music

13 Temmuz 2012 Cuma

Lavinia'nın Hikayesi..



Özdemir Asaf çok haklı olarak bir gece yüreğinden kaleme kendi hislerini dökecektir fakat gerçekte aşık olduğu kadının ismini büyük bir sır olarak saklayacaktır çünkü Lavinia'sı başka bir adamla evlidir ve o adamı seviyordur..İlhan Selçuk..ve hatta daha ilerisi 2. ardından 3.evliliğini de yapacaktır hemde o çok ünlü tanıdığımız bir isimle..

Öztürk Serengil...aaaaa !!! diyeniniz çıkacakmı benim gibi..sanırım evet...

Peki bu Lavinia kimdir ? öncelikle Asaf, Lavinia ismini neden vermiştir?



Gece yarısı benim en sakin en dingin sularda ruhumun seyrettiği anlardan biri olduğunda; aklıma Asaf'ın hep

-günün en güzel saatleri bunlar cümlesi gelir..sigaramı yakıp oturduğum şu vakitte küçük çaplı bir araştırmaya girdim..çünkü bu şiirde tuhaf bir gizem var bana göre..bilinmedik bir durum, anlayamadığım bir aşk, ismi cismi olmayan bir kadın, ve neler yaşandığı..bana neyse ne, diyemediğim garip bir şey çekti, ve ortaya bakın neler çıktı..

Efendim Lavinia ismi; shakespear'in titus andronicus isimli eserinde roma imparatorluğunun baş komutanı olan olan titusun güzeller güzeli kızıdır. tamora'nın iki oğlu tarafından tecavüze uğrar ve babası titus tarafından öldürülür.

Rivayetin birine göre; Özdemir Asaf üniversite de öğrenciyken platonik aşkına yazar. Ardından açılan bir yarışmaya gönderir ve kazanır, kazandığı yarışmada şiiri okurken kız da salondadır ama Asaf şiiri okurken salonu terk eder. Kırılan şairimiz kıza duygularını asla açmaz.

Ve bu kadın Mevhibe Meziyet Beyat :)O zaman bakalım Mevhibe Meziyet Beyat kimmiş ?

2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğmuş, dali gibi boğa burcu babası eski bir vali. Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra resim öğretmenliği ve stilistlik yapmış. Öylesine güzel bir kadınmışki, bir dolu kalbe girip, o kalplerin içini yakıp bırakmış uzaktan akrabası oktay akbal gibi, muhlis hasa gibi v.s. v.s..

Özdemir Asaf, Mevhibe’ye sırılsıklam aşık olmuştur fakat bu aşk karşılıksızdır Lavinia, Özdemir Asaf’a değil, ünlü ressam ve hocası Edip Hakkı Köseoğlu'na aşıktır. İkincisi ise İlhan Selçuk..yıllar sonra itiraf edecektir -hayatım boyunca iki adam sevdim biri edip hakkı bey, diğeri İlhan...Şiire ve roman okumaya da aşık bir kadın, kendini sürekli yenileyen, büyüdükçe büyüyen efsane olan ama günümüzde pek de bilinmeyen bu kadın stilist olduğundan kendi butiğini açacak, yurt dışına gidip modayı, sinema ve tiyatroyu sürekli takip edecek ve erkekleri peşinde sürüklemesini bilecek cazibesi ve güzelliği ile büyüleyecek kadar güçlü..içi dolu dolu olan, kendini yetiştiren bu kadına dali gibi hayran oldum.

