music

21 Mayıs 2012 Pazartesi

mustafa kemal ve latife 7.bölüm


Gazi Mustafa Kemal ve Latife Hanım, üst terasta evin önündeki kapının gölgesinde duruyorlardı. Paşa sordu,
- Küçükhanım söyler misiniz duvarda tırmanmış yaprakları olan bitkinin adı nedir?
- Morsalkım çiçeğinin yaprakları onlar.
- Tuhaf, şu oradaki bodur ağaç
- O yasemin ama onun çiçek açma zamanı geçti.
- Gece çok serin değil mi?


- Odanızda sıcak battaniyeler de var.
- Çok naziksiniz, teşekkür ederim. Herhalde yangını da rüzgarın çok esmesinden henüz söndüremiyorlar. Bakınız gavur İzmir üzerinde gök ne kadar kızıl hal almış, görüyor musunuz?
- Korkunç!..
- Söyler misiniz küçükhanım bahçemizde oturacak sıra var mı?

RÜZGAR YÜZLERİNE ÇARPTI
- Herhalde şimdi oturmak istemiyorsunuz?
-Yalnız başıma mı oturacağım?
- Bakınız terasın sonunda bodur ağaçların arasında bir taş sıra var. Gördünüz mü?
- Hayır lütfen gelin gösterin.
- Kızmayınız ama uşaklar için akşam yemeğini ayarlamam lazım. İyi geceler.
- İyi geceler.
Mustafa Kemal, aniden kızın arkasından kollarını açarak yürümeye başladı. Latife birdenbire şaşırdı, istemeyerek elini ileri uzattı ve elleri birleşti. Bir an göz göze gelerek birbirinden biraz uzakta ellerini tutarak öyle durdular. Rüzgar aniden eserek yaprakları sallandırdı ve sonra yüzlerine çarptı.
- Şunu demek istiyorum. Ben tatmin olmayan bir insanım...
-Nasıl yani?
- Titizim.
-Bütün ihtiyaçlarınızın karşılanmasını ayarladım. Eğer bir şey eksikse haber verin.
- Size mi?
- Baş ucunuza zil koydurttum. Bir uşağım sürekli kapınızın önünde bekleyecektir.
- Sürekli mi?
- Öyle. Tekrar iyi geceler.
Ama kemikli erkek elleri, beyaz zarif elleri kolayca bırakmadı.
- Latife ben sert yatağı severim.
- Alttaki kuştüyü yatağı kaldırtacağım.
- Uyumadan önce okumayı severim.
- Fransız, İngiliz, Alman, İtalyan, Yunan ve Türk gazeteleri odanızda var.
- Eğer kafamda birçok düşünceler dolaşırsa uyuyamam, içki içme adetim var.
- Dediğim gibi neye ihtiyacınız varsa emrinize amade yerine getirilecektir. Eller Latife'nin ellerini çekmeye başladı.

EVDE İÇKİ VAR MI?
Kemal Paşa susamıştı. Uşağı çağırdı.
- Evinizde içki var mı?
- Küçükhanım hepsini odasına götürdü.
- Bir şişe ödünç istediğimi söyle.
- Affedersiniz ekselansları getiremem.
- Neden?
- Çünkü küçükhanım odasından size içki getirilmesini yasakladı.
- O zaman şehre git, derhal bana bir şişe rakı getir.
Uşak hareketsiz olarak durdu ve hayretle Mustafa Kemal'in yüzüne baktı.
- Haydi git!
Uşak yine geveleyerek eğilip geri çekildi.
- Lütfen kızmayınız efendim, getirmeye de izin yok. Küçükhanım yasak etti. Dedi ki Başkanın içmesine izin yok.