music

19 Ağustos 2012 Pazar

bayram hikayem..


Anadolu'nun küçük bir şehri...
5-6 yaşlarındayım..
yaz gelmiş, ramazan ayındayız, anneannemlerin iki katlı ahşaptan evleri var öyle güzel, öyle şirinki;  üst kata çıkan tahta merdivenler ve korkuluklar yeşile boyanmış, alt kattaki odanın içinde pencerenin dibinde kocaman bir sedir var, sedirin hemen yanında çok derin ve büyüük bir havuz, omo gibi kirlendikçe havuza sokuluyorum, derin olduğu için girmeye korkuyorum, çığlıklar atıyorum ama sonunda zar zor aklanıp paklanıp çıkarılıyorum..Annem, babamın eskiyen gömleklerini, elindeki kumaşları  kesip biçip bana minik gömlekler, elbiseler  dikip giydiriyor, çıkıyorum sokağa, başlıyor eğlence; burak, burçin ve ben ağaçlara tırmanıyoruz, bahçelere saklı gizli girip meyvalar çalıyoruz, kovalanıyoruz, koşuyor, hopluyor günün sonuna doğru yoruluyor, evlerimize doğru yol alıyoruz. her akşam iki katlı ahşap evin önünden eşşeğinin üstünde yeşil nohut satan, ufacık boylu, yaşlı, al yanaklı  nubar terziyana benzeyen çok sevimli bir amca geçiyor, ondan nohut almazsam rahat edemiyorum, o ara anneannem pencerenin perdesini çekip bana sesleniyor:
-gülçiiiiiin, kızım bekle, top patlayınca içeri gir tamammıı?


-tamam annanne..
Vakit geliyor, küçük şehirde büyük bir patlama sesi duyuluyor, öyle gür bir seski kulaklarım çınlıyor, ve ezan sesi.. koştura koştura eve giriyorum alt kattaki odanın tahta kapısını açıyorum, Allahım ne muhteşem bir görüntü: eski katlanır kahverengi masa kocaman açılmış, üzerine envai çeşit yemekler, içecekler, meyveler serilmiş serpiştirilmiş, sandalyeler tahtadan, herkez dolmuş gelmiş. üç dayım teyzem, annannem, canım dedem, akrabalar bir dolu kalabalığın arasında sedirin üstüne çıkıp kendime yer buluyorum, bir keyifle iftar ediliyor dualar eşliğinde, o içsel huzuru şu zaman olmuş unutmuyorum.
Yemekten hemen sonra erkekler üst kata çıkıyor, kurulmuşlar sedirlere, çaylar, kahveler, sohbetler, gülüşmeler, pek keyifli herkez..kadınlar aşşağıda sofrayı toplamışlar bir üst kata bir alt kata inip çıkıp servis yapıyorlar her iki tarafa bakacağım diye merdivenin trabzanlarından cuuv kayıyor, yerimde duramıyorum. Sonunda gece oluyor, ev ahali kalabalık olduğu için yerlere yer yatakları seriliyor, somyada yatmaya hiç gönlüm yok illede yer yatağında yatacağım diye tutturuyorum,dediğimide yapıyorum.

anneannem,teyzem ve annem bir telaş ellerinde tabaklar ve bezlerle geliyorlar
-yaşaasıııınn kına yakacaklar..kınayı çok seviyor, kokusuna bayılıyorum  -gel bakalım kınalı kuzu diyor anneannem bir özenle ellerime sürüyor, annem bağlıyor beyaz bezlerle, hepsi birbirinin ellerine kınayı yaktıktan sonra en son poşet geçirilip yatıyoruz..
gecenin bir yarısı uyandırılıyorum, çipil çipil uyku sersemi bakıyorum, ellerimizdeki poşetler çıkıyor, kıpkırmızı olmuş, koklamaya doyamıyorum. Yine sofralar kurulmuş bu olayı çok sevdim herkez çok mutlu, çok huzurlu ve sevgi dolu bakışlar altında annannemin yaptığı hamur işi içli pişilerden yiyorum, yine onun yaptığı ve lezzetini bir daha ne gördüğüm nede tadabildiğim un helvasını yiyorum büyük bir zevkle, keşke her gün böyle olsa diye içimden geçiriyorum, ertesi günde aynı şeyleri yaşıyoruz, ama bu defa hamama gidiyoruz, annannem bir kese atıyor, sırtım ciğer gibi yanıyorum, bu yüzden şimdi bile keseden kaçıyorum :) fakat o gece kimse beni  uyandırmıyor, yemekte yemiyorlar, çünkü yarın bayrammış..
Ertesi sabah gözümü açtığımda erkekleri görmüyorum camiye gitmişler telaşe bitmiyor, kahvaltıya yetişiyor dedem ve dayımlar nasıl mutluyuz, fotoğraf karesi gibi donup kalsa istiyorum olan biten herşey ve herkez hiç ayrılmayalım..Annemin diktiği elbiseyi giyiyorum, anneannemin kardeşi hasan dayı -şeker anam ne güzel oldun sen diyor utanıyorum, ellerini öptürüyorlar işte bu kısmı sevmiyorum zor geliyor el öpmesi şapur şupur herkez birbirini öpüyor ama gerçekten öpülüyor o eller, sahtekar olan benim öpüşlerim. dedem ütülenmiş mendil veriyor -aç bakalım mendili diyor açıyorum arasından kağıt para çıkıyor, yine utanıyorum niye para verilir bana anlamış değilim :) cebime gelen giden para sokuşturup duruyor gıcık oluyorum, istemiyorum para mara,  çikolata yeterli..Giren çıkanın haddi hesabı yok bizimkiler sürekli mutfaktalar el açması baklavalar, yaprak sarmaları, kekler, börekler ve el öpmeler kırılagidiyor....

2012...
hafızamda kalan ilk, belkide çok mutlu olduğum son Ramazan bayramını unutamıyorum..
Çünkü gerçekten el öpenleri gördüm, çünkü gerçekten bayramın ne demek olduğunu onlarla birlikte yaşadım,
Bugün bayramın ilk günü.. itiraf etmeliyim o bayram bir daha geri gelmeyecek insanlarla doluydu,  bulduğum huzurda öyle..şimdi ne avuçlarımın içinde kına nede aile büyüklerim var, onları çok özlüyorum, cennet mekanları olsun..
Arefe gecesi içimden şunu diledim: -lütfen Allahım ne olur bana o bayramı bir kez daha yaşat...görmesemde olur sevdiklerimi, yeterki onlar bizi yalnız bırakmasınlar, yine hep birlikte olalım..
Bayramınız mübarek olsun, sevgilerimle..