music

2 Aralık 2013 Pazartesi

hamal ve çaycı teyze..



Saat sabahın 8.30'nu gösteriyor dolmuş, vakumlamış siyam ikizleri gibi yapışık vaziyette ama ayrılmaya debelenen insanlarla dolu, kapı camıyla örtüşmüş durumdayım ve ayaklarım nerede bilmiyorum, kan ter içinde içerisi ve en nefret ettiğim şey havasızlık her sabah her bindiğim dolmuşta mutlaka birinden rica ediyorum;
-kardeşim şu havalandırma kapağını açar mısın? gözlerim kadınlarda hiç istiflerini bozmuyorlar hadi anlıyorum erkek milletinin aklına gelmez de, yahu bu nasıl bir kadınlık sıfatı nasıl nefes alıp veriyorsun karbonmonoksit gazından boğulacaksın..



Atıyorum sıhhıye köprüsünün üstünden kendimi aşşağıya..Ohh beee !! o neydi öyle kendimi kaybettim resmen dolmuşta..patır pıtır seri hareketlerle merdivenlerden aşşağıya inip karşıdaki simit evinden poğaça simit alıyorum geçiyorum karşı yola ve Abdi İpekçi parkına giriyorum.. O kocaman el heykeli yokmu o heykel..çocuktum annem ellerimi tutup beni hacettepeye götürüyor çamur çaylak parkın içi, asvalt yok tabi, yeni bir çalışma yapılıyor bir el heykeli döküm halinde, zaten döküm halinde de kaldı öylece..yapıldığı zamanı bile biliyorum ne dinazormuşum yazarken anlıyorum..Yıllarca el heykelinin yanından geçip gittik annemle diş problemim hiiiç bitmedi, ne acılarla geçtim o el heykelinin yanından hatırlamıyorum bile..

Ve uzunca zamandır yine geçiyorum buradan işte..Her sabah söğüt ağacının dibinde yaşlı bir teyze çay yapıyor gidip yanına usulca oturuyorum ağzında bir sigara ben geldiğimde o çayı yeni demlemiş oluyor bir kere nasib oldu ondan çay içmek ama her sabah onunla sigara içip işe gidiyorum, bir perşembe ki her perşembe sosyete pazarı var parkın dibinde, neyse oturdum yine sigara içiyorum esnafın biriyle konuşmaya başladım bende hiç yadırgama yok zaten öyle başlarım sanki yıllardır muhabbet ediyoruz elin adamıyla..günaydınlaşıyorum o bankın diğer ucunda ben öbüründe teyzenin çayı söz konusu oldu derken esnaf kardeş teyzenin seceresini dökmeye başladı birden;

-bu teyzenin kocası burda yıllarca çay yapıp sattı kardeş, derken hastalandı, sonra vefat etti öyle olunca iş oğluna kaldı oğlu işletmeye başladı ama çok sürmedi Allah rahmet eylesin bi gün trafik kazasında onu da kaybetti tabi kadıncağız yapayalnız kaldı sonunda o gelip burda çay yapmaya başladı deyince deriiin bir nefes çektim bir yudum su içtim bir nefeste sigara çektim daldım derinlere.. bak dedim içimden ne acılar ne hikayele var hayatta..red kit gibi elleri kolları çalışır vaziyetteyken teyzemin ağzından hiç sigara düşmüyor, yine öyle bir sabah parkın ta en başında karşılaştık elinde el arabası içinde işte tüp kasa çaydanlık kilim v.s. şeyler var gidiyor mekanına doğru..göz göze geldik günaydınlaştık kadın yaşlı dayanamadım ver dedim sana yardım ediyim, yok olmaz molmaz desede ver dedim teyze yazık yorulma ta oraya kadar..Aldım elime el arabasını sabahın kör vakti millet işine gücüne telaşla gidiyor ben kolumda çanta elimde el arabası parkın içinde ordan oraya tur atıyorum durumum görüntü itibariyle acaip komik ama çok zevk alıyorum çocukken en son el arabası aldığım aklıma geliyor bayağıda bi ağır hani olsun nasılsa gideceğiz bir şekilde köpekler bizimle beraber eşlik ediyor yanımızda.. O ara teyze bana
-yavrum ağır gelmesin sana ver istersen dedi yüzüne bakamıyorum el arabasını dengelemeye çalışıyorum -yok teyze nolacak altı üstü bi araba...
-kızım utanmaz mısın?
-neden?
-hani bazıları öyle gurur falan yapar, kendini ezik hisseder gibi.. hiç istifimi bozmadan yürümeye devam ediyorum
-Allah utandıracak şeyler yaptırmasın ne utanacakmışım anlamadım, ne var bunda sana yardım ediyorum el ararası taşıyorum diyemi utanacağım?
-Sen niye her sabah benim yanıma gelip sigara içiyosun?
-napıyım parkta gördüğüm tek kadın sensin diyip gülümsüyorum
-sen beni seviyo musun? şaşırıyorum..
-istersen eğer..diyorum :)
-o zaman bana bi sigara ver diyor ve mekanına geliyoruz çantamdan bi sigara çıkarıp veriyorum
-sende içeceksin ama..
-tamam diyorum yakıyoruz sigaraları ikimizde sessiziz..parkın çim sulama musluğundan su dolduruyor güğümüne çay demleme faslına geçiyor ağzında sigarasıyla..önce bi irkiliyorum nasıl yani diye, sonra -damacana suyla çay mı demlesin sende hayret bi şeysin diye kendime cevap veriyorum..sigara bitiyor kalkıyorum ayağa
-ben gidiyorum teyze...sanki annem de haberin olsun dermişim gibi.. O da alıştı varlığıma
-güle güle kızım hadi işin gücün rast gelsin..
-sağol teyze sanada :)