Gün gelmiş İlhan selçuktan ayrılmış ve mücap ofluoğlu vasıtasıyla tanıştığı Öztürk serengille evlenmiş, aşkın çekim gücü bu defa kısa sürmüş, olmamış, yürütememiş her ikiside kısa süre sonra boşanma kararı almışlar.ve son olarak 3. evliliğini İlhan selçuk'un avukatı adaşım Gülçin Çaylıgil'in kardeşi olan fotoğrafçı Muhlis hasa ile yapmış :) bilemiyorum insan aradığı aşkı hep hayalinde kurduğu insanda bulamayabiliyor işte..bana göre bu arayış Mevhibeyi oldukça yormuş olmalı..hiç bir sevgi bu iki adamın onda bıraktığı aşkı unutturamamış..her girdiği kalbe bir ilham perisi olmuş, taaki; 2007 yılında son nefesini verinceye kadar..82 yıl koca bir ömür..koca bir hikaye..
Mevhibe'nin en yakın arkadaşı Melda kaptana onun için şöyle söylemiş:
“Öylesine özel ve farklı bir kadındı ki, kitap yazsanız yetmez.” ve şöyle sorulmuş:
Niçin bütün erkekler âşık oluyordu Mevhibe Beyat"a; sırf güzelliği, albenisi yüzünden mi?
Cevap şu olmuş: “Korkunç bir sezgi gücü vardı Mevhibe"nin. Yüzünüze bakar bakmaz, sizi tanır, anlar, ruhunuzun en derin köşelerine kadar kavrardı. Küçücük bir bakıştan, mimikten, jestten tüm karakter haritanızı çıkarabilirdi. Özdemir Asaf bu yüzden ona "Öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı" demişti. Çok keskin gözleri vardı.”
devam ediyor melda kaptana; Ben Bir Bizans Bahçesinde Büyüdüm adlı anı kitabının bir yerinde,
“İlhan Selçuk"a 14 Şubat Sevgililer Günü yazısı yazdıran Lavinia ona uzaktan uzağa aşık olan Oktay Akbal"ın bir hikayesindeki Hisya"ydı aynı zamanda. Laleli"de Harikzadegan Apartmanları"nın kapısında buluşup konuşan delikanlıların Violetta"sıydı. O sıralarda ünlü olan bir tangonun adıydı bu ve delikanlılar, Mevhibe onlara gülümseyerek geçerken ıslıkla bu melodiyi çalardı.
Mevhibe Beyat, Güzel Sanatlar Akademisi"nde okurken mimar arkadaşları ona Gilda diye seslenirdi. Rita Hayworth"un o yıllarda büyük beğeni kazanan "Gilda" filminden mülhem... Kızılkahve rengi, iri dalgalı, parlak ve çok güzel saçları vardı. Adalet Cimcoz da Marilyn Monroe"ya benzettiği için onu "Marlin" diye çağırırdı. Güzelliğini hiç önemsemezdi. Zaten insan sıcaklığı, insanlara anlayarak yaklaşması ve sezgisi, güzelliğinin üstündeydi.”
Sana gitme demeyeceğim;
Üşüyorsan ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
yanımda kal.....

Sana gitme demeyeceğim.
Yinede sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinia..

Bu şiiri çok içten okumasını seviyorum, yurtta kaldığım yıllarda fındık kabuğum, dostum fatmaya okurdum, gece yarısına kadar bazende sabahladığımız günler boyunca defterlerimiz şiir dolup taşardı, şiirler dans eder,

şiirler yüreklerimizi ısıtırdı buda ayrı bir hatıra..her neyse; ve son olarak bana göre;


Mevhibe belkide hiç bir zaman bu şiirin kendisine yazıldığından haberi olmayacak, öylede son nefesini verecektir, belkide Asaf'ın gözlerinden kendisine aşık olduğunu anlayacak, ses tonundan, konuşmalarından mutlaka sevildiğini hissedecek, ama asla Özdemir'i ele vermeyecektir...

Haklı olarak Özdemir ASAF mevhibeye -Lavinia diyecekti, ve lavinia günün en güzel saatlerinde bu şiiri sonuna kadar hak edecekti..belkide sonsuza kadar..Mekanları cennet olsun dilerim, benden bu kadar..

Güzel bir gece diliyorum, sevgilerimle..


NOT: yorumlarınıza en kısa zamanda cevap vereceğim lütfen unuttuğumu düşünmeyin ;)