music

3 Ekim 2012 Çarşamba

yol arkadaşım-6


Aklım ve kalbim yerinden çıkacaktı neredeyse...Dönüp bakmaya korktum bu kim düşüncesini yitirmiştim, öylece kalakaldım, ölüyormuydum yoksa öldürülüyor muydum?
Bir insanın canı bir kelebekten bile daha narin ve ince...Aklının ucuna dahi gelmeyen ölümler kaderimiz olabiliyor.
Bekledim taa ki; arkamdaki o ses bana cevap verene kadar...
-korktun mu dedi...ağzım kapalıydı açık olsa bile konuşacak gücüm kalmamıştı ama tanıdım o sesin kime ait olduğunu ben arkamı dönmeden o ellerini ağzımdan çekip bir hışım önüme geçti
-Allah belanı vermesin senin, ödümün kesesi patlasa ölümümün sebebi olacaktın, manyaaak diye bağırdım..


Oda arkadaşım Işığ'ın ta kendisiydi ve her daim hareketleri ve konuşmalarıyla patavatsızın önde gideniydi, düşünmeden konuşur karşısındakinin ne duruma düşeceğini bilmez, anlık böyle aptalca davranışları olur, mantığına sığmazdı yaptıkları. Koca bir kahkaha attı ıssız sokağın orta yerinde. iki blok ötede bir mobilya mağazasında da o çalışıyordu arkadan beni tanıyınca eşşeğin ötesi bir şaka yapmak istemiş şahsına münhasır. Çantama attığım su petini çıkarıp bir kaç yudum aldım kendime geliyim diye, koluma girdi -yaa şaka yaptım ne var bunda korkacak diye sırıtınca saçına yapışıp yüzünü yüzüme çektim çok sinirlenmiştim -bir daha bana böyle eşşek şakası yapacak olursan seni yurdun camından aşşağı sallandırırım deyip itiverdim olanca gücümle ve yoluma koşar adım devam ederken ışık arkamda kalakaldı nasılsa akşam odaya gelecekti.
Yurda gelip odaya giresiye kadar bir planda ben onun için yapmıştım tabii onun bana yaptığı gibi salakça bir şaka olmayacaktı bu.
O akşam yemekte pilav tavuk salata vardı, yemek ayrımı yapma lüksüm olmadığından bana ziyafet gibi gelecekti eğer tavuğun popo kısmıyla karşılaşmasaydım ve salatamın içinden koca bir tırtıl çıkmasaydı. İtiraf edeyim o salatayı yedim tırtılı elimle alıp çöpe attım, tavuğu gidip değiştirdim çünkü poposunda kalan pisliğiyle pişirivermişlerdi. kızlar bana gülerken -vitamindir bişey olmaz diye dalga geçiyorlardı, bir köşede ışığın neşeli hali gözüme takıldı bir keyifle yemeğini bitirmiş, sigarasını yakmıştı. Sen dur dedim içimden bu geceyi bekle :)
Odama çekildim çiğdemi esini, sultanı ve emineyi çağırdım yanıma planımı anlatırken gülmeye başladılar o ara ışık içeri giriverdi hepimizin yüzüne şaşkın şaşkın bakıyor bir yandanda göz kırpıyordu -ne yapıyorsunuz diye sorarcasına. -aybala bize çok komik bi fıkra anlattı ona gülüyoruz dedi kızlar. -hıı dedi çıktı ranzasına. Nescafelerimizi içmek için yemek salonuna indik, bir eğlence düzenlemiş bizden bir yıl önce gelen devrelerimiz, aralarına katıldık halaylar çektik oyunlar oynadık saat 12 olunca hepimiz odalarımıza dağıldık. ve sıra ışığın eğlencesindeydi ayaklarımıza basa basa odaya girip kapıyı kapattık. emine ayakkabı boyasını aldı bende iki bardak sultan sürahi kaptı getirdi yanıma :) ışık çoktan uyumuş pireler uçuşuyordu her yanından. bardağın birine suyu döktü sultan başladım o bardaktan öbürüne şırıııl şırıl boşaltmaya, birinden alıp öbürüne döktüm defalarca, emine süngeri ayakkabı boyasına daldırdı ışığın burnunu yanaklarını çenesini ellerini bir bir boyadı, yüzündeki ifade çok komikti ama henüz istediğimi alamamıştım sürekli su aktarmaya devam ettim, ettim :) ışığın o gevşemiş halini görene kadar..sonunda uyandı, biz kızlarla çekildik yataklarımıza hiç bir şey olmamış gibi ders çalışıyormuş modunda çaktırmadan bakmaya başladık, ufak bir çığlık kopardı -aaaaaaaaa !!!! yaaaaaaaaaa olaaamaaaaaazz
-noolldu deyip yanına koştuk
-şeey dedi şeeeyy ya eminee dolabımı açıp bana iç çamaşırı versene deyince hepimiz koptuk gülmekten..
kalktı, yapışmış pijamalarını değiştirdi aslında üzüldüm o haline istemezdimki altını ıslatsın ama o çoktan bunu hak etmişti, lavaboya gitti bir dakika geçmeden koşarak geldi -kim yaptı bunu banaa haaaa? çok sinirlenmişti birazda uyku sersemi olunca aptallaşmıştı :) -ben yaptım dedim kızlarla birlikte, nooldu bişey mi diyeceksin deyip dayılanınca -amaaan be sende konuşma bir daha benimle...dedi ve hepimizle bir hafta konuşmadı, bu onun akıllanmasına biraz olsun yetmişti yetmeye fakat kızın ruhu dengesiz, ışık yine aynı ışıktı...