music

4 Haziran 2012 Pazartesi

haziran güneşi..


Hoşgeldin haziran..
getirebilecek misin güneşi şehrime..
gri bulutlar gidecekmi artık..
ve lütfen mutluluk gel dayan kapılarımıza..
hazır ol gel, acele et..


Ve tüm telaşıyla nefes alış verişlerimize hayat demeye devam ediyoruz..
Geçen hafta kendimi hayli yorgun hissettim, kasvetinden geçilmeyince şehrimin, sıkıntı bastı, bıraktım işi gücü
kızlarla konuşup,kızılayda buluştuk..
Meğer ne kadar uzuun bir zaman olduysa gitmeyeli, tam orta yerinde inşaatı yıllardır süren eğri bina'nın Kızılay a.v.m olduğunu ve dahi binanın bitipte açıldığını görünce hafiften bi şaşkınlık yaşadım..
Ankarada en çok nerelere gidilir dersek eğer; en çok a.v.m.lere, hayvanat bahçesine, mogan gölüne, gölbaşına ve göksu gibi suni parklara gidersiniz, her alış veriş merkezi gibi buranında diğerlerinden hiç farkı yok, içindeki tipler bile aynı kokoş hatunlar, kasıntı karizma yaptığını zanneden erkekler, çarçabuk ordan atıyorum kendimi dışarı..
Ve karanfil sokak..burayı seviyorum herşey renkli..cıvıl cıvıl..
D&R' a uğruyoruz..giriyim saatlerce çıkmayım ve bakanlıklardaki sahaflar çarşısı.. 
Alt kat, üst kat, reyonlar bir dolu macera, hüzün, neşe ve çeşitli hayatlarla dolu kitaplar..bana kalsa elim kolum dolu çıkacağım ama zorla dışarı çıkarılıyorum..
Sonra ozalit kırtasiyeme girip kömür kalemi ve hamur silgi alıp çıkıyoruz...
Ayakta çok kaldığımız için yorgunluğumuzu anlıyoruz, kafenin birine girip, bir güzel kahve keyfi yapıyoruz kızlarla..garson -falcımızda var diyor :) -çok mu iyi sallıyor derken dalgaya vuruyoruz, ee dünden hazır kızlar -ayy hadi baktıralım yaa...tövbe etmişim bu tür saçmalıklara kızlar baktırdılar tabi, kurşunda döktüğü için ablamız ballandıra ballandıra tarottan kahveye ordan kurşuna kadar yol gitti, hadi dedik bi kurşunda biz döktürelim yıllar önce çocukken mahallemizde rahmetli Hanife teyze dökerdi kurşunu. çarşafı gerip çatır çutur kurşunları saçarken, dualar eder bana çok ilginç gelir ama hoşuma da giderdi, yıllar sonra bir kurşun dökücü bulduk tesadüfen..sen misin bunu isteyen, ısıtıp kurşunu kepçeden tepsiye dökerken nasıl döktüyse çarşafı delip kulağımın arkasına bir şey yapıştı feryat figan bağırıyorum yandımmm diyerek, nasıl olduğunu anlamadım kadın nasıl özür diliyor -ayy nolur çok özür dilerim nasıl olduğunu bende anlamadım, bakın çarşafı yırttı geçti artık ne kadar nazar varsa..Allahım yaa gülermisin ağlar mısın..ne nazarı yaa, yaktın kardeşim diyip ortamı germekte istemedim, kızlar çıkardılar yapışan kurşunları tabi şuan yara oldu yanan ufak yerler.. böyle şeylerde benimi buluyor derken aklıma 23 nisandaki güvercinin yaptığı halt geliyor..
En sonunda kızlardan ayrılıp, sakaryadan geçiyorum, barların açık pencerelerinden dalga dalga sesler geliyor   ve çiçekçiler..bu aralar çabuk sıkılıyorum herşeye..tahammülüm azalmış olmalı, hemen ofise dönesim geliyor..Evdeki nargileyi getireceğim ofise karar verdim..
Kahveyle nargile süper gider değil mi :) ve baha..platonik aşkımın sesini duyuyorum -aşk gülüm- diyor..
-bana demiyorsun değilmi baha diyorum, sekreter gülüyor -sana söylüyor derken -ben ona zaten aşığım diyorum :)) bu şarkısı da sizin için olsun..

hadi haziran, güneşle birlikte huzur da gelsin, hızır gibi :)