music

23 Mayıs 2012 Çarşamba

mustafa kemal ve latife 15.bölüm final


Sessizlik; sanki fırtınalı bir havanın ardından gelen sakin bir yaz günü gibi bir sessizlik oldu. Sessizlik öyle boğucu bir havaya bürünmüştü ki nefes almak bile zorlaşmıştı. Eğer bu durum böyle sürmüş olsaydı her ikisi de belki boğularak birbirleri üzerine düşüverirlerdi. Fakat çözüm getiren sözler yeniden bu sıcak, kasvetli havayı serinletti. Sözcükler havada öyle uçuştular ki sanki bir lamba ortalığı yeniden aydınlatmış gibi karşılıklı duygular ortalığa ferahlık verdi. Yüksek sesle veya fısıltıyla çıkan sözcükler; esnek anlamlı, bazen yumuşak, bazen de haşin, tırmalayıcı, rahatlatıcı, hepsi birlikte birbirine karışarak eriyip kayboldular. Bu durumda sıkıntılı bir akşam havası odayı kaplıyordu.


- Hissettin mi artık zaman ve mekan yok, yalnız biz ikimiz varız.
Latife fısıltı halinde cevap verdi:
- Hayır ikimiz yokuz, sen varsın yalnız sen varsın...
- Peki Latife sen yok musun?

TOZ BULUTU KALKTI
- Ben senin içinde yok oldum.
Uşak odaya girdi, lambayı yaktı. Düşünmek, daha aydınlık ortamda kolaylaştı. Bugün artık geç oldu, ama yarın sabah erkenden evlenecekler evet en erken saatte evleneceklerdi. Belki gün doğarken, hemen imamın önüne gidip evleneceklerdi. Sabah, denizden gelen rüzgarın getirdiği havada tuzlu bir tad vardı. Sokaklar henüz yeni uyanır gibi sakindi. Kağnı dingilinden çıkan inler gibi ağır tempolu bir ses sokağı kaplıyor ve kağnının arkasından yine bir toz bulutu yükseliyordu. Bu toz bulutu arasında, sanki çölde beyazlara bürünmüş gibi iki kişi, başkan ve kız koşuyorlardı. Kemal kızın elini tuttu ve onu kendine çekerek:
- Daha çabuk, dedi.
Kız nefes nefese cevap verdi.
- Daha çabuk gidemiyorum.
- Çabuk ol bak! Erkek ansızın durdu ve tekrar etti.
- Bak, dedi.
Karşı tarafta toz bulutu arkasında beliren bir imam siluetini gösterdi. Başkan:
- Gel, haydi gel işte, diyerek, kızı elinden tutup kendine doğru çekti ve böylece toz bulutu içinde kayboldular.

İMAM ŞAŞIRIP KALDI
Kemal şöyle dedi:
- Çabuk gel, çünkü bu kahrolası toz bulutu içinde kayboluyoruz.
Kız nefes nefese öksürdü. Başkan, güldü, harika bir durumda idiler. Onların tarafına ağır ağır gelmekte olan imama doğru koştular ve önünde durdular.
İmam:
- Ohh... Latife hanım diyerek elini birbirine çarptı ve devam etti:
- Sizin böyle erken saatte sokakta ne işiniz var? İmam sabah erken saatlerde sokakta başı açık yabancı bir erkekle birlikte olmak ne demek oluyordu diye düşündü. Kızı yolundan iterek, ayıplarcasına bir hareketle yoluna devam etmek istedi. Bu sırada Başkan onu geri çekti ve:
- Özür dilerim siz Latife Hanım'ı tanıyorsunuz değil mi?
İmam homurdanarak cevap verdi:
- Tanıyorum.
- Beni de tanıyor musun?
İmam birden şaşırdı. Daha dikkatle erkeğin yüzüne baktı ve titremeye başladı.
- Tanrım sen yardım et, diye haykırdı.
Kemal hızlı ve yüksek sesle sordu:
- Tanımadın mı? Ben Mustafa Kemal.
İmam heyecanla yerlere kadar eğildi. Kemal devam etti:
- Nikahımızı kıymanı istiyorum.
- Şimdi mi?
- Derhal!
- Burada mı?
- Burada!
- Gazi hazretleri ben, benim...
- Emrediyorum.
İmam kekeleyerek:
- Evet. Dedi, sonra sustu.
Mustafa Kemal'in mavi gözlerinde ateş saçan, mutluluk belirten kıvılcımlar çaktı. İmam şaşkın bir halde gözleri bir nevi karşı gelen karanlık bakışlarla dolu idi. Çünkü o Sultanı tahtından indirmişti. Herkes biliyordu ki halifeye de katlanamayacaktı.
- Emredersiniz efendim, dedi. Sabahın bu saatinde ortalıkta hiçbir canlı yoktu. Çevrede beyaz toz bulutu sanki gelin elbisesinin kuyruğuymuş gibi dalgalanıyordu. İmam nikah merasimini bitirdi. Kemal ve Latife Hanım ikilisi ise ters yöne doğru rahat ve mutlu bir ritim içersinde koşuyorlardı. Yollarına devam ediyorlarken erkek sordu:

