music

5 Mayıs 2012 Cumartesi

hıdırellez'in hikayesi..


Bir rivayete göre; 

Denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır'ın buluşacağı gecedir.Her yıl vakti geldiğinde buluşurlar. Şayet buluşmazlarsa deniz denizlikten çıkar,toprak topraklığını yitirir. Tek bir canlı doğmaz,üremez,uçmaz,konmaz. Yani kıyametin habercileri Hızır ve İlyas olacaktır...
Yine rivayetlere göre;

Her yıl Mayıs'ın 5'ni 6'ya bağlayan gece dünyanın bir yerinde buluşurlar.Onların buluştukları yerde bahar farklıdır. Çiçekler daha bol,daha büyük olurlar. Gökyüzü daha başka bir mavi olur. İnekler bol süt verir. İnsanlar ölmez. Kurt kuş ölmez..


O gece,buluşmanın olduğu gece biri mağripten biri maşrıktan iki yıldız doğar. Hızır'la, İlyas'ın buluştuğu yerin tepesine kayarak gelirler,ve orada birleşirler.Hızır ile İlyas'ın üzerine ışık olup yağarlar. Hızır'la İlyas'ın el ele tutuştuğu,yıldızların gökte birleştiği anda dünyada herşey durur.Akarsular donar,akmazlar. Rüzgar esmez,yapraklar kımıldamaz. Damarlardaki kan bile akmaz. Herşey durur,hiçbir şey kımıldamaz. Dünya bir anda ölür.
 
Sonra herşey yeniden uyanır. Bir yaşam patlar orada. İşte bu yüzden insanlar bu birleşen yıldızları görmek için evlerinden yüksek tepelere giderler. Dam başlarında dururlar,akarsu dibinde dururlar. Dururlar ki o herşeyin donduğu anda dileklerini söyleyebilmek için. O anda o suların durduğu zamanda,o yıldızların birleştiği anda kim ne dilekte bulunursa o olur. O herşeyin durduğu anda ama. Öncesinde ya da sonrasında değil. 
Hatta Kul Hüseyin adında çiftçi,  bi anda aklına isteği gelemeyince şöyle demiş: "Ya Allah,Ya Hızır,Ya İlyas.. Şu tepeyi ırmağın karşısına geçir" demiş tabi sonra kendi isteği aklına gelmiş ama iş işten geçmiş. Ve sonrasında uyuya kalmış. Sabah uyandığında ise ırmağın karşısındalarmış. 
İşte Hıdırellez'in dillerde dolaşıp anlatılan hikayesi budur..(alıntı)




HIDRELLEZ İNANIŞLARI 

Edinilen bilgiye göre, Hıdırellez kavramı, Ruz-ı Hızır (Hızır günü) ve ’Ruz-ı Kasım’ diye ikiye ayrılıyor. Ruz-ı Hızır’ın,yaz mevsiminin başlangıcı’ sayıldığına inanılıyor. 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar süren 186 günlük bu dönem,Hızır Günleri’ adıyla anılırken, 9 Kasım-5 Mayıs tarihlerini içine alan Ruz-ı Kasım kış devresi ise Kasım Günleri’ olarak isimlendiriliyor ve 178 gün sürüyor. 


Halk arasında; evlenmek isteyen erkeğin özel bir surette hazırlanmış tuzlu çöreği 5 Mayıs akşamı yiyerek gece uykusuna yattığı takdirde rüyasında evleneceği kızı göreceğine inanılır. Hıdrellez Günü için önceden ekmek pişirilir, bu ekmek parçalanmaz. Sofraya tam olarak konur. Tam ekmek ailenin bütünlüğünü simgeler. Çocuğu olmayan kadınların ise, 5 Mayıs akşamı abdest alıp namaz kıldıktan sonra, bezden yaptığı bebeği, gül ağacının dibine koymasıyla çocuğunun olacağına inanılır. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan akşam, soyduğu elmayı, yastığının altına koyup yatan gencin, gece rüyasında evleneceği kişiyi göreceği inanışı da yaygındır. 

BOLLUK VE BEREKET UMUDU 

Hıdrellez Günü için Güneş doğmadan kalkılır. Geç kalkanların, şafak vakti evleri dolaşan Hızır’dan nasiplenemeyeceğine inanılır. İnanışa göre; Hıdırellez sabahı, gün doğmadan bir kağıda yazılan dilek akarsuya atılırsa, o istek o yıl içinde gerçekleşir, kısmetinin açılmasını isteyen genç kız veya delikanlılar, sabah namazından önce kıbleye bakan 7 çeşmeden su içerse, o yıl evlenir. 6 Mayıs sabahı, gün doğmadan sokak kapısı sonuna kadar açılırsa, Hızır’ın eve gireceği, bolluk ve bereket getireceği yaygın inanışlardandır. Türbelere gidilip, adak ve kurbanlar kesilir. Komşulara 7 çeşit çerez dağıtılır. Nişanlı çiftlerin ise, Hıdırellez Günü ağaçlı ve sulak yerlerde dolaşıp piknik yaptıkları takdirde kısmetlerinin açık olacağına inanılır.
Anadolu’nun pek çok yöresinde, temizlik ve yemek pişirme işleri, Hıdrellez Günü’ne bırakılmaz, birkaç gün öncesinden yapılır. Bugün yeme, içme ve eğlenme dışında hiçbir iş yapılmaz. Süpürge tutulmaz; çünkü süpürge tutanların o yıl sıkıntılı işlerinin çok olacağına inanılır. İğne iplik ele alınmaz ve dikiş dikilmez. Hıdrellez Günü eline iğne iplik alıp dikiş dikenlerin, o yıl boyunca kötülüklerle karşılaşacakları inancı yaygındır. İnanışa göre; bu günü evde geçirenler, Hızır’ın ağaçlı, yeşillik ve sulak yerlerde dağıttığı nasipten yararlanamazlar. Bunun için Hıdrellez’i evde geçirmek iyi sayılmaz. (alıntı)