music

16 Ocak 2013 Çarşamba

Tefekkür..



Düşünce dünyasına girmem gerektiğini öğrenmek uzunca bir zamanımı aldı..Derlerdi büyüklerim ‘Allah’ın işine karışılmaz,sual olunmaz’ bu yolla hareket ederek uzun yıllar hiçbir şeyi sorgulamadım ne gördüklerimi,ne dinimin gereklerini,ne çevremi,ne ruhumu ne de ibadeti..Sonra bir gün..



Gökyüzüne bakmak büyük huzur veriyordu bana..Ruhumun bazen insanlardan yana sıkıldığı anlarda gözlerimi yukarı çevirir,düşünmeden bakardım.Bu sayede bir nebze rahatladığımı, ve bir parça içimdeki insanın huzur bulduğunu düşünürdüm..Derken…derken ve derken…büyüklerimin dediklerini düşünmeye başladım..Hiç şüphe yokki Rabbimin işine karışılmaz..ama sûal edebilirdim..Anlayabilmem için..’Acaba insanın kendi içinde soru sorması günah mıydı..’ Bulmak..aramak,sormak…Allah’ın yaptığı işleri sorgulamıyorum peki neden kocaman bir çemberi kapsıyor sual olunmaz kelimesi..Bir yanlış daha vardı..Beyaz kaneviçe işlemeli çantanın içerisindeki dokunulması yasak olan o kitap sadece duvarda asılı durması için miydi..İşte bir hata daha..Onlarda büyük atalarımdan gördüklerini uyguluyorlar,eğer dokunursan,çarpılırsın diyorlar,duvardan inmesi ve okunması nadir olan halbuki sadece insanlar okusun ve anlasın diye gönderilmiş bu değerli hazineden hem kendilerini hemde bizleri mahrum bırakıyorlardı..Düşünüyorumda..onları suçlamıyorum..Kendime kızıyorum neden kendime soru sormakta bu kadar geç kalmıştım..Neden her şeyi çok geç öğreniyordum..ve hala da öyle kabul ediyorum..Fakat 2005 yılından itibaren hayatımda çok şey değişti..Korkak ve çekingen olan sıradanlığım noktayı koydu kendine..Ve yürümeye başladım,adımlar attım,öğrenme hevesimin hala bir yerlerde saklı olduğunu bilirdim..ben ona sadece –çık dışarı dedim..Ne kadar kitap okudum yada okuyorum saymadım..güzel bir arkadaş edinmiştim kendime ve sayfaların renklerine bakmaksızın okuyordum..sanki susamış gibi..Bir sabah gökyüzüne bakarak adımlarımı attım..Ve sorularım başladı..

Ağaçlar filizlenip çiçeklere dönüşmüştü ve hafiften bir rüzgarın içime işlediğini hissederek titredim..Rüzgar dedim..Nereden geliyor..Ağaçlar otomatiğe bağlanmış gibi her nisanda yeşil bir renkle donanıyor,yaprak oluyor,çiçek açıyor,bir süre bekliyor,demleniyor sonra meyvesini veriyor..Ellerim gözüme ilişti arkasından..baş parmağımın hemen yanında ördeklerinki gibi bir perde vardı..peki ama neden diğer parmak araları gibi değil dedim..parmaklarıma bakıyordum,avuç içime..

Allahım dedim..Nasıl böyle muntazam bu kadar güzel, böylesine kusursuz yaratıyorsun..Sen hiç üşenmeden dünyaya farklı mevsimler veriyorsun,o yüzden ben üşümenin ne olduğunu rüzgardan öğreniyorum..İnsan içine döndüğü anda biraz çevresiyle irtibatı koparmalı diye düşünüyorum..Ardı arkası kesilmeyen sorularımı araştırıyordum,hem mantığım hem okuduklarım bana zaman içinde bir kelimeyi öğretti..Tefekkür…yani eski Osmanlıdan,eski Türkçeye dayanan Fikr kelimesinin türemiş hali..Fikir edinmek,düşünmek..anlamak,sormak,ibadetin bir tatlı manası..Belki her gece yada gündüz aklıma gelmesede çoğunlukla geceleri düşünüyorum..Gözlerimi,bana verdiği elleri,ayak parmaklarımı,camdan dışarı baktığımda asma dalını,elma ağacını,çimenleri..Nasılda ahenginde ve yerli yerinde yaratmış Yaradanım..Kaya dibinden fışkıran mor,sarı,yeşil çiçekleri..Allahım sen can veriyorsun tüm bunlara..biz onların seslerini duyamıyoruz ama eminimki kuşlar gibi işte o kaya dibindeki çiçekde sana şükrediyordur..Ya ben neresindeydim tüm bu olup bitenlerin..Bana düşünme yetisini veren sen iken kullanmasını bilmeyen bu akılla yıllarca nasıl yaşamışım..Bir bebeğin doğum anı..Ana rahmine düşüp,orada beslenmesi..yani bir insanın içinde büyüyen ve dünyaya gelen başka bir insan..hepsinin birer mucize olduğunu düşünüyorum..Rabbimizin mucizesi..ve sonra insan kendini düşünüyor,yaptıklarını..Bu güne kadar aklımda yaptıklarımın özellikle iyilik manasında hiçbir zaman hesabını tutmadım üstelik şunu kendime prensip edindim..Asla yaptığın iyiliklerin iyilik olduğunu düşünme..onun sana sevabı olabilir ama defterimde sevap var deme..gel sen günahlarını düşün..pişmanlıklarını..Kul, onu yaratan Rabbi ile konuşabilir…zaten her şeyi bilen güzel Allah isterki kulu da,diliyle olmasa bile gönlüyle itiraf etsin,yada anlatsın,paylaşsın..Tefekkür..Tüm güzellikleri görebilmek demek değil sadece…Tefekkür her şeyinle,iyiliğin ve kötülüğünle çekinsende,korksanda yinede konuşmak..laf olsun diyemi..tabiki öyle olmaz..İçinden gelen o şevk ile aşk ile,yürek ve gözyaşı ile..

Kim zerre kadar hayır yapsa onu görür,kim zerre kadar şer yapsa, onu görür..İşte bu cümlede saklı insan..gözyaşını veren,gülümsemeyi de veriyor..güneşi gösteren,yıldızlar görünsün diye karanlığı da gösteriyor..Maneviyatın en güzel yanı,parayla satın alınamayacak kader değerli olmasıdır..değerli olan nedir…Huzur..

Tefekkür bu mudur..derine inilecek olunursa çok daha fazlası…ama fazla uzatmadan bu kadar..

Unutmadan…Şükretmek düşünmemize neden olan,bizi yaratanın istediği tek şey..Onu anmak..sevgi ile..Şükürler olsun..sevgilerimle..