music

25 Ocak 2016 Pazartesi

neler yapıyorum



iyi geceler defterim..

yeni bir yıla girdik rakam değişmekten öteye geçmeyen bir zaman dilimi yine..
Mucizeler beklenmemeli diye düşünüyorum..
Ama buna rağmen mucizeler kendi hayatlarımızın içine biran veya birdenbire girebiliyorda..

Neler hissediyorum yada neler yaşıyorum ?



Öncelikle İstanbul - Ankara arası seyehatlerim iş nedeniyle sıklaştı..İstanbulu her ne kadar kalabalığı ve trafiği yüzünden sevmesemde her gidişimde sanki biraz daha alışıyormuşum gibi hissediyorum..
Garip bir düşünce var bu şehirle ilgili daha doğrusu merak; Acaba yüzyıllar önce bu şehrin enerjisi nasıldı? Toprağı ve havasını tabiatını çok merak ediyorum..Çünkü milyonlarca insanı hala var olan o adının koyamadığım ama beni bunaltmayan yormayan enerjisiyle taşıyabiliyorsa ki şehirlerde en titiz olduğum konu ayak bastığım andan itibaren havasını solumak ve verdiği enerjiyi hissetmek..bu yüzden geçmişi göremesemde bu nasıl bir güç diyorum bu şehre..tuhaf bir takıntı işte benimkisi..

Uzun süreli kalışlarım olduğu için Ankarayı çok özlüyorum sakinliğini sistemin içindeki düzenini..Gece 12 den sonra insanlar gibi şehrinde uyuyup dinlendiğini ertesi günün verdiği enerjisini.Ankarayla kurduğum bağ çok özel..Doğduğum için mi, yoksa böyle düzenli ve naif olduğu içinmi bilmiyorum ters gelen durumlarda var elbette ve özellikle İstanbulluların Ankaralılar için olumsuz düşünceleri..bende katılıyor olsamda bazı kesimin insanlarını geri kalmış kısım demek ne kadar doğrudur bilemiyorum boş demek daha doğru galiba evet işte öyle görüyor ve onlara hak veriyorum fakat şunun altını çizmemde fayda var gerçek Ankaralı öyle k.ören sincan etimesgut çinçin mamak semtinde yaşayan çoğunluk gibi değildir..Orada oturanlara genelleme yaparak söylemek durumundayım istisnalar kaideleri bozmuyor çünkü..
Neyse..bu konuyu çok uzatmayım..İşlerim çok şükür..Terapiler konusunda ilerlediğimi ve hayli yol aldığımı düşünüyorum..Sadece terapi kısmında çalışmalarım yok..spirituel konular zaten varlığımın içinde en sevdiklerim..
Haylice kitap okuyorum bu yazıdan hemen sonra az önce yarım bıraktığım kitabıma geri döneceğim
nietzsche ağladığında...kitabın yarısındayım o yüzden bitince ancak yorum yapabilirim..
Onun öncesinde -kürk mantolu madonna'yı bitirmiştim..her ikisini tesadüfen arka arkaya okumak bilincimi oldukça etkiledi..
nietzche ağladığında birde filmi var kitabı bitirdikten sonra onuda izleyim madonnayla ikisini birden yorumlayım istiyorum tabi zamanlamam uygun düşerse..
klasik müzik dinliyorum sürekli..arabadaki favori radyo kanalım Radyo ilef..

Bu aralar kendi içime gömüldüm..bazen böyle oluyor :)
sessiz...kendi düşüncelerimde..konuşma ihtiyacı hissetmiyorum..böylesi daha iyi..
hayata kırgınlığım var; onun bi suçu yok..suçluda aramıyorum..
herşeyi olduğu gibi akışına bırakmak en iyi yol..
direnmekde yoruyor..bu defa zayıf düşen bedenim değilde ruhummuş gibi
öyle..galiba öyle..
İnsan en çok alışkanlıklarını terk ederken zorlanıyor..
içimde sanki bir çatlak var ve oradan gözyaşım minik bir su akıntısı gibi sızıyormuş gibi..
kayıp gitmesi gereken bir yıldızmışımda geç kalmışım sanki..
bu kadar işte..hepsi bu kadar..
iyi geceler..