music

19 Mayıs 2012 Cumartesi

mustafa kemal ve latife 1.bölüm


Anadolu'dan kaçan Yunan'ın ateşe verdiği İzmir'i saran dumanı büyük bir hüzün ve endişeyle izleyen Gazi Mustafa Kemal, duyduğu bir erkek sesiyle irkilir.
-Bir bayan ve limandan gelen kurye dışarıda bekliyor efendim
- Kadın ne istiyor?
- Söylemiyor.
- Kadını gönderin gitsin, kurye gelsin, lambayı da yak!
Mustafa Kemal lambayı yazı masasının ucuna koydu ve sabırsız bir tavırla sordu:
- Kurye nerede?
- Hemen içeri gönderiyorum. Birkaç saniye sonra, kurye yazı masası önüne geldi.
- Paşam limanda katliam sürüyor. Masanın üzerine çok şiddetli bir yumruk indi.



KOVALAYIN GİTSİNLER
- Başkomutanım, ben her emrinizi yerine ulaştırdım.
- Sonra?
- İnsanların gözü bir şey görmüyor. Onları durdurmak mümkün değil!
- Sahilde hâlâ çok Yunan var mı?
- Pek çoğu kaçtı. Limanda hâlen bir iki gemi var, efendim.
- Kalanları gemilere kovalayın gitsinler!
- Ama, Başkomutanım kovalanacak kimse yok!
- Neden?
- Ya öldüler veya ölmek üzereler... Mustafa Kemal ayağa kalktı. Solgun iki dudağı sert bir şekilde kapandı.
- Gavur İzmir hâlâ yanıyor mu?
- Hâlâ yanıyor.
- Geri git söyle, iki bölük asker ateşi söndürmeye gitsin.
- Başüstüne komutanım!
- Git Fevzi Paşa'yı buraya gönder.
- Başüstüne!
Mustafa Kemal yalnız kaldı. Yazı masası üzerinde bulunan rakı şişesinden bir bardağa rakı doldurdu ve içti. Sert çizgili yüzü, her içki içişten sonra lamba aydınlığında hareketsiz kalıyordu. Fevzi Paşa bu sırada odaya girdi.
- Dışarıdaki kadın çok güzel paşam!
- Geri göndermediniz mi?
- Geri gitmek istemiyor.

KADIN BEKLEMESİN BENİ'
- Kadın Yunanlı mı? Herhalde yalvarmaya gelmiştir değil mi?
- Hayır Türk.
- İlgilendirmez. Şu yangının son bulması ilgilendiriyor beni.
- Ve daha sonra?
- Yunanlılar şimdi Trakya'ya kaçtılar, peşlerinden gitmek lazım! Yakından takip ederek, onları Atina'ya kadar süreriz.
- Fakat Başkomutanım orada müttefiklerin orduları var. Orası tarafsız bölge.
- İlgilendirmez! Tarafsız bölge olmuş, yakın takibe almışız, almamışız önemli değil. Biz yaşamak istiyoruz.
- Sabah hareket ederiz efendim.
- Askerlere şunları söyleyiniz; Afyonkarahisar'da onlara şu hedefi vermiştim. "Hedefiniz Akdeniz'dir ileri"; şimdi ise "Hedefiniz İstanbul'dur ileri!"
Bir süre sessizlikten sonra, derinliğine büyüyen alevlerin gölgeleri odaya yayıldığı sırada, kapı açıldı ve biri içeri girdi. Kim olduğunu görmek mümkün değildi. Gazi Mustafa Kemal sert bir sesle sordu.
- Kim o?

ELLERİ KAR GİBİ BEYAZDI
Karanlıklar arasından derinlerden gelen ince bir kadın sesi duyuldu.
- Affedersiniz!..
Başkan kendiliğinden, lambanın fitilini çevirdi. Fitilin ucundaki alev çoğaldı ve oda aydınlanarak sessiz duran kadının yüzünü aydınlattı. Kadın, bir adımını ileri atarak yazı masasının önüne geldi ve bir elini, masa üzerindeki, haritanın sarkan bir köşesine koydu. Eli, sanki Erzurum dağlarının karı gibi öylesine beyazdı. Kahverengi gözleri vardı ve ışık, siyah bir eşarp ile sarılı başını biraz aydınlatıyordu.
- Ben Gazi Hazretler'ini arıyorum.
Başkan ayağa kalktı.
- Benim.
Kadın başını eğdi.
- Biliyorum.
- Siz kimsiniz?
- Ben Latife Hanım.
- Memnun oldum. Nasıl buraya gelip içeri girdiniz?

10 yorum:

  1. Güzel düşünmüşsün Gülçinciğim..Sanırım bölüm halinde yayınlayacaksın.. Emeğine sağlık canım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim Yaren'im, evet bölüm bölüm yayınlamak istiyorum çünkü hikaye bayağı bir uzun..
      benim emeğim değil ama sonunda teşekkürü hak edecek bir gazete var Hanifeciğim, sevgilerimle :) öpüyorum..

