music

9 Ocak 2014 Perşembe

benden, kitaplardan..


Keyifli bir akşam dileğiyle..

Gün itibariyle çok uykusuz ve yorgunum, uykusuzluğum devam ederse huysuz, nemruut çekilmez bir şahsiyet olup çıkıyorum :) bu yazıdan hemen sonra gözlerimi kapatacağım..



Neler yaptığımı anlatmadan önce aklıma bişey geldi o bişey de teşbih diyelim..
Diyelimki; kafamda kuruyorum tabi..Haftanın bir günü semtin en güzel mahallesi bana göre gazi mahallesi, bir istanbulluya göre samatya (birbirlerine benzettiğim iki semt) dayız..Kaderimi değiştirmek istiyorum 7 günlüğüne..  :) tamam olmaz böyle bişey biliyorum velevki dedik ya, uyalım lütfen hayalimize.. Kocaman bir semt manavının önüne geliyorum, hani rengarenk meyveler, sebzeler olur ya, hah işte onun yerine manav diyorki
- oooo !! abla hoşgeldin nerelerdeydin bir haftadır :)))
-e kardeşim 7 günlük kaderimi kullandım burdayım işte ;)
- abla elimde tam sana göre bi kader var bak na na şurda
(çevirmişim gözlerimi rengarenk kaderlere aranıyorum hangisi diye)
-abla bak şu bahtsız bedevinin hemen yanında duran, şımarık armatör kızı :))
- yahu onu 2 hafta evvel yaşamıştım şimdi amasrada öğretmen olmak istiyorum
-ya abla inan az önce neriman ablaya sattım onu gel sana, filanca gastenin köşe yazarlığını vereyim, hem ayda bir dubai'ye gidiyorsun orda bi evin varmış (gönermeye bak) ingiltere italya yemekler seminerler, ropörtajlar falan zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsın :))

diye ben devam ederim böyle :) tabi yok böyle bişey acun abi misali keşke kader elimizde olsaydıda isteyen istediği, mutlu olabildiği dünyayı yada hayatı 7 günlüğüne de olsa yaşayabilseydi akıntıya kürek çekip nereye gideceğini bilmeyen bir hayatın baş kahramanları olarak günlük hayatlarımıza renk katabilmek, farklı yaşantılar kültürler içinde olmak güzel olurdu olmaya diye düşünürken bir yandan da; bazen yaşadığın kaderin geçmiş sayfalarına bakarken yediğin onca ayazlar içinde nerelerden nerelere biçimlerden biçimlere girip şekil değiştirdiğini anlayınca, uydurduğum bu 7 haftalık manav hikayesinin de, kaderden hiç bi farkı olmadığını anlıyor insan..çok mu felsefi oldu..
tamam o zaman gelelim neler yapıyormuşum kısmına.. yok elişi becerim yok ortaya sunabileceğim bir etkinliğim yok, keçeden nihale, dantelden şamdanlık yapmadım :) karakalemime devam ediyorum ama onuda elime haylidir almadım..

2 kitap bitirdim 3. sü bitmek üzere, son nefelerini elimde veriyor..


1. kitabımız efenim, Satori...
Satori, Şibumi kitabının devamıdır, daha önce şibumi'den alıntı bir kısa cümle kurmuş ve ardından mutlaka okunması gereken ve arşivlerinizin arasında olması gereken bir kitap demiştim, satori trevenianın ölümünden sonra Don Winslow tarafından istek üzerine kaleme alınmış Nicholai Hel karakternin hapisten çıktıktan sonra nasıl seri bir katil ve muhteşem bir ajan oluşunun hikayesini kısmen konu alan şibumi kadar tat vermesede Hel karakterini bir kez daha özlemle merak edenler için güzel bir kitap önerir miyim, evet, çünkü şibumi zaten Nikko karakterine öylesine hayran bıraktırıp esir alıyorki sizi, etkisinden kolay kolay çıkamıyorsunuz, ve açıkça Hel karakterine hayran olduğunuz için de içten içe -ya bu adam başka neler yaptı, nasıl duygular içindeydi, aşk'ı nerede başladı, kimlerle başladı, kafası nasıl çalışıyordu diye düşünürken keşke hiç bitmese hep Nicholai'yi güzel bir son olana kadar okusam diyebilirsiniz..Satori bir eklenti kitabı ama okunmalı, çakma şibumi diyenlerde var yorumlarıda okuyorum ama yazara teklif edilince adama da william whitaker'in yani trevanianın kızı tam destek verip de, bir parça gerçeklik payı olduğunu düşünürseniz çakma demek biraz haksızlık olur gibime geliyor..Puanlama : 10 üzerinden 7 :) Nikko hatrına..

