music

2 Ekim 2012 Salı

yol arkadaşım-5


Anneannemin eviyle kaldığım yurt arasında 5 km bir koca yokuş vardı, lapa lapa yağan kar tipiye dönüştü kardan kız olup, titreyerek girdim yurt kapısından içeri, çok açtım, çok üşüyordum ve beş kuruş param yoktuki, bir parça ekmek yiyebileyim..Odama girdim üstümü başımı çıkardım ellerimi ayaklarımı ısıttım geçtim ranzama, camdan dışarı bakıp yağan karları izlemeye koyuldum, usulca süzülmeye başladı gözümden yaşlar, odadaki diğer kızlar ranzanın üstünde domates peynir Allah ne verdiyse yiyorlardı, bana seslendiklerini duydum bir ara; -aybala arkadaşım gel hadi bi parça ekmek arası ye bizimle...


-yok, afiyet olsun ben tokum
-gel kız işte yalnız bırakma bizi hep beraber şurda keyfimizle atıştırıyoruz hadii amaa...
-yok gerçekten istemiyorum, siz yiyin...
aç olduğumu kimsenin bilmesine gerek yoktu, hem onların nimetlerini niye eksilteyimki. Az sonra oda arkadaşlarımdan Esin geldi yanıma avcumun içi kadar bir parça ekmek içinde bir dilim domates marul birazda peynirle -illede ye diye uzatınca geri çeviremedim aldım..
Ben dünya nimetinin bu kadar güzel olduğunu ilkkez o bir parça ekmekle anlamıştım, o lezzeti ömrüm boyunca unutmayacaktım, sırtım kızlara, yüzüm cama dönük hem yedim hem ağladım. İnsanın başına herşey gelebilir, varlıktan yokluğa düşebilir, düştüğün yerden kalkabilirsin. Mersinli arkadaşım müzeyyen'den bir tane jetonu borç istedim, sağ olsun hiç ikilemedi beni çıkardı verdi, terliklerimle çıktım yurttan bekçi kulübesine girdim aldım ankesörlü telefonu elime çevirdim evimin telefon numarasını annem -efendim deyince yaşlar boşaldı yüzüme -annee, çok açım, çok üşüdüm annannem para vermedi parasız kaldım, akşama yemek yiyecek param yok napıyım şimdi? Çocukluğumdaki gibi utanıyordum altımı ıslattığım gibi gururum incinmişti, kimdim ben? ne yapmalıydım? bilmiyordum..Annem ordan ben burdan ikimiz iki gözü iki çeşme ağlaştık; sonunda -kızım git arkadaşlarından borç iste sakın aç kalma çocuğum, söz sana yavrum pazartesi bankaya para yatıralım git çek karnını çarşıda doyur olurmu, üzülme ama ağlama tamammı yavrum beni de üzme. -tamam dedim çatallaşan sesimle ve jetonum bitti başım öne eğik geri döndüm yurda.
O gece yemek yemedim bir lokma ekmek midemi doyurmuştu, ve hayatımın en güzel ama en acı zamanlarını yaşayacaktım..Bir daha annannem bana destek olmadı, dayımda arayıp sormadı.Sonra üniversite bir duyuru yaptı -ihitacı olan öğrencilere iş verilecekti, kul sıkışmayınca hızır da yetişmezmiş işte öyle girdim çikolata fabrikasına. Patron hiç hakkımı yemedi, çok çalışınca harçlığımı biraz daha fazla veriyordu bende öyle öyle karnımı doyuruyor ihtiyaçlarımı gideriyordum, yurtda 15 günde bir sıcak su gelirdi biz saçlarımızı lavabo musluğunun altında soğuk suyla yıkayıp, kahve potlarıyla gizli saklı bulursak ısıtır tuvalette banyo yapardık, bnayo günü geldiğinde bir kurnada 8-10 kız banyomuzu tıpkı askerler gibi 15 dakikada yapar zamanı aştınmı köpüğünle kalır buz gibi suyla durulanır çıkardın tabi iç çamaşırların hala yerinde duruyorlarsa..Çalınmadık eşyam param kalmadı, dolabımın sürekli kiliti kırılmış olur, kıyafetlerim çok afedersiniz iç çamaşırlarım elimden bir ikişer giderdi.
Ve bir gün çikolata fabrikasından çıktım yurda doğru ara sokaktan yönelmiştimki; arkamdan bir el ağzımı kapatıverdi...