İKİ GAYEM VARDI
- Biliyor musun şimdi kimsin?
- Eşinim.
- Biliyor musun kimin eşisin?
- Senin.
Erkek nefes nefese koşan kıza cesaret verir biçimde adımlarını ona uydurarak:
- Gel çabuk gel, tren bekliyor... Latife sana şimdi yalnız tanrının bildiği bir şeyi açıklıyorum. Sen Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanının eşi oldun.
Başkan bunları gülerek söyleyince, Latife "Bu gerçek mi" der gibi bir an durdu. Başkan şunları ekledi:
- İki gayem vardı. Biri yurdumuzu Cumhuriyet temeline oturtarak hür bir biçimde modern bir ülke haline getirmek ve bu cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı olarak "hasta adamı" sağlığına kavuşturmaktı. En kısa zamanda cumhuriyeti ilan edeceğiz ve beni cumhurbaşkanlığına seçecekler. Diğer gayem senin benim olman idi. Başkan kadının elini tuttu ve yüksek sesle, mutluluk dolu bir tavırla gülerek koşmayı sürdürdü. Latife'de heyecandan benzi soluk halde başkanın arkasından koştu. Sonra aniden o da gülmeye başladı. Fakat onun bu gülüşü işitilmiyordu. Sakin, titreyen sesi, çamurlu çukurlara giren kağnı tekerleklerinin inler gibi sesleri arasında kayboluyordu.

15 yorum:

  1. Vaaov diyorum,yazarın hayal gücü de olsa ATATÜRK ismi geçen yazıları ve tek kelime bile olsa cümleleri okurum,

    Gerçekten çok harikaydı...
    canım öncelikle merhaba diyorum):) ancak aklıma gelebildi:))) kusuruma bakma:)
    çünkü sabırsızlandım okumakta:))

    Daha önceki ''bin muhteşem güneş'' kitabının özetini paylaşmıştın ve onun tadı damağımdayken bu paylaşım üstüne çilekli pasta gibi oldu:)) güzel paylaşımlarını sabırsızlıkla bekliyorum...

    Güzel yüreğinden öpüyorum, kocaman sevgilerimi yolluyorum...

    YanıtlaSil
  2. Merhaba canım :)
    anladım zaiten, beğendiğine çok sevindim, bende büyük bir merakla seni takip ediyorum az sonra sevil'e bakacağım :) bakalım neler olmuş..
    çilekli ve çikolatalı pastayı bir gün Müjde ablayla hep beraber olup keyifle sohbet edip yesek ne güzel olur değilmi :)
    yakında dali gibi başka bir hikaye daha anlatacağım bakalım onu da beğenecekmisin..
    sevil'se tamamen bir gün yazar olacaksın imza kuyruğuna girip sıram geldiğinde seni göreceğim :) inşallah inşaallah..

