music

13 Eylül 2012 Perşembe

düşsel avuntu..


günlük...

bir hikayenin peşindeyim yine, aklımdakilerle birleştirebilirsem, sanırım güzel bir şey çıkacak gibi ama kendimi veremiyorum konsantrasyon eksikliğiyle birlikte b12 kaybı var, şimdilik beklemeye aldım bazende diyorumki bir günde kendi hikayemi yazsam ortaya ne çıkar diye düşünüyorum, benim gibi bir melezin hayat hikayesi çok karışık.. ya gülmekten gözden yaş akar yada, yaşlar aka aka hüzne boğarım :) fakat bir gün hayalimde bir kitap var, olur mu olmaz mı bilmiyorum yazmayı çok isterim, ama ne zaman yaş 70 olunca :) o zamanda iş bitmişmi olacak  diyorsun günlük : ))) ehh  bir tutam akıl birazda ömür kalırsa inşaallah diyelim..



günlük...

hep bir köyüm olmasını istedim ama köysüz bir kül kedisiyim, tarladan sabahın güneşiyle sıcacık domates toplama özlemi var içimde..küçük kıtır kıtır salatalıklar ve taze biberler koparıp hiç yıkamadan yemeyi, bir bardak çay içmeyi, ağaç dibine kurulan sedirde oturup güneşe bakmayı, kitap okumayı ve perişan uyku uyumayı öyle çok isterdimki...ama 12 yıl önce çok sevdiğim bir arkadaşımın köyüne gitmiştim banyo olmadığı için 1 hafta kafamı kaşımış, tuvaletler dışarıda olduğu için karşıma fare çıkacak diye aklım çıkmıştı, bahçe kenarlarına duvar diplerine afedersiniz işte def-i hacet.. tel peyniri nasıl yaptıklarını öğrenmiş, üstelik tezek bile yapmıştım sakın tiksinmeyin, o koku mideyi hafiften sallasada ilkkez elime hayvan b*ku alıpta kalıba döküp duvar üstüne dizmek çok ilginç gelmişti..üstelik evlerde musluk olmadığı için köy çeşmesinde dişlerimizi fırçalamak ve elimizi yüzümüzü yıkamak için ineklerin su içmesini beklemek çok komikti köyün delikanlılarınında bizim dişlerimizi fırçalamamız tuhaflarına gitmiş olsa gerek çeşmenin etrafına dizilip bize bakıp bakıp gülmüşlerdi, orada hayvana ve insana anormal medenice bir eşitlik sunulduğundan ineklerin arkasında beklemiştik bu işler orda sırayla olurmuş :) hayvanın önüne geçip -bi dakka sütaş kardeş benim acelem var diyemiyorsunuz..yer yatağında yatmak çok keyifliydi, derenin kenarında ayaklarını sarkıtıp serinlemeksa ayrı bir keyif..ardından oraları görüpte şehre döndüğünde şehirleşmenin ne aptalca bir düşünce olduğunu anlıyorum..akıma entel köy efe köye karşı filmi geldi :)

günlük...

Zaman su gibi akııp gidiyor, bir bakıyorum sabah olmuş, bir bakıyorum akşam..o arada geçen zaman içinde bu güne kadar kendim için bir şey yapamadığım için üzgünüm, bir çok şeyi yarım bırakıp yol alıyorum hayata..hep bir koşuşturma hep bir acele hep bir telaş..durup içsel dünyama dönemiyorum..sadece şu an şimdi yazarken ayırdığım vakit hariç..hayattan bir anlam çıkarmam gerekirse çok şey söyleyebilirim ama bu derin bir mevzuu olur kısaca hayat iki iplikten ibaret biri benim elimde öbürü ilahi adaletin..olurda elimdeki ip bir yerden koparsa koptuğu yere düğüm atıp devam ediyorum o düğümlerinde kaderim yada bir dönemeç olduğunu düşünüyorum..akşam dönüş yolunda kamyon arkası yazılar okuyorum gülümsüyorum.. saman gibi tatsız tuzsuz bir durum...düşsel avuntular işte...

uyumam lazım...
birde uykudan önce bir adile teyze...
günlük...
masal dinlemeyi özledim..
iyi geceler...