İş çıkışı farklı istikametten kestirmeden dolmuşa biniyorum bu defa dolmuş bomboş kuruluyorum tek kişilik bir koltuğa elimde kitap, sağa sola milleti çaktırmadan kesmeye meraklı değilim..hareket halinde köprünün üstüne geliyor ve kırmızı ışıkta duruyor o akşam inanılmaz bir soğuk var bilirsiniz işte meşhur Ankara Ayazı..damak tadınıza layık o derece keser adamı afiyet olsun der gibi elim ayaklarım don vaziyet..her şey anlık..
gözüm bir adama takılıyor kaşe eski bir ceket 70-75 yaşlarında saç baş bembeyaz..sırtında küfe..yürüyor..işte o an donup kalıyorum..Boğazım düğümleniyor ne nefes alabildim ne yutkunabildim kaldım...

Hayatım boyunca ben kendimden bu kadar utanmadım..şuan yazarken bile yutkunmakta zorlanıyorum..Yaşlı bir hamal bana benim ne kadar şımarık ve doymak bilmez bir insan olduğumu hatırlattı biranda..O soğukta bir ceket ve o küfeyle geçip giderken insanlığımın ne denli utanç verici olduğunu düşündürdü ..Herşeyi isteyen, doymak bilmez nefsimle tanıştırdı..İçimden
-bak dedim o yaşlı adam ekmeğini bir küfeyle, üstündeki bir ceketle çıkarırken sen 3 gün giydiğin ayakkabının 4.günü eskidiğini düşünerek beğenmeyip bir kenara atıyorsun ya...sana yazıklar olsun dedim..
tuttum tuttum tutamadım sessizce gözümden yaşlar boşalmaya başladı o koca yaşlı adam bana bilmeden yanımdan geçip giderken nefsimin hakimiyetini elime almam gerektiğini öğretirken o kimbilir cebindeki kaç parayla yada parasızlığıyla evine nasıl gidiyordu...ben nasıl gidiyorum..
Öğreti'nin biri buydu...işte bunu anlamak için sertifika yada diplama verilmesine gerek olmayan hayat sınavı...Hiç bir şey istememek..ve elinde olan herşeye şükretmek...ve her ne olursan ol..yaptığın işten utanmamak..bana teyzem her sabah ego'mu hatırlatıyor, törpülemem gereken şımarıklığımı, ve akşamına gözüme takılan o yaşlı hamal amcam...onlar için dua ediyorum..çünkü etmeliyim..çünkü onlar hak ediyorlar..
sonuçta demeliyiz ki; her halimize Şükürler olsun Allah'ım..çok şükürler olsun..çok şükürler..ve Allah onlara hayırlı uzun ömürler versin..

6 yorum:

  1. Canım,
    yazdıklarını okurken çok duygulandım. Farkındalık bu işte. Yıllarca yanından geçen kişiler ya da davranışların bir anda anlam kazanması. Zaten biliyorum ki her zaman duygusal, merhametli ve doğrucu Davut sun. Seni de o nedenle bu kadar çok seviyorum. İnan ki hepimizin şükredeceği çok şey var bu yaşamda. Hep bizden iyiyi değil de daha zorda olanları düşünebilsek yaşam nasıl da kolaylaşacak. Ama insanoğlu bazen yapamıyoruz. Dilerim kuzularıma bunu öğretebilmişimdir.
    Kim bilir teyzemle, hamal olan o amcam belki de evlerinde çok huzurlular ve mutlular. Çalışmak onları yorsa da ben onları mutlu olarak hayal etmek istiyorum. Sadece ülkemin ekonomisini yapanlar, uygulayanlar onların yaşamlarını biraz daha kolaylaştırsın diye dua ediyorum.
    Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  2. bu ülkenin ekonomisiyle uğraşanlar 2 yıl vekillik yapmış adamı emekli edip, sgk lı yıllarca çalışanı benim bütçem kaldırmaz deyip emekli etmekte zorlanıyorsa ne hamal amcamı nede çaycı teyzemi görmeyecektir değil mi bülbül'üm..bu çok acımasızca..egoistçe ve belkide daha fazlası..
    beni mahcup ettin, teşekkür ederim can dostum..çok güzel hayal etmişsin umarım evet senin dediğin gibi evlerinde mutlulardır, biliyor musun birgül'üm, fakirliğin içinde çok mutluluk vardır derler, inanıyorum bu söze :)
    Sen öyle güzel bir kadınsınki, yüreğinin güzelliğini bundan eminim kızlarına vermişsindir, düğün resimlerine baktığımda kızının gözlerinde mutluluk vardı ama bir şey daha vardı, vicdan..sanırım sebebi annesi :) bende seni çok seviyorum, içtenliğini, tarif anlatırken yaşadıklarınla bağdaştırışlarını, ve yıllardır süren bu güzel dostluğunu..sen her zaman ol..sevgilerimle kucaklıyorum seni :)

