music

23 Ekim 2013 Çarşamba

beta sevgisi..


Bir kaç gündür kendimi halsiz hissediyorum yok aslında fiziksel halsizlik değil, ruhsal halsizlik..

Neredeyse 3 ay önce öylece boş gördüğüm fanusun içine bir balık lazım olduğunu düşünüp babamdan bana beta almasını istedim, ne renk olsun diye telefonda sorunca, -kırmızı dedim, bırak üç kuruş fazla olsun..bir kaç saat sonra evimize yeni bir aile ferdi katıldı. Tabi hazırlığımı yaptığım için balığımız yerini almış oldu. fanusun etrafına mum ve gerçek bir büyük deniz kabuğu şeklindeki gece lambamı da yerleştirince çok da güzel oldu. Ha; süs olsun diye almadım merak etmeyin, bakmak istediğim için..Bilirsiniz beta'lar tek başına yaşayan ve cinsinden olan başka bir balık geldiğinde karşısındakini öldüren bir tür olduğu için özellikle istedim. Bir kaç hafta yemini verdim, suyunu değiştirdim bakımlarını yaptım, balık bildiğiniz balık işte..yani öyle düşünüyordum.



Taa ki; bir gün yan koltuğa oturduğumda bana doğru yaklaşıp baktığını anlayana dek..Gözlerim balığa bakarken parmağımı gezindirdim, önce kaçar gibi yaptı, korktu sanırım dedim başımı kitaba gömüp okumaya devam ettim, bir kaç dakika sonra hafifce başımı kaldırdığımda tekrar aynı noktaya gelip benim ne yaptığıma baktığını gördüm, uzunca bir süre öylece ona baktım..Bir kaç gün daha geçti yine aynı koltukta kitap okuyorum bu gelmiş yakınıma yine bakıyor, parmağımı yavaşça fanusa değdirip gezindirince parmağımın yönüne doğru gidip gelmeye başladığını fark ettim içimden de; -uzunca zamandır balık beslemiyoruz acaba ben mi yanılıyorum balıklar öyle parmak dokundurmaya gelmez kaçarlar ama bu niye böyle? yoksa kaçmazlarmı diye geçiriyorum, dikkatimi çekti, ertesi gün yemini verirken parmağımı takip ettiğini yemi attığım an bir köpeğin topu tutmasındaki refleks gibi anında yemi kapıp yediğini fark ettim. Bir zaman sonra odaya girdiğimi görünce dans eder gibi suyun içinde hareket ettiğini, ben oturup kitap yada bilgisayarla uğraşınca beni izlediğini, yatınca onunda uykuya daldığını gördüm -Allah Allah bu nasıl bi balık yahu diyorum kendi kendime, bir gün annemi çağırdım gel bak izle neler yapıyor gör dedim geçtim fanusun dibine oturdum beni görüp yanıma geliyor, sanki çok sevindiğini belli eder gibi çırpınıyor, suyun içinde tur atıyor yine bana gelip bakıyor burnumu fanusa yapıştırınca deliler gibi dönüyor ellerimi çırpıyorum çıldırıyor :) sonra gel diye kafa işareti yapıyorum inanması güç değil mi :) ama şahitlerim çok gerçekten çok ilginç bir durumla karşı karşıyayım geliyor öpücük kondurduğum yere yaklaşıyor, bakıyor, annem şaşkın şaşkın bakıyor bir yandan -hayret bişey diyor ve bir gün inanması güç dedim ya, öptüğüm an onunda ağız kısmının cama değdiğini fark ediyoruz bir basamak üste çıkıp ona yem verirken suya atmayıp elimden almasını bekliyorum ve parmağımın üstünden yemini aldığını görüyorum mucize gibi, inanması eminim çok zor, eğitimli köpek gibi bir balığın bunları yapması belkide inanması çok zor imkansız belki ama bu bir gerçek..bilmediğim tek şey bir betanın yada herhangi bir balığın anlattığım şeyleri yapıyor yada yapamıyor olması.. bilmiyorum..Petshop'a gittim bir kaç hafta sonra durumu olduğu gibi anlattığımda karşımdaki çocuğun şaşkın şaşkın -ben on yıldır bu işi yapıyorum bir balığın böyle şeyler yapması inanılmaz deyişi..sanırım aklımın yerinde olmadığını yada hayal gördüğümü düşünmüş olabilir ama aklımla zorum henüz yok, gayette iyi çalışıyor sonra şahitlerim oldu arkadaşlarım, eş dost gördü bayrama yakın ona akvaryum aldım tam techizatla donattım istedimki rahat etsin bayramın 3. günü balığım bu arada adı *şıpıdık* mantar oldu ölecek diye aklım çıktı melanet şahsiyetin biri de-bu ölür çok yaşamaz deyince canım acaip sıkıldı hemen akvaryumdan alıp fanusa yerleştirdim sabaha kadar gözümü kırpmadan koltukta uyandım, kör vakit petshopa girip durumu anlattım çocuk umutsuz mantar ilacı verdi hemen geldim eve, misafir falan umrumda değil; gözümü ayırmadan bebeğe bakar gibi bakımını yaptım, halen de yapıyorum.

Bazen sevgi, fanusun içindeki bir balıkta saklı olabilir; onunda beni gerçekten sevdiğini ve aramızda bilmediğim bir bağ olduğunu ıspat etti hem bana hemde aileme.. O, şu anda yaşıyor, ve bir kaç gündür daha iyi, çok daha iyi olacağını biliyorum çünkü mantar olduğu ve uyumadığım o gece uzunca zamandır ağlamayan ben, kendimi tutamadım. ona her baktığımı fark ettiğinde halsiz bir halde zorla fanusun dibinden kalkıp bana baktığında -ben iyiyim merak etme der gibi o hali içimi öyle acıttı ki; küçücük bir balığa böylesine bağlanabileceğim aklımın ucundan geçmezdi, şu an ellerimi çırpınca yine suyun içinde kıvrılarak dans etmeye başladı :) bu küçük kızla aramdaki o bağ anlatamayacağım ve belkide inanamayacağınız kadar gerçek..Onu çok sevdiğimi anlıyorum yoksa kolay kolay gözyaşı dökemem..

Son olarak size iki kitap okuduğumu söyleyeyim; biri -gerçeğe yakın göz çizim teknikleri kargodan bu gün aldım ve bitirdim, yazarı Sercan Arat (karakalem çalışmalarım için) bu arada onada buradan teşekkür etmek istiyorum, diğeri de; şibumi'nin yazarı ismini sır gibi yıllarca saklayan kod adı, -trevanian, gerçek adı; Rodney William Whitaker olan çok zeki bir yazarın okuduğum 2. kitabı -Katya'nın yazı isimli romanı ellerimin arasında..Oldukça seri ve sürükleyici olan bu hikayeyi bitirdikten sonra küçük bir özet geçeyim istiyorum.

Ve bazen sessiz dostlarımla birarada zaman geçirmek ruhuma çok iyi geliyor; meditasyon ise uyumadan yaptığım en huzur ve haz aldığım son şey..size yürekten tavsiye ediyorum, eminim çoğumuzun buna ihtiyacı var..
sevgilerimle..