      Sil
  2. Gülçin'ciğim bütün gün kızkardeşimdeydim, çok güzel paylaşımlarda bulunmuşsun şu an yorgunluktan okuyamadım,,biraz dinleneyim..ya bu gece ya da yarın sabaha bıraktım....eline sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldin Müjde ablacım, mesafe epey var evet biliyorum,yorulman çok normal, kardeşin daha iyi değil mi ablacım?
      tabii ne zaman istersen, öpüyorum :)

      Sil
  3. Geldimmm:))mesafe çok, iki otobüs gelip, iki otobüsle gidiyorum ama yorgunluğumun sebebi tek o değil, cuma günü de babamın sözlüğü için metroyla Siyasal bilgiler fak. yanında dijital matbaacı var oraya gittim,geldim, dönerken metronun merdivenleri çok yordu (Kurtuluş istasyonundakilerin tamamı yürüyen merdiven değil)sonra Kızılay metrosunda yürü yürü...e yaş 54 artık eskisi gibi değilim dün farkettim iyice:((kızkardeşim iyi sağol ama hala çok zayıf..:(((


    neyse şimdi ilk bölümü bitirdim...Atatürk için iftira atanlar utansın güzel bir kadının geldiğini duyduğu halde merakını hiç cezbetmedi, umurunda bile olmadı hani Atatürk çok çapkındı? Çekemeyenler neler uyduruyorlar, gerzekler inanır diye...utansınlar..Atatürk de, İnönü de hep bu ülke için çalıştılar...özel hayatmış, vs. onlar için yoktu...İnönü evlenip cepheye gittiğini rahmetli Mevhibe hanım anlatırdı....daha yeni evlenip yıllarca anca mektuplaşmışlar..gelirmiş sonra yine cepheye...eline sağlık öteki bölüme geçiyorum
    ben de öptüm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sahi sözlük ne aşamada çok merak ediyorum,çok farklı bir lisan olduğunu anlıyorum..ya yaşlılık deme cidden metro'nun merdivenleri beni de çok yoruyor, ritm bozukluğu olduğundan ve sigara içtiğimden 10 basamaktan sonra nefes nefese kalıyorum ki, senin yorulman çok doğal merdivenleri dikine yapmışlar bacak yoruyor, ama demekki yürüyen merdivenin olup olmadığı dikkatimi çekmemiş, malzemedenmi çalmışlar koymamışlar anlamadımki..
      yaa bir erkeğin hayatında elbette mutlaka bir kadın olacak, adam boşanmış gerisi de onu ilgilendirir, ister evlenir ister kadınlarla gönül eğlendirir, ne isterse onu yapar, sanki şimdiki zamanın erkekleri sütten çıkmış ak kaşık evden işe,işden eve gidip gelenlerin sayısı kaç Allah aşkına müjde abla..içki içiyorsa da kendine sigara içiyorsa da kendine, namaz kılıyorsa da kendine..karalamakla başları göğe mi erer anlamamki, bu adamdaki zeka, mecliste kaç kişi de var :) yok denecek kadar az değil mi? akılları bel altına kaydığı için ne yapsakta m.kemal'i kötüleyip, bir gün bitirsek diye düşünsünler :) toplasan bu kadar eden akıllar fikirler çıkacak..ama Atatürk'ü doğan her Türk asla unutmayacak, onun gibi bir adam dünya'ya çok az gelir..hem kalitesiyle hem fikirleriyle hem zekasıyla..ama inönüyle ilgili hiç bir fikrim yok, açıkçası çok az şey biliyorum,belki hiç araştırmadım..bende Atatürk'le 1000 gün adlı kitabı okumuştum, nezihe araz'ındı sanıyorum kitabın yazarı, tabi yıllar geçince bilgileri tazelemek lazım..işin içine fikriye hanımlarda girince Latife'nin tavırları değişiyor..seninde okuyan yüreğine sağlık epey uzun bir yorum yazdım sanırım :)

      Sil
  4. Çok güzell emeğine saqğlık canım,
    biz büyükler bilgilerini tazelerken
    küçüklerede güzel bir bilgi kaynağı,
    ATATÜRK yaşasaydı şimdi herşey çok farklı olurdu ...
    okumaya devam...

    YanıtlaSil
  5. emek benim emeğim değil kuzucum, böyle hikayeleri yayınlayan bir gazeteye ait sonunda teşekkürü hak edecek bir gazete, keşke diyorum ilkokuldan itibaren bize sadece kısa kısa savaş ve tarihlerle değilde, hayat hikayesi tadında anlatsalardı, yada kitap olarak okuyabilseydik onu çok daha iyi tanıyabilirdik değilmi canım benim..hemde çok şey farklı olurdu içim çok doldu siyaset konuşmayım diyorum ama bi gün patlayacağım :)
    yüreğine sağlık çilekli pastam :)

    YanıtlaSil
  6. Annem, hepimize bulaştırdı siyaseti, olsun iyide yaptı:)))

    YanıtlaSil
  7. doğru dersin canım Müjde ablayı okuya okuya birde haberler hadi yaz dedirtiyor ama ablacım hallediyor ben onun gibi yazamam :) en fazla hififten bi küfür savurur geçerim ama -tayyoş- diyemem galiba :))) çok gülüyorum müjde ablanın bu tayyoşuna :))

    YanıtlaSil