music

14 Kasım 2013 Perşembe

duygularımın felsefesi..


Şu an...yani duygularım..
Bu gün yurda gittim kızlarımı görmeye..
idarecilik yaptığım dönemlerde çalıştığım özel bir yurt..rezidans tipinde..kapasitesi hayli fazla..bildiğiniz 5 yıldızlı otel yada kısmen tatil köyü gibi bir yer..ama halletmem gereken işlerim gitmem gereken yerlerde vardı ve ben hayli zamandır yurda gitmemiştim, çocuklar beni, bende onları özleyince hepsi biraraya geldi..


Herneyse tüm işlerimi hallettim arabayla yurda doğru gidiyorum kırmızı ışığa takıldım bekle Allah bekle..dilenciler etrafta..bazen dilenci demek istemediğim insanlar görüyorum hani standart dilenci kılıklı insanlar gibi değiller..mütevazi ve utangaç olanlar; onları birbirine karıştırmamak lazım..Gençten bir çocuk mendil satıyor arabaların arasında dolanıp..hafif kornaya dokununca yanıma geldi 18-19 yaşlarında..yüz ifadesi donuk ve hatta hafif morumsu..içimden "acaba içicimi, yada çekici mi" diye geçti nedenini bilmiyorum ama ona azda olsa bişey vermek istiyorum..camı açıp uzattım parayı bunu söylemek doğru değil bak ben iyilik yapıyorum anlamına getirmeyin kesinlikle lafını bile etmedim bu güne kadar ama demek istediğim farklı..yüzüme baktı "abla teşekkür ederim, Allah razı olsun" derken o mahcubiyeti gördüm ve o bana yetti..yüzüne bakmadan direk paraya bakanlar varken dilencileri de aynı kefeye koymak ne kadar doğru..suç unsurları gibi..hırsızın biri dükkanın birine girip plazma tv ve paraları alıp çıkmıştır, alışkanlık haline getirmiş meslek edinmiştir ama adı hırsızlıktır bu suçun ismini değiştirmez..hırsızın biri evde aç çocukları olduğu için markete girip peynir yada sucuk çalmıştır bu da suçun adını değiştirmez ama arada fark var işte..şimdi hangisini suçlu bulursunuz eğer suç aramak isterseniz ve her ikisinede aynı ceza verilirse..Takdir bana göre adalette değil..empati kurmakta..emniyetin önünden geçerken her zaman binanın üzerindeki o kocaman yazıya bakıyorum: "en büyük adalet vicdanınızdır." yani adalet'in şu nolu kanununa değil, 1 nolu vicdan'ın adaletine bakmak gerekmiyor mu?

Yurda girdim, bütün duygularım tepe noktamda..kızları çok özlemişim, herşeyi özlemişim..garip bir duygu.. yaydığım elektirik tuhaflaştı, onlarda beni çok özlemiş, hepsinin gözlerinden belli..Anne ve babaları ve kardeşleri km.lerce uzaklarında..o duyguyu iyi bilirim..birine dayanmak istersiniz bir abla'ya ihtiyaçları olduğunu anlarsınız ve o siz'seniz sorumluluklar büyük demektir..Dinleyici olmanız gerekir, sabırlı olmanız gerekir..ve herşeyden önce anlayış..bu anlayış'ın diğer adı nedir biliyor musunuz? Empati..her kim olursa olsun ve her ne yaşarsan yaşa, kiminle konuşursan konuş, onu kendi yerine koy ve dinle..çok şeyler biriktirmişler..herşeyden önce ikili ilişkileri ön planda..yani onlara göre Aşk..yada sevgi..sonra....birbirlerini anlayamamalarından kaynaklı problemler..hergün birbirlerini gördükleri için bazen anlamak istemiyorlar yada kabullenmek..sürekli eleştirmek, bir süre sonra kırmak ve uzaklaşmak..hepsi birbirine benzer şeyler yaşıyorlar..onları seviyorum bana benim gençliğimi hatırlatıyorlar kabul yaşlı değilim ama onlar kadar da genç değilim..yinede onlara göre buna tepkili itiraz ediyorlar "güüçin abla lütfen 40 deme niye sen insanlara 28-30 demiyosun biz seni hiç öyle görmüyoruzkiiiii :) gülüyorum devam ediyorlar "ama öyle kim inanırki sana" inanmazlar tamam da içim diyorki "itte yaz'a çıkar ama yediği ayazları bilir" sesimi çıkarmadan dinledikten sonra  fikrimi sormaları son derece onurlandırdı..Bu çocukların beni kabullenişleri bir yana düşüncelerime değer vermeleri gerçekten çok duygulandırdı..sonunda sohbet edebilmenin tadını yaşadım kısa zaman içinde..Yemek sonrası Vazgeçilmez Türk kahvesini ellerinden içmekse ayrı bir keyif..söylemem gerekenleri hiç bir zaman nasihat olarak anlatmadım, çünkü ben nasihati oldum olası sevmedim..bu yüzden hepsine söylemem gereken tek gerçek vardı:

-doğru'yu bulmak çok zordur, çabuk gözden kaybolur sizin onu yakalayabilmeniz için bir sürü yanlış yollara girmeniz gerekiyor, hata yapa yapa, doğruya ulaşacaksınız ve yanlışlar karşınıza çokca çıkacak, birgün anladığınızda bir yanlışı fırlatıp atmış biraz daha doğruya yaklaşmış olacaksınız tıpkı benim gibi diyerek gülümsedim.. anlaşılmak güzel birşey ama daha güzeli onların anlayıp kabul etmeleri..bu sene biraz daha olgunlaşmış gördüm, biraz daha duygusal olduklarını, ve her fırsatta çok özlediklerini..
Oradan çıkıp arabayla eve gelirken şöyle düşündüm:
"yönetici olmak, dersler alınarak profesyonel anlamda yapılacak bir deneyim değildir..İdareci ve yönetici iseniz; siz her zaman "siz" olmalısınız..olduğunuz gibi..biraz sanat, biraz anlayış, biraz beceri..bazı şeylerin sertifikası yoktur..o sertifika sadece yürek işiymiş"
Gece yarısı yazmayı seviyorum...böylesi daha içten oldu..

iyi geceler..