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar.

    Bir sabah işinize giderken dolmuş minibüsle yaptığınız yolculuğunuzun ayrıntıları ile birlikte Sıhhiye köprüsünde dolmuştan inip, merdivenlerden aşağı inerek Abdi İpekçi Parkı'na doğru ilerlediğinizde o meşhur el heykelinin sizde çağrıştırdığı anılarınız, çaycı teyze ve hamal ile ilgili anlatımınız çok güzeldi. Kaleminize ve gönlünüze sağlıklar dilerim. O kadar çok uzunca bir yorum yazmıştım ama, o ara internet bağlantım kesiliverdi ve benim tüm yorum editörünün metin kutusuna yazdıklarım da gidiverdi.

    Aynı şeyleri yeniden toparlayıp yazmak benim için zor. Çünkü okuduğunuz anda beyninizde oluşan cümleleri hemen kıvrakça yazıyorsunuz. Ama aynı şeyleri yeniden toparlamakta ben her zaman aynı başarıyı gösteremiyorum.

    Günlüğünüzün kahramanlarından çaycı teyze ile hamaldan ben de çok etkilendim. Hayat, bize yaşamak üzere gereksinimlerimizi sunar, biz de onları alır yaşamaya çalışırız. Hayat, her zaman herkese hep iyi şeyler sunmayabilir, bazen kötü şeyler de sunar. İyileri alırken nasıl memnun oluyorsak, kötüleri de alırken aynı memnuniyeti sunmamız gerekiyor. Bir başka deyişle başımıza gelen her şey için sabredip şükretmemiz gerekiyor.

    Bir televizyonun haber proğramında engelli çocuğu olan bir annenin "Ben, Allah'a bana böyle engelli bir evlat verdiği için şükrediyorum." dediğini duydum. İşte yapılması gerekeni en iyi şekilde anlatan canlı bir örnek.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep bey mahcup ettiniz emek verdiğiniz için 2 kere bende size teşekkür ederim, hayatta karışımıza çıkan insanların hikayelerini dinlerken bazen kendimizede bir pay çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum, evet bu bir anne için çok zor bir söz, ama yaşaması çok daha zor ama içindeki en güzel pay ise o evladın ne değerli olduğu değil mi?
      değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim
      saygılarımla..

      Sil
  4. Selamlar Gülçin, çevre gözlemlerine, bunları anlatış uslubuna bayılıyorum, akşama kadar kaç tane çaycı teyze yada tartalım diyen yaşlı amca karşılaşıyoruz ama acaba kaçımız onları farkediyor ve içinde bulundukları durumu gözlemliyor, kendine bu durumdan ders çıkarıyor, sahip oldukları için şükrediyor,
    çok azdır heralde,
    Bende öğrencilerimi çok gözlemlerim, içine kapanık ve sessiz olanlar, kendi dünyasında yaşayanlar dikkatimi çeker, belki bende öyle olduğum için kim bilir,
    kesinlikle daha duyarlı olmak gerekir çevremize karşı
    Sana sevgilerimi bırakıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaa canııım :) mahcubiyetimi saklıyorum, teşekkür ederim
      bu arada öğretmenler gününde ben seni nasıl unuttum hobicim lütfen affet..
      senin benden çok hiakyelerin var aslında..ve o özel olan öğrencilerini daha derin izlediğini tahmin ediyorum..kimbilir onların nasıl hikayeleri var, birgün sende süzgeçten geçirip bizimle paylaşmanı çok isterim, çünkü nesil farkından dolayı onları anlayabilmek bazen güç olabiliyor ama senin gözlemlerin en azından benim daha iyi anlamama neden olacak...
      çaycı teyze hava soğuk olduğu için gelmiyor artık güneş yüzüme gülerse gelirim demişti öyle güzel söylediki öylece bakakaldım; hamal amcamı ise bir daha göremedim..ders çıkarmaya çıkarılıyorda iş uygulama kısmında hobicim...hayat çok zor..

      Sil