music

21 Nisan 2012 Cumartesi

mahalle düğünleri :)





Çalgı çengiyi biz bitirdik muradına erdirdik oğlumuzun geldikte mahalle arası elektronik sazlar bugün itibariyle vazifelerine son sürat devam etmekte cuma kına c.tesi düğün veya pazara kadar ooohhh dırınırıdırıımmmmmmm ...ve aslında çok ilginçtir bu mahalle arası nişanmı düğünmü sünnetmi artık neyse çalgıların çalınması çok hoşuma gider; denk gelirsem eğer gözlerimi ilk çevirdiğim kişiler darbükatör'le bu elektronik saz çalan sanatçılarımız olur :) ve çalanlar da hep genç delikanlılardır, bir havayla gelirler sivri topuk siyah ayakkabı, siyah gömlek, kara kaşlar, saçlar o biçim :)) Allah...tut tutabilirsen...onlara ayrılan özel plastik yada tahta sandalyelerde yerlerini alırlar, oturmaları bir havadır zaten sazın yada orgun yada herneyse artık akort ayarlaması ayrı bir artistlik :)) acaip keyif alırım onların o hafif kasıntı ve sanatçı edalarıyla hazırlanmalarına bakarken..bu konuda ihtisas yapmış kadar olmuşum galiba :)




Ardından millet toplanır zaten masalar kapılır, sandalyeler gelenler henüz teşrif etmediyse tutulur başlar san-atçılarımız ağırdan çalmaya dırı dırı dırınnn..Arabeskin en koyu olanından boğazdan mideye baskı yapıpta en son kafaya vuran ritimlerden giriş yaparlar, tabi darbukasız olmaaas..'gelinliğin kefenin olsuuuuun..ellerin kadınııııııı' sonra gülme krizine girmeye başlarım ama ellerimle ağzımı tutarım..Gözün çıkmasın Manyak mısın kardeşim beddua eder gibi adamın en güzel gününde sen elinde saz önünde hoparlörü patlamış mikrofonunla kefenin olsun, nikahının şahidi olurum,sana uzaktan bakar giderim' psikopata bağlanmış modda şarkı sözlerine devam edersin, aaa bu arada en önemli nokta sazcının havaya girmiş olmasıdır, gözlerini kapatır millete bakmak karizmayı zedeleyecek öyle ya :) döşü böğrü orta yerine kadar düğmesiz açılmıştır, mutlaka sandalyenin dibinde bi bardak su sandığımız rakı yada votkamıdır herneyse kafa yapıcı maddeler bulunur,epey sonra çok çalmıştır, elleri acımıştır sanatçımız, ufaktan bir su dökmek, ciğara içmek ister, mola verilir ama hava yine aynıdır karıya kıza bakmaz, gözler temas etmez erkeklerden bir kaçı alır onu tenha yere götürür..bak yaa görmekten ciddi ciddi lisans yapmışım da farkında değilim :)


2.bölüme geçilir..bu arada butlarından ödün vermeyen ablalara oturmaktan gına gelmiş plastik tabaklardaki kuruyemişler çitir çitir çitlenirken bir hareketlenme olur gelin ve damat sancıyı ayrı çekerler zaten dertleri başkadır onların :)) havasına hava katan saz ekibi yerlerini bir kez daha alırlar, hopaaa !!! fidayda, misket, topal, sincanın yerli yabancı tüm şarkı türküleri önlerine birden bire serilir..butlu ablalar hareketlenir 'kız kalk az kilo verelim ama çaktırmayalım ağırdan çıkalım' fısıltısıyla yanındakini dürter o dünden hazır vaziyet ama mırın kırın yapayımda hevesli olduğumu anlamasınlar diye 'ehh hadi bir iki döktürelim bari' edasıyla ağırdan kırıtarak mahalle sahnesinin orta yerinde yerlerini alırlar..sazcımızın gözleri hafiften oynamaya başlar ' güzel kız' varmı diyerek ve içinden geçirerek oynayan kızları hanımları kısık gözlerle kesmeye başlar :) film gibi geriden tüm bunları izlemekten acaip keyif almaya devam ederim..


Mahalle düğünleri güzeldir, hanımlarımızın genç kızlarımızın itinayla 80 li yıllardan kalma saç modelleri, abiye kıyafetleride ayrı bir ilgi alanı ama hep standarttır ve değişmez o yüzden hiç birine bakmak gibi bir merakım olmamıştır, fakat onların birbirlerine bakma merakları da hiç bir zaman kaybolmamıştır 'kııız ayakkabını nerden aldın ne güzel parlıyo öyle, elbisen de pek bi afilli ulustan mı aldın' :)))) koparım bu meraklı sorulara..kurtlar bi güzel döküldükten sonra erkekler çıkar auuu !! ne terennüm ne eda..ceketlerin düğmeleri, başlar yakalar açılır saçılır kollar gerinir iki metre kartal misali , kasıla kasıla orta yerde dönmeye başlarlar, kimileri artık bu düğün işinin erbabı olmuştur yanında iki tahta kaşık bulundurur, bazı düğün sahipleri işi artık reklama dönüştürüp köçekler getirip tüm dikkatleri üstlerine çekerler; çekilemeyecek gibi de değildir zaten kadından fena oynarlar o kadar enerjiyi nerden bulurlar onuda anlamam ama her bir yerleri şıkır şıkır oynar tövbe tövbe :)) gülmemek elimde değil, ayıplamıyorumda ama tuhaf hani, bi garip durum yahu ya..paralar saçılır ki, öğrendiğim kadarıyla köçekler iyi para toplarlarmış, adamlar öyle kolay da gelmezlermiş :)) ee tabi o da ayrı bir san-att değil mi:)


cümbüş kargaşa itiş kakış giriş çıkış, tüm bu olan biteni merakla takip ederim tabii o günü gülerek bitirmek kolay bana göre..düğünün sonunda damadı bir güzel dövme planına geçilir yastık çerezi (tavuk altı pilav- gelin ve damat için o geceye özel hazırlanan yemek) adetler gereği saklanılan yerden bulunmaya ve tartaklanmaya çalışılır bu işin cilvesidir, neşesidir..bir telaş, pür gırgır şamata, nihayete ereeeer..Orta anadolunun mahalle düğünleri hep hoşuma gitmiştir..sazcı kendine göre bir kız bulur mu bulmazmı onu hiç bilmiyorum ama sonunda o havası bitmiştir zaten su zannettiğimiz şeyleri içmekten uçma modundadır :)


giderken şapur şupur ya rabbi şükür öpüşme merasimi gıcık eder beni, zoraki mutluluklar dileyip aradan kaçıveririm..gelin ve damadın el öpmelerini düşünemiyorum, deli olduklarını tahmin edebiliyorum 'bitsede gitsek biran önce' der gibi birbirlerine bakmalarından da belli olur..Ve ben sırf bunları göreceğim diye nostalij mahiyetinde şimdi çırağanda sosyete düğünleri moda olduğu için varsa etrafımda özellikle oturup gülerek mahalle düğünü izlemeye bayılırım..son anons dalga dalga yayılır ' yeni-iiih ihh, çiff-ifft lere lere, ömüü--ürür, boy-yuuhuh mut-mutt luluk laar lar, diler-iiiz iiss :) haydi geçmiş olsuun :)