music

11 Kasım 2012 Pazar

yol arkadaşım-12


Suat o günden sonra haftada 2-3 kez sevil ablanın yanına gelmeye, benimse sesim günden güne tanınmaya, artık radyoevi de, radyoya misafir olanlar ve tüm dinleyicilerde alışmaya başlamışlardı. Ailemi çok özlüyordum, evimin kapısından içeri girdiğimde gördüğüm o boşluğu düşünebiliyor musunuz...


Bir gün sevil abla yanıma gelip özel olarak konuşmak istediğini söylediğinde anlamıştım suat'ın bana olan ilgisini nasıl anlamayımki; ne zaman gelse sevil abla beni arayıp bir iş bahanesi buluyor yada sohbet etmek istiyor, onu kırmayıp yanına hiç bir şey bilmiyormuş gibi gidiyordum. Suat her defasında bana takılmadan duramıyordu, mutlaka ortaya atacak bir konu bulup, kızdırmak için elinden geleni yaptı :) tabii tüm bunlara gülümsemeden geçemedim. O gün sevil abla suatın bana olan ilgisinin ciddi olduğunu ve müsait bir akşam birlikte yemek yeme teklifinde bulunduğunda bir yanım korktu, diğer yanımsa çok heyecanlandı.
Suat....kara gözlü derin bakışlı esprili  adam..
Ve Bir akşam yemeği tüm hayatımı değiştirdi....
Çünkü o akşam sevil abla yanımızda değildi, bir bahane bulup masadan çaktırmadan kalktığında kalbim çarpmaya başladı, Suatla başbaşa kalınca ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemedim, hak vermelsiniz ki; o güne kadar hiç bir erkeği sevmedim, kimseyle flört etmedim, neredeyse tüm arkadaşlarımın sevgilisi varken, ben anneme verdiğim sözümün peşinde koşup yurda gelip ders çalışıyordum. Kalbim çarpmadı hiç kimse için taa ki; Suat'ı görene kadar...
Yemeğimizi yemiş, son olarak bir kahve içip kalkacaktık, telaşımı anlamış olmalı, her zamanki esprileriyle beni biraz olsun yatıştırdı, öyle güzel sohbet etmiştikki zamanın nasıl geçtiğini bile anlamadım, bi ara çok komik bir fıkra anlattı gülmekten karnıma ağrılar girdi kendime gelemeden pat diye, birden bire;
-Aybala...küçük hanım :) dedi gülümseyerek o tebessüm ona nasıl yakışıyordu anlatamam. Derin koyu bakışları yüzümde gezinirken, başımı önüme eğip utandığımı ondan saklamaya çalıştım ama sanki, hislerimi ele geçirmişcesine;
-korkma Aybala, sakin ol dedi...Nasıl sakin olayım? ellerimi masanın altına sakladım tıpkı utancımı sakladığım gibi..
-Kaldır ellerini koy masaya derken sabitlenimşti bakışları
-ama öyle daha çok korkuyorum dedim..
-korkma, seni yemeyeceğim küçük hanım kolun sende kalsın sadece ellerini masada göreyim yeter dedi
titreyerek çıkardım masanın altından sağ elimi..
-sana küçük bir hediyem var kabul edersen...
-neden kabul edeyimki?
-çünkü...dedi durdu..sonra boğazını temizledi, hafif tebessüm ederek devam etti ...çünküüü...ben bu küçük hanımı çok sevdim...
yüreğimden usulca bir şey aktı gitti......
yüzüğü parmağıma takarken kalbim sanki..sanki duracak gibi oldu..

Üç ay sonra......

Nişanlandım :)