music

20 Mayıs 2012 Pazar

mustafa kemal ve latife 5.bölüm


Yeniden sessizlik oldu. Deniz kenarından, bağrışan insanların sesleri geliyordu. Rüzgar daha kuvvetli esiyordu ve havaya daha fazla deniz tuzu savuruyordu... Latife göğsünden madalyon gibi kolyeyi çıkararak, "Ve eğer bunu gösterirsem..." dedi. Mustafa Kemal bu kolyeye doğru eğildi. Kolye üzerinde sol tarafta yarım ay, sağda ise sarı kırmızı bir renkle süslü Mustafa Kemal'in resmi vardı. Kız alçak sesle ve gülerek sordu:
- Peki şimdi?


Kız heyecanlanmıştı ve gülümsüyordu.
Mustafa Kemal cevap vermedi. Latife'nin parlayan dişlerine doğru baktı.
"Geliyor musunuz," sorusu ağzından çıktı.
"Geliyorum," diye bir cevap geldi.
Sonraki saniyelerde Mustafa Kemal bir kapının kapanışını duydu ve odada yalnız kaldı.

ÖDÜLLENDİRİLMEYİ HAK ETMEDİK
Latife evin merdivenlerinde gelenleri karşıladı. Üzerine siyah bir elbise giymiş, omzunda ve başında da siyah bir başörtüsü vardı. Yuvarlak yüzünü peçe ile kapatmamış ve durduğu kapı eşiği de çok aydınlatılmıştı.
Mustafa Kemal, yanındaki kurmayları ile kızın önünde durdu. Piyade üniforması giymişti. Yakasında yıldız, göğsünde madalya taşımıyordu. Üzerinde yalnız toz, leke yırtıklar göze çarpıyordu. Kemal Paşa kalpağını çıkardı. İnce, uzun vücudu ve ceketi altındaki muntazam göğsü ile zarif ve kibar bir tarzda öne eğildi. Başka zaman emirler veren, sert kemikli ve cesur bakışlı olan yüzünde şimdi hafif bir tebessüm yer almıştı.
- Geldik. Eğer bu güzel evde sizi rahatsız edersek, sorumluluk size aittir küçükhanım.
Mustafa Kemal, kısık sesle, sanki fısıldar gibi şöyle devam etti:
- Küçükhanım, siz böyle istediniz. Herhalde siz de benim rahatımın bozulmasını istemezsiniz.
Latife bir an şaşırdı ve Mustafa Kemal'in yüzüne bakarak neredeyse alnı yere değecekmiş gibi eğildi.
- Paşa, size ve arkadaşlarınıza hoş geldiniz diyorum. Gazi Mustafa Kemal hazretleri siz haksızlığa uğramış, masum yurdumuzu kurtardığınız için önünüzde saygı ile eğilmekten gurur duyuyorum.
Mustafa Kemal onun sözünü hemen kesti.
- Küçükhanım, siz çok naziksiniz biz daha ödüllendirilmeyi hak etmedik. Bakalım hele barış anlaşması olsun.
- Paşa, o zaman bunları söylemeye fırsatım olmaz.
- Nasıl, nasıl siz sonra gelmeyeceğimizi mi zannediyorsunuz?
- Evet.
Paşa gülümseyerek ilave etti.
- Yanılıyorsunuz küçükhanım. İnsan resmini gördüğü yere sevinerek geri gelir.
Subaylar bir adım geride durduklarından bu sözlerin manasını anlayamamışlardı. Ama Kemal Paşa'nın gülümsediğini görünce onlar da anlamış gibi birlikte gülümsediler. Mustafa Kemal derhal başka bir konuda konuşmaya başladı:
- Sürekli olarak burada mı oturuyorsunuz küçükhanım?
- Evet, evet burası evim.
- Dış ülkelerde fazla mı kalıyorsunuz?
- Şu sırada memleketimde az bulundum. İstanbul'da Amerikan Kız Koleji'nde eğitim gördüm.
- Oradan mı geldiniz küçükhanım?
- Hayır, Paşam. Babam beni hukuk eğitimi için Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne gönderdi.
- O zaman çok iyi Fransızca biliyorsunuz.
- Ve İngilizce.
- Tanrım bana böyle bir sekreter lazım! Benim yanımda kadın sekreter olmayı düşünür müsünüz?
- Paşam teklifiniz beni mutlu etti. Ama ailem benim evden ayrılmama izin vermez.
- Belki, belki ben rica edersem.
Onlar izin verseler de Paşam kızmayın ama, o zaman da gidemem.
- Neden küçükhanım? Latife birden refakatte gelenlere dönerek şöyle hitap etti: