music

12 Kasım 2013 Salı

kasımpatı zamanı..



Krizantem mevsimi, hoşgeldin...
Uzunca zamandır dinlememiştim fonda Neşe ablam..
-sevda yolu-
Hayranım..
Bir gün onunda hayatını masallandırmam lazım..
Kahvem ve sigaram'la zat-ı huzurlarındayım sayfamın..
trevanian kod adlı yazarımızın asıl adı Rodney william whitaker'ın yazdığı 3 kitabı bitirdim..
-Şibumi, katya'nın yazı ve kasaba..
sırada satori var ki; bu kitap trevanian öldükten sonra onu tanıyan bir yazar'a yapılan teklifle kaleme alınmış ve şibumi'nin kısmen devamı olan bir serüven..



Şunu söylemek istiyorum; bu güne kadar okuduğum en etkileyici yazarlardan biri..Özellikle şibumi kelime olarak bize çok yabancı kalıyor dikkate değer alınmadan geçilecek bir cümle gibi..ama değil..hemde hiç değil..geçen haftalarda şibumi'nin ne anlama geldiğini küçük bir anlatımla dile getirmiştim..ama yazımın sonunda ne anlama geldiğini üstüne  basarak tekrar etmek istiyorum..büyüleyici bir eser..nicholai Hel karakterine aşık olunacak kadar..Hana'ya hayran kalacak kadar..bu bir hikaye nasılsa diye düşünmüştüm romanın orta yerini geçtikten sonra karşıma çıkan bir harita bana bunun roman olmaktan çıkıp bir gerçeklik  payı olduğunu düşündürene değin..
Romanı bitirdikten sonra; Amerika kültürünün bir kez daha olmadığını, amerikalıların saygı'dan uzak, örf ve adetleri olmayan bir toplum olduklarını, değerlerinin bir hiç olduğunu bir kez daha anlamış oldum; diğer yandan Japonya ve japon hayranı olduğum için, onların kişisel varlıklarına, onurları için canlarından vazgeçtiklerine, kültürlerinde çok ince bir saygının varolduğuna tekrar tekrar ve tekrar kez hayran olduğumu söylemek istiyorum..Bu arada; annem bana hamileyken o sene japon doğa güzellikleri ile japon güzellerinin resimlerinin olduğu bir takvimin duvarda asılı olduğunu ve 9 ay hiç bıkmadan bakıp içten içe -kızım inşallah japonlara benzer diye dua ettiğini çok sonra bana itiraf edince bir gülümsemeyle birlikte düşündüm..belki pek benzemiyorum kimilerine göre çekik, kimilerine göre normal bir yapıya sahip olan gözlerim olsada, görünüşün pek bir önemi olmadığını ama nedenini hiç bir zaman anlayamadığım bir hayranlığın ta anne karnında başladığını anlamış olmam beni çok mutlu ediyor, bir gün guilin'e ve tokyo'ya gideceğimi hayal ediyor o gün geldiğinde, gelir mi bilmem hayatımın en büyük hayalini gerçekleştirdiğimde neler hissedeceğimi tahmin bile edemiyorum..

Katya'nın yazı'na gelince...şizofren ruhlu katya'nın aile dramı ve içler acısı ruh halini okudukça gerçek hayatta buna benzer insanlarında var olduğunu destekler biçimdeydi konu..Küçük yaşta abisinin en yakın arkadaşı tarafından tecavüze uğrayan Katya'nın psikolojik travmaları, ona aşık olan genç doktor'un duygu helezyonları ve sonrası..

Kasaba...Le Pointe karakteri ve gizemli bir polisiye roman..Trevanian söz konusu ise, gizem var demektir bu yüzden tüm kitapları elimden bir bir geçecek..çünkü yazarın kendisiylede ilgili gerçekte  en ufak bir bilgi bulamazsınız..adını yıllarca sır gibi saklamasına rağmen hayatıyla ilgili ufak bir ip ucu bulabilmeniz neredeyse imansız..Üstelik bir kitabında ki bu gerçek olmuş bir olay müze soygununu detaylı bir biçimde anlatıyor ve kitabın yayınlanmasından 6 ay sonra tıpkı trevanian'ın tarif ettiği gibi müze soyuluyor fakat hırsızlar maalesef yakalanıyor :) sanırım bu nedenle ilgimi fazlaca çekti..Kasaba, Okunmaya değer bir kitap başlarda biraz sıkılsanızda ilerleyen sayfalarda acaba neler olacak diye merakla okuyabileceğiniz ve polis olan Le Pointe'un o kendinden emin ve tarz karakteri kendisine hayran bıraktıracak nitelikte..puan vermem gerekirse ki, bundan böyle okuduğum kitapları özetlerken puan vermek istiyorum; 10 üzerinden 7 verilecek nitelikte..katya ise 10/6 şibumiye gelince :) 10/10 tam puan..demek oluyor ki, bir trevanian okuyucusu olarak bende bağımlılıkla birlikte mükemmellik tadı bıraktı sizinde bırakabileceğinizi zannetmiyorum..

Son olarak Şibumi'nin ne demek olduğunu anlatayım; şibumi olabilmek adına, kaldırıyorum soda dolu kadehimi...




Bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok.

O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük demek. Sanatta Şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefey'se kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse...nasıl söylemeli... Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey..."