2. kitabımız: 79 Park Caddesi..

Ben bu kitaba cebecide her hafta sonu kurulan bit pazarında rastladım, sayfaları sapsarı, tozlu kapağı eski, dökülmek üzere nerdeyse ama mihrap yerinde, baktım baskı yanılmıyorsam 79 yada 85 basımı o kadar eski..arka yüzünü çevirdim bir kaç kelimeyi okuyunca zaten orda kitaplar 2-5 tl arası çantaya atıverdim uzunca bir zaman odamda durdu, sonra çok sevdiğim birine verdim -acaip sürükleyici bi kitap hemen oku deyince satoriden sonra ona başladım ertesi akşam bitirmiştim, yazarı Harold Robbins bu yazarımız türünde oldukça ilginç karakterler ve konuları ele almış tabi o döneme uygun konular ve kurgu olduğuna göre hakaten ilgimi çekti, baş karakter kızımız Maryan çok güzel olduğu için erkek milletinin 7 sinden 70 ine hayran olduğu, onun ötesinde kızı gördükleri an akıllarının başka bir yere kaydığı sonunda hasta olan annesi, küçük kardeşi için parasızlık yüzünden fahişelik yapmaya karar verdikten sonra hayatına nelerin girdiğini ondan neler koparıp götürdüğünü, tüm bunlara rağmen fahişe bile olsa farklı bir ahlak anlayışı içinde kendince başını dik tutan, seçtiği onuru ile hayata tutunmaya çalışan istemediği bir yaşantı içinde namus kavramının kişiye göre değişiklik arz edenkızımızın yaşadıklarını okurken maryana hem hak veriyorsunuz hem acıyorsunuz hem kızıyorsunuz hemde anlam veremiyorsunuz, sonu mu :) bulabilirseniz okuyun.. Puan : 10 üzerinden 6,5 ;) aslında hayatın tüm gerçeklerinden birini sofraya koymuş Harold abimiz, bizim toplumumuzda yaşanan durumlardan biri..

3. kitaba gelince..
-Dünya'nın ilk Günü...kitabımızın yazarı Beyazıt Akman..

Fatih Sultan Mehmed'in çocukluğundan, İstanbulun fethine kadar geçen dönemi gerçek kaynaklardan yıllarca yaptığı araştırmalara dayanarak kendi romanını ortaya çıkarmış ve bence oldukça başarılı olmuş ve hatta ötesi sürükleyici güzel bir kitap..
Osmanlı'yı Osmanlı yapan bir Türk kimliği var ve bu kimliğin altında yatan devşirmeler..kitap hala bitmedi ama beni düşündüren tek şey bana göre hepimiz devşirmeyiz nerelerden geldiğimizi bilmediğimiz köklerin kahramanlarının adıdır Türk..ve Türk olmak kitabı okuren onur veriyor..Nedenleri çok fazla tabi anlayabilene..O yıllarda bir seyyahın seyir defterine konu olmuş ki bu tamamen beyazıt akmanın elde ettiği altın bir kaynağın keşfinin içinde yer alan notların romana dönüştürülmesi..Adamın, osmanlıyı anlatırken kişiselleştirdiği duyguları ve aşkı bir yana sultanın tabiatından tutun yenilen yemekler insanın insana duyduğu saygı temizlik anlayışından, disipline kadar hayranlıkla günlüğüne not ettiklerini  Akmanın harmanlamasıyla okuduğunuzda ortaya çıkan şey nefis..tadından yenilmez bir eser..Tarih bana göre hiç bu kadar sürükleyici anlatılmadı, yada henüz ben okumadım..bitmesine ramak kala yinede puanımı vereyim: 10 üzerinden 8 alınıp okunması gereken çok güzel bir roman..

konu bana gelince...bu gün aslında stresliyim, gerginim..işle ilgili bir gerginliğim var, o da çok normal..sadece 2 gündür uykusuzum kahveyi fazla kaçırdım ve aksiliğim ha geldi gelecek.. sayfamada uzunca zamandır uğrayamadım yorumları cevaplayamadım kusurumu hoş görün az sonra cevaplıyorum, ve hepinize saygı sevgilerimle, özünüze iyi bakın ;)