music

22 Mayıs 2012 Salı

mustafa kemal ve latife 10.bölüm


Köşkte Latife'yi bulabilmek için gerçek bir araştırma sürüyordu. Subaylar da bu araştırmaya katılıyordu. Fakat gayretler sonuç vermedi. Uşaklar boşuna sorguya çekiliyor, hepsi de küçükhanımın odasında olduğundan başka bir şey söylemiyordu. Öyle görülüyordu ki o, hiç kimse ile karşılaşmak istemiyor, fakat misafir beyler gittikten sonra hemen ortaya çıkıyor, emirler veriyor, Gazi'nin odasını her sabah gözden geçiriyor, vazolara çiçeklerin konmasını sağlıyor ve her gece odaya iki sigara koyuyordu. Ayrıca, Gazi tarafından odaya getirilmiş olan üç şişe içki de çalınarak götürülmüştü. Fakat onunla karşılaşmak olanaksızdı.



MESAJA MESAJ

Mustafa Kemal artık gerçekten onu görme hasreti içinde idi. Bu hanımı görmesi gerekiyordu. Çünkü bu kadın ona hükmetmek istiyordu. Latife herhalde milyonlara emir veren bir kişiye sözünü dinletmekten mutlu oluyordu. Her ne ise onu görmesi gerekli onunla konuşmalıydı. Şu karşılıklı haberleşme meselesini de görüşmeliydi. Mesajına mesajla cevap veriliyordu. Küçükhanım Gazi'yi gönülden selamlıyor her şeyden memnun olduğunu umduğunu bildiriyor fakat, nedense aşağıya gelmeye vakti olmuyordu. Bir defa kapısını tıklattı, kapı kapalı idi ve içerden kimse cevap vermedi. Odasına gittiği zaman halıların üzerine çiçekler saçılmış buldu ve emrine verilen uşak da eğilerek her akşamki gibi iyi dileklerini iletmişti.

GÖRÜNMEYEN ELLER

Fakat evin her yerindeki uygulamalar Mustafa Kemal'in ihtiyaçlarına uyularak yapılıyordu. Bu halde sertten daha sert önlemler almak boşuna idi. Çünkü bu evde Latife'nin emirleri geçerli oluyordu. Mustafa Kemal yatağı yanına koyulan, günde iki, üç kadeh rakıdan fazlasını içemezdi. Önceleri Gazi'nin gece uykusu kaçtığı zaman yardımcı olmak üzere odasına gizlice içki koydular ama görülmeyen eller onları ortadan kaldırdı. Diğer taraftan hava serin diye çift battaniye bile getirdiler, pencereleri kapattılar ve ince ceketleri kaldırdılar. Mustafa Kemal gece bahçede geziniyorsa gecenin hangi saati olursa olsun, uşak arkasından hemen palto getiriyordu. Onu küçük hanım göndermiş oluyordu. Bir öğleden sonra beklenmedik bir zamanda Gazi deniz motoru ile köşke geldi ve teras önünde motor iskeleye bağlandı. Daha uzaktan, Latife'yi orada bahçede taş sırada otururken ve bir şey yazarken gördü. Mustafa Kemal heyecanlanarak aceleyle deniz motorundan sahile çıktı. Hızlı adımlarla sıranın bulunduğu tarafa doğru gitti. Bu kıza artık sormak gerekiyordu. "Ne cesaretle böyle hareket ediyor?", "Onun için ne düşünüyor?" Onun üzerine böyle gitmekten korkmuyorsa neden öyle saklanıp duruyordu? Bu düşüncelerle sıraya doğru acele olarak yürüdü. Aklında söyleyeceklerini tasarlayıp oraya doğru gidiyorken kendisini yine Selanik'te deneyimsiz bir harp okulu öğrencisi gibi hissetti. O sırada sıraya ulaştı ve kızın yanına oturdu ve samimiyetle birbirinin ellerini tutup konuşmaya başladılar.