin saatlerinden bir kahve sıcaklığında merhabalar..Şuan neredesiniz kimlerlesiniz neler yapıyorsunuz bilmiyorum fakat dinleyenler varsa bu geceki sorum için yayına bağlanmaya hazır olun çünkü bu soru belki bir geleceği belkide bir gerçeği aydınlatabilir hepimizin umut ve hayalleri nasıl gerçekleşti ve hiç mucizelere inanır mısınız desem :) cevaplar hazırmı..peki o halde bir şarkı molasının ardından telefonları alacağım dedim ve büyük bir heyecanla beklemeye koyuldum; kırmızı ışıklar yanıp yanıp sönüyordu bu demektirki bir çok dinleyen cevaplarını vermeye hazırdı. Şarkının sonunda yayına girdim ve ilk telefonu aldım -Merhabalar sizi tanıyabilir miyiz?

18 Ekim 2012 Perşembe

yol arkadaşım-9


O gece gördüğüm rüya.....

Rahmetli halam ellerimden tutmuş yüzüme o sevgi dolu bakışlarıyla bakıyordu. Kendimi çok huzurlu hissettim
-kızım yol arkadaşın seni bulacak, bunu sakın unutma dedi ve ellerimin arasına evin içinde taktığı yeşil yemenisini tutuşturdu ayağa kalkıp sanki bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi sarıldı, o sımsıcak gülümseyen bakışlarıyla el sallayıp gitti...Uyandığımda saat sabah 9,00 du, yataktan kalkmadan öylece daldım sanki gerçek gibiydi, halam gelmişti ve sanki bana bir cevap vermişti de, anlayamamıştım ne demekti yol arkadaşım?
kimdi? ve neden gelecekti?

15 Ekim 2012 Pazartesi

yol arkadaşım-8


3........
2........
1........

YAYIN...
hem korku hem üzüntü ve hemde heyecanın etkisiyle Seda ablanın ölüm haberini verirken hıçkırıklara boğulduğumu, burnumu çeke çeke o yayını nasıl yaptığımı hiç bir zaman unutmayacağım..Proğramı bitirip kapıdan çıktığımda tüm teknik personeli karşımda buldum hepsi boynuma sarılıp ağladılar teşekkür ettiler ve başarı dilediler..Bu çok karışık bir duyguydu, oysa yapacağım ilk proğramın hayalini böyle kurmamıştım hayal kırıklığı içerisinde evimin kapısını açtım..

13 Ekim 2012 Cumartesi

bir çay molası, biricit :)


Özrüm affola; bir haftadır bloga girip yazamadım, akreple yelkovana yetişemiyorum
ve gerçekten çok yorgunum hemde çook..koşturmacalar, misafirler işler derken zorlanıyorum
yol arkadaşım serisine inşallah yarın akşamdan itibaren devam edeceğim ama bu akşam verdiğim sözümü tutuyorum sevgili biricitciğim çok teşekkür ediyorum mimlemiş; bu mim olayını seviyorum; mimlenmek değil söz konusu, aslolan blog arkadaşını tanımak, sosyallik ve birazda neşe katmak adına yemeğin tadı tuzu gibi keyif veriyor, çok da akıllıca buluyorum, ve mutlu olduğumu söylemek isterim, haydi o zaman soru ve cevaplara geçeyim :)

çantamdaki 5 şey:

5 Ekim 2012 Cuma

yol arkadaşım-7


İnsanlar bulutlara benzer; beyazı vardır, mavisi vardır, grisi, koyu grisi..
seç seçebilirsen kendine göre iyisini...O çok iyi dedikleriniz gün gelir düşmanlarınız olabilir, o halde insanlar hakkında net bir düşünce sergilemek doğru değildir; doğru olan, olduğu gibi olanı görebilmek; kısaca eleyebilmektir..
Öyle yaptım yıllarca insan eledim kum eler gibi, un eler gibi..hiç kolay olmadı, her giden bana ders verirken birde gördümki; benden de çok şeyler gitmiş...

