music

11 Kasım 2014 Salı

3 ay sonra..


Merhaba..

Ben Geldim :)



Baştan söylemeliyim şuan gözümde 1 numara gözlükle karşınızdayım :) evet önceden yani 3 ay öncesine kadar astigmat yoktu ve ben astigmatın a sını bilmeyen gözlük cahili biriyim nasıl olduğunu inanın anlamış değilim temmuz ağustos gibi iş bitiminde işten eve gelirken otobüsleri giydiren reklam yazılarını yanlış okuduğumu fark ettim sonra hafif bi baş dönmesi arada bir miğde bulantısı yaşadım arkadan hakaten yazıları okuyamadığımı anladım derken  hesapları üst üste yanlış yapınca aaaaa noluyoruz yaa bende bişey var dedim içimden, sonra randevu alıp hastaneye gittim teknoloji çok ilerlemiş röntgen çektiler şık şık tık tık cihazlarla gözlerime bişeyler yaptılar v.s. dr. raporları eline alıp -hadi gözün aydın sana 1 numara yazıyorum  -şakamı yapıyosunuz hocam benim 1 numaralık bi durumum yok 0.50 en fazla 0.75 dir deyince kaç yaşındasın dedi -kıyk :) buçuk çeyrek :)) dr.da bana -e normal kızım (dr.70 lerinde babama benzeyen bi adamdı gerçekten) -ya çok içime verdi hocam ben 1 numara gözlük mü takacağım şimdi derken emin olun çok ama çok şaşkındım kendime yakıştıramadımki Allah aşkına 1 numara ne yaa :) ve dr ardından -seneye yine görüşürüz dedi ben -niyeki? dedim o -seneye 1 numara daha büyüyecekte ondan dedi :) ben - yok artık diyorum o -var artık diyip gülüyor ardından -sen bilgisayara tv ye çokmu bakıyorsun diyor -hocam tv hiç izlemem pc yede ne diyim yarım gün denilecek kadar ama çok kitap okuyorum ve kitabıda çocukluğumdan beri yakın okurum dedim adam -senin gibilerden çok kalmadı be kızım istisnai 1 numarasın dedi kakaka kikiki çıktım odasından teşekkür ederek hasılı şimdi yazarken görüntü bana dev ekranda film izleme rahatlığı tadında diyeyim...

Neyse efendim 3 aydır ben ne yaptım nerelerdeydim niye bloğa girmedim neden yazı yazmadım off ne çok soru sordum..
3 Ay içinde yine bol bol kitap okudum şuan elimde Metin Hara'nın YOL kitabı var ki; çat diye bitebilecek bi kitap olmadığı için uygulamalı olarak okuduğumdan uzun sürüyor sizede ayrıca tavsiye ederim..Bol film izledim, sinemaya gittim en son Pek yakındayı izledim bu hafta sonu yine gideceğim sanıyorum. Yakın tarihde çok sevdiğim bi dostumun ablasını kaybettik cenazeye ertesi gün ikindi vakti ailemle birlikte gideriz diye plan yapmışken sabah 11 de yengem telefon açtı hıçkırıklara boğulmuş vaziyet -Gülçin Amcanı kaybettik dedi.. Şoka girdim inanması çok güçtür ve çok ilginçtir 2 yıl önce tıpkı babama olduğu gibi amcamıda aort damarı patlaması ardından kalp kriziyle kaybettik. Babama bunu nasıl söylerim diye kara kara düşünürken amcamın ikizi mendebur amcam pat diye babama söyleyince oda benim gibi şoka girmiş vaziyet eve geldi. Allahtan doktorumuza telefon açıp ne yapmam gerektiğini öğrenmiştimde biraz daha sakin kalıp hastaneye koştuk.
Biliyor musunuz çevremde insanların % 90'ı ölmüş bir insanı görmekten korkuyor ben anlatırken onlar sanki dünyaya ilkkez gelmişlerde hiç yaşamadıkları bir şeyi anlatırken tuhaf korkunç bir filmmiş gibi tepki veriyorlar. Oysa ölüm, nefes alıp vermek kadar gerçek ve çok doğal bi durum..Annem ve babamı alıp hastaneye götürdüm morga almak istemediler illede bana yalan söyletecekler bende -sağlık bakanlığı çalışanıyım deyince içeri aldılar..çekmeceyi çektiler amerikan bezini açtılar yüzüne baktık dokunduk öptük konuştuk daha çok ılıktı çünkü nefesini 1 saat önce vermişti..Ölüme alışkınız ya gelin görünki kızını yani kuzenimi de 5 yıl önce kaybetmiştik. Anlayacağınız kafamda bir dolu sorular ve üzüntüler içerisinde ertesi gün ikindide amcamı karşıyakaya defnettik babaannem b.babam küçük babannem kuzenlerim ve kardeşim gibi..Bi çoğu orda..kalanların sayısı :( azalıyoruz..işte buna çok üzülüyorum..Metanetliyim ortalığı ayağa kaldıranları sevmiyorum ılık ılık, usul usul acımı tenha yerde yaşamayı seviyorum..buna güçlü diyorsanız güçlüyüm..ama kolay bir hayat görmedim zaten..kim görmüşki Gülçin sen göresin diyen varsa Haklısınız çoğumuz için hayat zor..asıl zor olansa onu göğüsleyebilmek..
Sonra..Aylarca pazar günüm olmadı her pazar başka bir otele gidip masaj yaptım insanlara..Masaj yaparken rahatladığımı anlıyorum. Onlar için terapiyse benim içinde terapiydi beyinsel düşünme yok hafif rahatlatıcı bir müzik, karşında yüzünü görmediğin insanlar nezih bir ortam, nezih bir otel olabildiğince saygı çerçevesince amatörlüğümü atmaya çalıştım. Otel çalışanlarına göre profesyonel bir masörüm..Masör erkekler için geçerli bi cümle ama masöz dansöz gibi ucuz bir kelime gibi geliyor kulağıma üstelik piyasa heleki Ankara piyasasında masöz denince akla fahişelik geldiğini düşünürsek bu meslek hassasiyet gerektiriyor dik bir duruş, asalet, özellikle işi bilmeyi gerektiriyor.. bunun için eğitim aldığım hocamla çok tartıştığımı bilirim..Çok uzatmayım bu konuyu derinlemesine başka bi gün anlatırım.Sonunda yorgun düştüm ve ayrıldım. Mola verdim demek daha doğru. Yine çalışacağım -aman evinde oturda dinlen artık diyen olduğu zaman cinlerim tepeme geliyor kızıyorum. Çalışmayı seviyorum çünkü alışkınım. Çünkü alışmak kötü bir huy..ve eğer bir şeye alıştıysanız, hele bu iş hayatıysa kopmak çok zor..kısaca çalışmak beni dinç tutuyor, mutlu oluyorum kendimi iyi hissediyorum eğer evde oturursam çürürüm, körelirim ki; bu kadar kendimi eğitmeye vermişken neden evde oturayım..Bunu hiç bir kadına layık görmüyorum istisnalar hariç tabii..
Aklıma bu kadarını anlatmak geldi..Konular konuları açıyor ama yeterince uzattım zaten işte bu kadar..küçük bir dipnot:Hobistanya yani sevgili hobicim benden onu gülümsetecek bir hikayemi paylaşmaı istemişti onu başka bi güne sakladım umarım beni anlayışla karşılar, sevgilerimi gönderiyorum ona ve tüm eski dostlarıma :)