music

15 Eylül 2013 Pazar

bu aralar..


En güzel yazılar gece yarısı yazılanlardır der yazarlar, sanırım çok daha dingin ve huzur verici saatler olduğundan bende gece yazmayı ve okumayı sevenlerdenim.

Odamın içi bir dolu kitap yığını :) ve öyle maymun iştahlıyımki daha kapağını açmadıklarım varken, karanfil sokak, sahaflar çarşısı, d&r,  seyyar v.s. gördüğüm her kitapçı tezgahının önüne kendimi dar atıyorum. Kitap okumasını sevenler de benim gibi mi bilmiyorum resmen kendimi kaybediyorum zaman orada dursun da ben hepsini ellerimin arasından geçiriyim istiyorum üstelik acaip de bi durum beliriyor; mutlaka her kitabın bir sayfasını gelişi güzel açar içimden -bu kitap benim için ne mesaj verecek diye saçma bir düşünceye kapılır, eğer gerçekten elektriğim tutuyorsa ki; bu çok tuhaf bir düşünce belki; cümle yada olay dikkatimi çektiği andan itibaren bilirim ki o kitap artık benimdir..



Prensibim haline getirdiğim en önemli durumsa; hayatta gördüğüm cisim nesne yada insan her şeyin bir elektriği olduğuna inanışım. Kitap da bana göre yaşayan bir canlı bilmem şimdi bana gülen -bu kız kafayı mı yemiş diyen varsa :) ki olabilir bu çok ince hesap işidir arkadaşlar kütükleme dalıp olaya kafa yormayanlar derhal sayfamı terk edebilir yada merakı varsa ne demek istiyormuşum gözleriyle okuyup mantıklarını çalıştırmalarını rica ve hatta istirham ederim...

Paslanmadığı yada çürümediği her nesne yaşayan bir canlıdır, bu bir gazete olabilir yıllardır kullandığınız tencere olabilir geçen yıl yazdığım bir yazıda da değinmiştim araba yada elektrik direği de olabilir bu tür cisimler hammaddeden mutasyona uğrayıp farklı bir şekle bürünse bile şöyle mantıken düşündüğünüzde ağacı kesiyorsunuz onun öldüğüne inanıyorsunuz görüntü itibariyle haklısınız ama o odun parçası haline geldiğinde bile canlı kalabiliyor sonuçta yanmamış sadece işlenmiş, farklı bir cisme dönüşüyor ve ellerinizin içinde kitap olarak dolaşıyor. Sanıyor musunuz ki o kitap cansız bir varlıktır :) değil arkadaşlar daha derine inmek istemiyorum araştırabilirsiniz minicik bir atom parçasından başlayarak diye küçük bir tüyo verebilirim..

Ve devam edeyim, hayatın tüm yorgunluklarını atmaya çalışıyorum dinleniyorum okuyorum, düşünüyorum, anime film hastası olduğum için anime dizilerimi izliyorum her Türk vatandaşı gibi ev işlerimi itina ile yapıyor dış işlerini tıpkı bir osmanlı erkeği gibi hallice yoluna koymaya çalışıyorum.Dahası karakalem çalışmalarıma devam ediyorum bitirdiğim bir resmim vardı takip ettiğim bir sayfaya göndermiştim ama öylesine, hiçbir düşünce gütmeden tabii. Allahım inanamadım bir dolu beğeni ve süper ötesi yorumları görünce şok oldum, üstüne birde 2 yerden teklif gelince arkadaşlar neye uğradığımı şaşırdım biri kasım ayında çıkacak olan bir öykü için 19 adet resim çizme teklifi bir diğeri de; iranlı bir hatunun resmini çizmemdi iranlı hatuna henüz cevap veremedim çünkü elimde  bitmesi gereken bir iş var fakat kitap olayına hocamın destek ve onayını alarak işe başlama startı verdik :) e bundan güzel bir durum olamazdı benim için...

Eylül ayını her zaman sevdim, şimdi gibi...ılık bir esintinin koluna girmiş sıcak güneş üzerinizde gezinirken farklı bir his değişik bir duygu yaşatıyormuş gibi geliyor bana..eylül ayının naif bir yanı var: sizi yormaz, üşütmez ama terletmezde..şiir ayıdır, duygusal bir aydır, hassas bir aydır tabii yine bana göre :)

Yoga ve reiki'ye her gün olmasa da zaman zaman yer ayırmaya çalışıyor farklı konuları araştırıp, bir basamak daha tırmanmaya debeleniyorum..insanın bir uğraşısı olması gerektiği düşüncesindeyim o yüzden güzelliğe değil, beyne baktığım için kalabalığın içinde zaman zaman yalnız olduğumu hissediyorum..

bu güne not düşülecek son şeyse; fazlaca bilinmeyen o efsaneyi araştırmaya devam ediyorum,üstteki resim hala bitmedi ve değerli birine hediye edilecek umarım beğenir diyor; tüm dost ve sevdiklerime sevgilerimi yolluyorum, enerjinizi kaybetmeyin ;) iyi geceler..