    YanıtlaSil
  3. Sıra kuyruğu mu benim hayalim yanımda olmanız:)
    evett Anneme gideriz ,
    Harikaaa olur,
    ben sizi lafa tutarım gülersiniz, pastayı ben yerim:))))

    YanıtlaSil
  4. yok sana böyle çok daha güzel bi sürpriz olur :)sen imzanı atarken ben çilekli pastayı masaya bırakıp kaçarım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Bak sevdim ben çilekli pasta hayalini:))
      güzel hayallerimiz gerçek olsun
      ,Hayırlı kandiller canımm, kocaman öptüm,sevgiler...

      Sil
    2. HAYIRLI KANDİLLER CANIM :)
      O ZAMAN PASTAN MASANDA OLACAK ;)

      Sil
  5. Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmisine vesile olan Regaip kandiliniz mübarek olsun.Selam ve dua ile.... Canım kardeşim....
    Final bitti... Yarın yorumumu yazacağım bekliyordum bitmesini :))

    YanıtlaSil
  6. AMİN İNŞAALLAH HAYIRLARA VESİLE OLUR HER BİRİMİZ İÇİN..
    :) BEKLERİM,SAYGILARIMLA EFENDİM..

    YanıtlaSil
  7. Sevgili kardeşim Gülçin...
    Dün alemi bekaya yolcu ettiğimiz bir ustanın "Orhan Boran ruhu şad olsun" sözü ile başlamak isterim... Üstadım şöyle demişti benim bütün sermayem güzel Türkçe miz ve ben onu her türlü kullanıyorum....
    Sen sevgili kardeşim kelimeleri o kadar özenerek seçiyorsunki okuyan kendinin öykünün içinde buluyor...Diyaloglarındaki abartılar bile o kadar yerli yerinde ki..Hangi kitabı yazmıştın şu an anımsayamadım dedim kesin okumalıyım ne gariptirki okuduğum bir kitap çıktı... :)) Kitaba bakıyorum senin yorumlamana bakıyorum öyle bariz çıkıyorki ortaya...Edebi yayın sanırım içten gelen sözlerden meydana geliyor...İşte sen burda öylesin içten sıcacık ve doğal...Her bölüme yazmak sanırım haksızlık olacaktı...Açıkçası sana bir hayatı anlatmak ve onu yazmanı istemeyi çok ama çok isterdim... Bunu yazabilecek sen ve vuslat var...Şimdi diyeceksiniz sizlerde yazıyorsunuz Roman,biyografi,anı yazmak ap ayrı bir meziyettir...Senin kalemin çok sade ve harika vurguları var...Temennim o durki o kalemi herkes okuma şansına sahip olsun....
    O güzel yüreğin o içten bakışın hiç değişmesin sevgili gönül dostum...
    Baki selamlar Muammer.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aman estağfurullah ben çok mahçub oldum her iki türlü değerli büyüğüm, ne haddime..ben kim, yazarlık kim..ayrıca burada belirteceğim dediğim ama unuttuğum çok önemli bir durum varki mustafa kemal ve latife adlı hikaye'yi değerli sabah gazetesinden alıp yayınladım, bir kaç defa yorumlarda belirtmiştim ama yazarak belirtmem daha doğru olurdu, onuda zamanı ayarlayıp belirteyim istemiştim, sizi hayal kırıklığına uğrattıysam özür dilerim..
      yinede değerli düşünceleriniz için çok teşekkür ediyorum, layık değilim, kendimce yazıp geçiyorum, umarım Allah rahmet eylesin sevgili Orhan boran büyüğümüz ve siz affedersiniz..saygılarımla..

      Sil
    2. Sabah gazetesindeki ile bire bir değil :)) Anlatmak istediğim şey bu sevgili dostum canım kardeşim :)) İktibas farklıdır kendinizi katmanız farklı :))

      Sil
    3. anladııım :))
      konuşuruz bu mevzuuyu bir ara ;)

      Sil
  8. çok teşekkürler..çok güzeldi..yanlarındaymış gibi hissederek okudum..
    --sevgiler--

    YanıtlaSil
  9. rica ederim efendim ne demek yalnız bu konu 10 ve 15 bölümle değil,toplamda 15 bölümü kapsıyor okuyan yüreğinize sağlık saygılarımla ;)

    YanıtlaSil
  10. gördüm elbet..bir solukta hepsini okudum...

    YanıtlaSil