music

27 Ocak 2013 Pazar

Osman Hamdi bey..-1-


Kaplumbağa terbiyecisini bitirdiğimde gözlerimi tavana dikip başından sonuna kitabın içindeki hikayeyi düşündüm sonraki günlerde daha derin bir araştırmaya girip hadi dedim es geç aklındaki araştırmayı Osman hamdiyi bi anlat bakalım..Malatya güzeli ilkokul öğretmenim bize her kitabı okutturduğunda -o kitabın özetini çıkarın getirin bakıyım ne anlamışsınız dediğinde çok zoruma giderdi deftere sayfalarca özet çıkarmak..hakkını vermek lazım malatya güzeli akıllı kadınmış. Bizde bu yolla hareket ederek zaman zaman sevdiğimiz ama ünlü insanların hayatlarını dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz tek farkı antoloji mahiyetinde değil, hafiften masalımsı ;) e başlayalım o zaman...


Osman Hamdi; 1842 yılında İstanbulda doğmuş aslında bana göre pargalı ibrahim gibi devşirme gibi bişey çünkü babası İbrahim Ethem bey Osmanlının yunanistanı işgali sırasında küçük bir çocukken diğer çocuklar gibi köle olarak istanbula getirilir ve satılmak üzereyken büyük bir şans eseri Koca Mehmet Hüsrev paşanın evlatlığı olarak himayesine girer ve aslına bakarsanız Koca Hüsrev paşa'da abaza asıllıdır silsile zincirleme misali balık taa başından beri devşirmedir de; biz osmanlıyı Türk biliriz bunu yazan ben bile kökenimi araştırdığımda neslimin son derece melez olduğunu bilirim bi taraf mısırdan bi taraf rusyadan gelip Türkiyede birleşince ortaya bir karışık çıkıyor işte..Efendim; Koca Hüsrev paşa 3.selim döneminde kaptan-ı derya olduğundan ve çocuklara duyguğu sevgiden dolayı 10 kadar çocuğu evlatlık olarak alır ve durumu iyi olduğu için hepsini en iyi tahsillerde okutup yetiştirir. İbrahim Ethemide o dönemlerde dünyayın en saygın ve en iyi eğitimi Fransa verdiği için oğlunu okuyup yüksek tahsilli yetişsin diye parise gönderir ve İbrahim Ethemde babasının yüzünü kara çıkarmaz, adam gibi madencilik bölümünden başarıyla mezun olup ülkesine döner. Bir süre sonra iyi bir ailenin kızı olan Fatma hanımla flörtün bilinmediği 19.yüzyıl osmanlısında görücü usülü evlendirilir.
Kısa süre sonra dünyaya kim gelir :) evvet Osman Hamdi tabiiki..30 aralık 1842 yılında doğan Osman hamdi yay burcudur ve Atatürkle arasında 39 yaş fark vardır. Baba ibrahim ethem bey oğlu 18 yaşına geldiğinde tıpkı kendisi gibi evladınında en iyi şekilde eğitim alması için onu fransa'ya hukuk eğitimi alması için hazırlıklar yapıp gönderir. Osman Hamdi Parise adımlarını atar atmaz ilk dikkatini çeken şey büyük caddelerin orta yerine dikilen devasa heykeller ve başları açık güle oynaya yoldan geçen kadınlar olur. Kendi ülkesinde kadınların yüzünü görmenin suç ve günah sayıldığı bir dönemde böylesi bir ülkede bulunmanın büyük bir nimet olduğunu o anda anlamıştır.
Başlarda hukuk dersine sıkı sıkıya sarılmışken; bir gün sanat akademisine yolu düşer oradaki öğrencilerin eğlenceli ve keyifli halleri dikkatini çekince resme merak salar; doğal olarak hukuk okuduğu okulun yolunu bir süre sonra unutur düşününce aslında yapmak istediği tek şeyin resim olduğunu anlayan Hamdi önceleri babasından bu durumu saklasada sonunda gücünü toplayıp tarihi kararını bir mektupla anlatmaya karar verir.İbrahim Ethem beyin nasıl cevap vereceğini merakla bekler ve bir kaç hafta sonra cevabı gecikmeden gelir -nasıl okursan oku ama oku ve eğitimini tamamlayıp ülkene dön !! Osman Hamdi bu cevaba çok sevinir üstelik Maria adında Fransız bir kıza da aşık olmuştur. Pariste yaşadığı o yıllar Osman Hamdinin hayatında en heyecan verici dönemler olur. Hiç vakit kaybetmeden  dönemin en ünlü okullarından beaux art'a kaydını yaptırmak ister fakat bu okulun sanat bölümünde, yabancı öğrencilerin eğitim alması söz konusu değildir. Dikkatini Jean Leon Gerome ve gustave bolander'a odaklar; bu üstadların tabloları daha fırçanın son darbesiyle birlikte anında satılmaktadır. Gerome'yi tüm öğrenciler çok sevmektedir hocanın bütün dersleri  kahkahalar ve neşeyle geçer. Osman hamdi kaydını yaptıramaz ama tüm çabaları sonucunda okulun aldığı kararla konuk öğrenci olarak derslere katılmaya başlar. Çok mutludur; zaman içinde hocası olan Gerome'nin de dikkatini çeker bu doğulu esmer adam..Ayrıca kusursuz Fransızcasıyla herkes tarafından çok sevilir.
Geromenin 1887 yılında çizdiği en ünlü tablosu; Halı Tüccarı'dır..bu tabloya her baktığımda tuhaf bir gizem barındırdığını düşünüyorum siz ne düşünürsünüz bilemem bakınız efenim;