music

9 Eylül 2012 Pazar

metal uyuşması


Hiç sokak lambalarını düşündünüz mü?
her akşam sokağımızı aydınlattığı gibi, bizlerede ışığıyla yol gösteren uzun boylu lambaları..sabah işe koşma telaşesinden akşam dönüşü yorgunluk ve düşünce karmaşasından gözümüzün önünde duran ama hiç fark edemediğimiz koca direkleri? eminim kimsenin aklına gelmiyordur, o vazifesini yaparken...
O, vazifesini yaparken belki 20-30, belkide 40-50 yaşındaki lambalar neleri görüyordur dersiniz, neleri görmezki..bizim görmediklerimizi desek..evet..bir metal parçası minik bir bebeğin doğum sonrası eve babasının kucağında girerken görüyor, her sabah önünden bir telaş koşuşturan memuru, dükkanını açan esnafı bisikletiyle oradan oraya sürüklenen çocukları, bakkala giden bir anneyi, balkondan seslenen yeni gelini, tepesinden geçen kuşları, yanına yaklaşmaya çalışan sivrisinekleri :) eveet yaa neleri görmüyorki..


bir insanın ömrü, bir elektrik direği kadar değil diye düşündüm akşam köşe başındaki sokak lambasını gördüğümde..O beni her gün türlü hallerle görüyorken, aklımın ucundan dahi geçmeyen ışıklı uzun lambanın nasıl bir ruhu olabileceğini düşünür müsünüz? nereden aklınıza gelecek, hem ruh dediğin insanda bulunmaz mı? kesinlikle hayır..Metal dediğimiz bu lamba aslında bizim gibi capacanlı bir varlığın ta kendisidir..kanı yok belki, dili de yok konuşsun ama canlı olduğuna emin olabilirsiniz..bir metal paslanmış ve un ufak olmuşsa bilmelisinizki, o bu dünyadaki görevini tamamlamış ve ölmüştür, saçmalık olarak düşünmeyin metal nelerden oluşur diye google efendiye sorduğunuzda size atom zerreciklerinden başlayacaktır :) aklınız mı ermedi söylediklerime..tamam şöyle bir örnek vereyim: gittiniz sıfır km. veya 2. el bir araba aldınız bir hafta sonra sizi yarı yolda bıraktı, kısa süre sonra arızalandı, arkası kesilmedi sıkıntı üstüne sıkıntı olmaya başladı -yahu galeriden sıfır aldım nasıl arıza yapar anlamıyorum diyenlerimizde çıkacaktır, diyelim 2. el bir araba aldınız fakat bir önceki sahibi arabanın dilini bildiğinden size adını teminat verecektir bir sıkıntı yaşamayacağınıza dair ama noterden çıkıp kontağı çevirdiğinizde tık çıkmayacaktır, belki bir kaç hafta sonra -kul yapısı 3 civata olur normal dediğiniz bu arızalar sizin canınızı sıkacak, sonrasında baş edemeyip satmaya kalkacaksınız :) olur mu, olur ve olmuştur..
Metal uyuşması burada başlıyor, bir insan, dostunu sevdiğini nasıl anlar elektrik meselesi diye kurduğumuz cümleyle :) kafa yapınızın uyuşması gönül bağınızın birbirini tamamlaması gibidir metal uyuşması, aldığınız arabanın metaline dokunmanızı öneririm emin olun saçmalamıyorum :) metalin sizi sevmesi, sizinde onu bir insanı sevmeniz gibi olmalıdır. arabanızı severek almış olabilirsiniz ama ya araba sizi sevmişmidir -yahu ne diyorsun sen, ne yani yok birde iki laflayalımmı diyorsunuz :) aynen öyle..
Metallerimiz uyuşmadı cümlesini kurarız zaman zaman..işte o metal sizin aldığınız bir çamaşır makinesi, bir televizyon bir telefon veya araba gibi ihtiyacımızı gideren cisimlerden oluşur, paslanmayan her cisim tahta gibi canlı varlıklardır..siz çiçeklerinizle konuştuğunuz gibi arabanızlada konuşabilirsiniz emin olun o sizi duyuyor olacaktır, sevgi ile kontağı çevirirken bir günaydın deyip dokunduğunuzda vereceği yanıt çoğunlukla -yarı yolda bırakmayacağım'dır. sokak lambası da metal değilmi? evet metal..hemde uzun süre yaşayan bir canlı..bizim görmediklerimizi gören aydınlatan, yol gösteren bu canlı yıllardır önünden geçen komşunuzun ölümünede şahit olacaktır, tıpkı doğum gibi..bir su damlası gibi canlıdır, beyin ve düşünce gücünü sevgiye dönüştürüp o sevgiyi ellerinizde birleştirip dokunursanız ve konuşursanız çok fazla arızalanan aracınız eskisi gibi sizi üzmeyecektir :) nereden mi biliyorum, deneyim...bence sizde deneyin..mutlaka farkı göreceksiniz, sevgiler..