music

25 Aralık 2013 Çarşamba

Teşekkür ve 2013 yılı finali..


İlk söylemem gereken şey içten bir teşekkür yazısı..


Yeni olsa'da büyük bir hızla şahsına münhasır gayet doğal yazılarıyla ve özellikle çizgi'leriyle sayfamda gördüğünüz imaj değişikliğinin baş ve tek kahramanı sevgili Admin Panpa'ya verdiği haylice emek ve uğraşları sonucu ortaya çıkan bu güzel şablonum için çoook teşekkür etmek istiyorum; gerçekten içime sinen bir görüntü ve muntazamlık oldu, en azından derli toplu olduğunu düşünüyorum ki; benim gibi teknoloji yoksulu bir şahsiyete çok yardımcı oldu :)
ve sizlere sayfasının linkini vermek istiyorum..

Admin Panpa

18 Aralık 2013 Çarşamba

Mona Rosa'nın Hikayesi..


Tamamen çok değerli şair Sezai Karakoç'un dilinden;
buyursunlar efenim, Mona Roza'nın Hikayesi..

"19 yaşındaydım. Heyecanlı bir genç. Şiirde yeni bir dönem başlamıştı. Ölçüsü olmayan vezinsiz, kafiyesiz şiirler yazılmaya başlanmıştı. Hece ölçüsü de bitmişti. Serbest şiir yazılıyordu. O dönemin bu serbest şairleri, eski dönemleri kötülüyordu.
Tabi isterdim ki öz edebiyatımız olan divan edebiyatı ile yazılabilsin şiirler. Ama tek başıma ben aruzu getiremem ya. Aruzu geçtim hecede gidiyordu artık. O dönem dedim ki hece ile bir şiir yazayım. Bu serbestçi şairler divanla dalga geçiyordu. Gül bülbül, gül bülbül başka bir şey yok diyorlardı.

5 Aralık 2013 Perşembe

bir kalp şarkısı..


Affedemediklerim geliyor aklıma..
kendimi bir martıya benzetiyorum..
bir parça simiti acemice ve bir o kadar vahşice kapıp kaçan...
sonra bir parça güven duygusu ile yeniden o simit veren ele ürkekçe bakmaya çalışan yanımla..
Binlerce adımlarımı görüyorum geri giderek...
Yüzyıllar içinde sihirli bir değneğin üzerime değerek, sıçrayarak koşarak gülerek sürekli hareket halinde olan o gen'lerimin bu günlere gelişine siyah beyaz albüme bakar gibi bakıyorum..

2 Aralık 2013 Pazartesi

hamal ve çaycı teyze..



Saat sabahın 8.30'nu gösteriyor dolmuş, vakumlamış siyam ikizleri gibi yapışık vaziyette ama ayrılmaya debelenen insanlarla dolu, kapı camıyla örtüşmüş durumdayım ve ayaklarım nerede bilmiyorum, kan ter içinde içerisi ve en nefret ettiğim şey havasızlık her sabah her bindiğim dolmuşta mutlaka birinden rica ediyorum;
-kardeşim şu havalandırma kapağını açar mısın? gözlerim kadınlarda hiç istiflerini bozmuyorlar hadi anlıyorum erkek milletinin aklına gelmez de, yahu bu nasıl bir kadınlık sıfatı nasıl nefes alıp veriyorsun karbonmonoksit gazından boğulacaksın..