3 Ekim 2012 Çarşamba

yol arkadaşım-6


Aklım ve kalbim yerinden çıkacaktı neredeyse...Dönüp bakmaya korktum bu kim düşüncesini yitirmiştim, öylece kalakaldım, ölüyormuydum yoksa öldürülüyor muydum?
Bir insanın canı bir kelebekten bile daha narin ve ince...Aklının ucuna dahi gelmeyen ölümler kaderimiz olabiliyor.
Bekledim taa ki; arkamdaki o ses bana cevap verene kadar...
-korktun mu dedi...ağzım kapalıydı açık olsa bile konuşacak gücüm kalmamıştı ama tanıdım o sesin kime ait olduğunu ben arkamı dönmeden o ellerini ağzımdan çekip bir hışım önüme geçti
-Allah belanı vermesin senin, ödümün kesesi patlasa ölümümün sebebi olacaktın, manyaaak diye bağırdım..

2 Ekim 2012 Salı

yol arkadaşım-5


Anneannemin eviyle kaldığım yurt arasında 5 km bir koca yokuş vardı, lapa lapa yağan kar tipiye dönüştü kardan kız olup, titreyerek girdim yurt kapısından içeri, çok açtım, çok üşüyordum ve beş kuruş param yoktuki, bir parça ekmek yiyebileyim..Odama girdim üstümü başımı çıkardım ellerimi ayaklarımı ısıttım geçtim ranzama, camdan dışarı bakıp yağan karları izlemeye koyuldum, usulca süzülmeye başladı gözümden yaşlar, odadaki diğer kızlar ranzanın üstünde domates peynir Allah ne verdiyse yiyorlardı, bana seslendiklerini duydum bir ara; -aybala arkadaşım gel hadi bi parça ekmek arası ye bizimle...

yol arkadaşım-4


Yıllar önce annem babamın eline muhtaç olduğundan bir sabah okula gitmek için kapının eşiğinde ayakkabılarımı giyerken -kızım bana bir söz ver dedi, dönüp yüzüne şaşkın şaşkın baktım, anlamadım ne demek istediğini dışarıda bekleyen babama söylermiş meğer; -sen okuyacaksın ekmeğini eline alacaksın ve kocana asla muhtaç olmayacaksın dediğinde babamın aklı dank etmiş olmalı; cebini karıştırıp anneme para vermeyi akıl edebilmişti -bak gördünmü, ben sana bunu demesem baban bana iki ekmek parasını çok görecekti...Ev kadını ne demek işte o zaman anladım, evinin kadını ayrı bir lisan, ev kadını ayrı..
-söz dedim anneme, başkada bir cümle kuramadım..
Ve üniversiteyi kazandım annemin destekleri sayesinde; marmara üniversitesi iletişim fakültesi, radyo televizyon bölümü..İyide hangi parayla gidecektim hem hadi gittim nasıl okuyacaktım, nerede kalacaktım..

1 Ekim 2012 Pazartesi

yol arkadaşım-3


O gün....
18 yaşıma giriyordum..ben aybala..fakirden az iyi bir ailenin kızı..
Öyle bir yağmur hiç bir zaman yağmamıştı, pencerelerden içeri akan suları eskiyen atlet yırtıklarıyla kapattım annem komşuya gitmişti aycan okuldaydı adnanda arkadaşı ömerin evine oyun oynamaya gitmişti, içimdeki hüznün adını koyamamıştım herşeyimiz sıkıntılı bir dünyanın içinde hapsolmuştu ama herşey..
Hala altımı ıslatan bir genç kızdım halaaaa, utancımın ne kadar büyümüş olduğunu düşünebilir misiniz? Nasrettin hoca ne demiş -bana damdan düşeni getirin, halimi ancak o anlar..Gizli utancımın çaresini annem hiç bir zaman bulamadı ne kara sakızlar ne doktorlar nede yakılar, hiç bir şey kafi gelmedi..