music

4 Kasım 2012 Pazar

yol arkadaşım-11


Çocukken duyduğum korkular geldi aklıma, birden bire onları karşımda görünce çok şaşırmıştım yanlarına gittim, yüzlerine baktım o an kendimi çok mahcub hissettim sanki kabahat işlemişim gibi..İkisi birden bire bana sarıldı babam -tebrik ediyorum seni kızım ne çok sevenin varmış diyor annem -bizi utandırdın çocuğum yolun açık olsun deyince şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim -sen her zaman olgunsun, hassassın bizde senin başına bir şey gelsin istemeyiz koca memleket burası iti var kurdu var bir başına nasıl yaparsın diye düşünüyoruz umarım anlarsın sende bizi mutlaka bir gün evlenip yuvanı kuracaksın dedi babam..sesimi çıkarmadım elimde çiçeklerle eve döndük.
Ertesi sabah kahvaltımızı yaptık annem çantaları toplamıştı oturma odasına çay servisi yapıp yanlarına geldim ve bir açıklama bekliyorlardı doğal olarak..


-Anne, baba.....siz haklısınız bir gün mutlaka doğa kanunu gibi evlenmem gerektiği düşüncesindesiniz, ama dediğiniz gibi o bir gün belki...ama şimdi beni sizin anlamanızı bekliyorum benim için henüz çok erken, kapımı evleneyim diye kapatamam bu kapı benim hayatım, açtığımda ilerlediğim yol çok zorluydu hala da öyle..Fakat bir gün emin ol anne, istediğim yere geleceğim sabırlı olmanızı istiyorum dedim ve sustum...
-tamam dedi annem, bizde babanla bir karar aldık, senin her zaman yanındayız aldığın karara da saygı duyduk fakat bilesinki; biz mutlaka senin en kısa zamanda hayırlı bir insanla yuva kurmanı istiyoruz bu nedenle geldik, baban seni alıp götürmek istemişti amaa; radyodaki konuşmandan sonra ikna etmek bana düştü dedi hafif tebessüm ederek...

Öğleden sonra onları terminale bindirip Radyo evine dönüyorum, metro merdivenlerinden hızla inen adamın telaşı dikkatimi çekti ona bakıyım derken ayağım kaydı tam trabzanlardan tutunmaya yeltenmiştimki kolumdan biri tuttu -dikkatli ol küçük hanım !!! ani bir refleksle dönüp baktım 30-33 yaşlarında kapkara gözleriyle bana bakıp sırıtan bir adam -çek elini çocuk değilim diyerek kolumu sert bir biçimde çektim
-meraklı değilim seni tutmaya, üstüme düşecektin neredeyse mecbur kaldım dedi ve önüme geçip merdivenleri bir hışım çıktı, teşekkür etmek istedim ama edemedim, Radyo evine gelip kapıdan içeri girdiğimde şaşkınlığımdan ağzımı kapatmayı unutmuş olmalıyım sevil abla'nın yanına seyirtip oturan çocuk az önce metroda koluma yapışan adamın ta kendisiydi utancımı kapatmak için hafif tebessüm edip -teşekkürümü beklemedin dediğimde sevil abla bakakaldı öylece -beklemeye gerek yoktu teşekkür edecek biri gibi görünmedin gözüme
-O kadar görgüsüz görünmüyorum herhalde edecektim bekleseydiniz
-kaç dakika derken yine aynı sırıtma belirdi yüzünde, tam gerilmeye başlamıştımki; sevil ablanın o şaşkın hali ve sorusuna verilecek bir cevap lazımdı
-yahu n'oluyor siz nerden tanıyorsunuz birbirinizi haa?
-sevil abla ben metrodan çıkarken demeye kalmadı ağzıma lafı tıkadı sersem şey;
-abla bu kız ağzı bir karış havada dolanırken ayakları dolandı düşmesin diye kolundan tutmamla beni terslemesi bir oldu hepsi bu, tabiiki tanımıyorum nerden tanıycam (yine o sırıtış işte)
-sevil abla tanımıyorum bu arkadaşı ama teşekkür edecek vakit bırakmadı bana kimdir nedir bilmiyorum şimdide burda karşıma çıktı işte...
sevil abla kikirdeyerek ikimizinde yüzüne baktı
-şaşkınlar sizi :) Aybala'cım tanıştırıyım kardeşim suat, suatcım bu kızımız da radyomuzun yeni tomurcuğu Aybala..sanırım bu tesadüf sizi birbirinize düşman etmekten kurtarmış oldu öyleyse gel hadi bizimle bir çay iç aybalacım sonra işlere dönersin...
-sağol sevil abla ama acilen yapmam gereken bir işim var bitince geliyim olmaz mı?
-tamam seni bekliyoruz o zaman..
Yukarı çıktım kıpkırmızı olmuş yüzümle doğru lavaboya girip aynaya baktım
-salak N'olacak ağzım açıkmış, sensin ağzı açık tutmasaydın o zaman....napıyorum ben burda kendi kendime konuşuyorum derken yüzümde beliren sırıtış tıpkı onunkine benziyordu, neydii, suaat :)