music

9 Ocak 2013 Çarşamba

Gözyaşı Şişesi..



Asırlardır farklı medeniyetlerce farklı zamanlarda
bazen ölünün arkasından dökülen ve mezara gömülen acı gözyaşları için
bazen savaşlara ve uzaklara giden baba ve kardeş için
bazende bir gün gelir ümidiyle bırakıp giden veyahut hiç ümit vermeyen sevgili için dökülen gözyaşlarını saklamak için yapılan zarif ince ve ufak şişelerdir.
Gözyaşı dolu olan bu şişeler, Osmanlı'nın o en güzel dönemlerinde sevginin, özlemin, hasretin bir göstergesiydi.


Günümüzde herşey gibi iyice dejenere olan gözyaşlarıda artık bu şişelere saklanmıyor ve hatta varlığı bile bilinmiyor, zamane duyguları ise; kısa süreli bir hüznün sonunda, bir kağıt mendile silinip buruşturularak bir köşeye atılıyor.

İşte bende bu bilinmeyen zarif şişen'nin oldukça güzel birde hikayesini paylaşmak istiyorum:

Mezomorta Hüseyin Paşa seferden döndüğünde hanımı Hanife Hatun Hüseyin Paşayı kapıda karşılar.
Beklerken biriktirdiği göz yaşlarını Hüseyin Paşanın ayaklarının dibine kapı eşiğine döker.
Hüseyin Paşa basmaya kıyamaz ve Hanife Hatun'un elinden aldığı şişeden bir damlayı Hanife Hatun'un yanağına damlatır
Daha sonra ordaki damlayı dudaklarıyla alır:
-Allah senin hasretini bir daha göstereceğine şu damlaya muhtaç bıraksın razıyım der ve sarılırlar..
:) Ne olurdu, Osmanlı'dan bu güne bir parça aşk kalsaydı, damlasıyla beraber..