music

4 Mayıs 2012 Cuma

doğum günün kutlu olsun ...


        

Somyanın üzerinde beyaz kundaklar içerisinde kapkara bir bebek,ağlıyor...duvarda ağlayan murat resmi...

Uzanıp görmeye çalışıyorum bebeği,henüz somyanın boyu kadar varım yada yokum...'bu kim' diye bocalıyorum...salonda oyuncaklarım..bir bebeğim var,adı ayşegül.piti kare şapkalı,mavi gözlü yere doğru eğdiğimde gözlerini kapatıp açan,güzel mi güzel sarışın bişey...bir öğlen uykusundan uyanıyormuşum,gözlerimi açar açmaz-anne bebeğin adı murat olsun....(büyükbabamız çoktan isimlerimizi vermiş bile..)


Bir kaç yıl sonra......yerde siyah okul önlüklerden bozma yemek önlüklerimiz ve tatlı kaşıklarıyla yemek yemeye debelenen iki çocuk,biri benim; yanımdaki çocuğun rengi açılmış, annem tanıştırdı o kardeşim...döke saça tabaklarımızdan ağzımıza götürmeye çalışıyoruz..

İlkokul birinci sınıfa başlıyorsun...kara önlükler içerisinde kapkara bir çocuk,oysa ben neden beyazım o esmer..ona üçüncü sınıf öğrencisiyken,öğretmenlik yapmaya çalışıyorum..bir keresinde çalışmak istemiyor ve hayatım boyunca unutamadığım kadar onu pataklıyorum, sonra bir dolu vicdan azabı..çok üzülüyorum ama bir kere oldu :( çok haylaz bir çocuk...fakat 3.5 yaş fark olmasına rağmen bana karşı gelmesini öğrenmiş...

Orta okuldasın...ceket pantolon ve beyaz gömlek giyiyor, sokakta oynamaktan iyice kapkara oldu...hayvanları oldum olası çok seven, o ağaçtan bu ağaca sallanan, bulduğu kartalı, kömürlükte besleyen, kertenkele yakalayan değişik bir çocuk...ilk yaz tatilimizde ikimizde denizin kıyısında kumlara tutunarak yüzmesini öğrendik..dibe dalıp, deniz yıldızı çıkarıyor, deniz atı, kestane, deniz anası  ne bulursa kurutuyor..tuhaf;  hiç ilgim yok, nasıl bir benzerliğimiz var diye ara sıra aklıma geliyor, ama yok.. tarihi çok seviyor, çünkü büyükbabamız bize eski kitaplarını bırakıyor..okuyor, hayvanlar alemi diye bir ansiklopedi daha hediye ediyor ona..kardeşim hayvanların resimlerini ansiklopediden büyük bir özenle makasla kesiyor,defterine dosyasına yapıştırıyor..

Her cumartesi akşamı balık keyfi yapıyoruz, arkadan bir dolu meyve...balığı çok seviyor..

Aramızda bir sır var....aynı odada yatıyoruz, kanepede sen, somyada ben...kendi kendimize konuşuyoruz..neler konuştuğumuzu hatırlamıyorum ama işaretimiz şu; hangimizin uykusu gelirse 'benim trenim geldi' diyoruz, birimizden birimiz..sonra deliksiz masum çocuk uykusu...

Anarşinin kol gezdiği bir semtteyiz, hoş memleket öyle..sağ, sol birbirine girerken herşeyden bi haber çocuklarız, güle oynaya bahçelerde koşturuyoruz, oysa bir gün sağımızdan solumuzdan burnumun dibinden kurşunlar geçecek ve bizi Allah koruyacaktır...Elektriklerin erkenden kesilip, gaz lambası ışığında ders yapan çocuklarız; gaz biterse mum ışığı yettiği yere kadar...kurşunlar çatının üstünden uçak hızıyla geçtiği anlarda annem bizi somyanın altında saklıyor...zor şartlar altında büyüyoruz, hemde çok zor..

Lisedesin..ben üniversitede okuyorum yollarımız ayrıldı..ama kedi köpek gibi hala birbirimizi yiyip duruyoruz, uzağımdayken onuda tıpkı annem gibi çok özlüyorum..ben diplomamı alıyorum, eve geliyorum, o;  liseyi bitirip, askere gidiyor...18 ay sonra en nihayet peygamber ocağından sağ salim dönüyor...

Polis mesleği sınavlarına girip kazanıyor,ve yine birbirimizden kopuyoruz..iki yıl evden ayrı okuyor..ben işe başlıyorum ama ayrılık bir tek kardeşimden  yana...okulu bitiyor, atamalar yapılıyor...işte o en nefret ettiğim şehre gidiyor, tatil yaparken,erkenden işe başlıyor..Herkeze kendini çok sevdirmiş, annem sürekli gidip geliyor, ama ben hiç gitmedim..keşkelerim çok fazla..ve içimdeki o azap...

Bir kıza sevdalanıyorsun..gözlerinin içi gülüyor bana anlatırken..halbuki içimdeki o şey görmediğim ama bana anlattığın o kızı hiç sevmiyor, keza nişan gününe kadar görmüşlüğüm ve konuşmuşluğum olmuyor..sonunda esas kız çıkageliyor, ailesi istemezmiş neden? valiye vereceklermiş..keşke verseydiniz diyorum keşkeeeee...ama kardeşim onu çok seviyor 'abla lütfen olumsuz bir cümle söyleme'...susuyorum...herşey içimde dalgalanmakta..

Damatsın...hemde çok yakışıklı bir damat..sürmeli kara kaşlı, kara gözlü esmer adam, yuvasını kuruyor..O mutlu olsun, bizim için yeterli..kültürü farklı, yaşantısı farklı bir bölgenin ailesi ve kızı...tuhaf..bizim hassasiyet onlarda yok..olsun...ikisi mutluysa sorun yok...

Çok mutlu geçen üç yıl...hiç bir zaman benim sorunum var diyen bir kardeşim olmadı...olsa bile bunu ne bana, nede anneme hiç bir şekilde yansıtmadı, paylaşmadı, anlatmadı..öyle gururlu öyle dürüst bir çocukki..olanı biteni sanıyorum asla bilemeyeceğiz...

Bu gün sesini duymayalı altı yıl oldu...geçen yıl olduğu gibi sabah ellerimde karanfillerle geldim yanına..içimi dökmem lazımdı, konuşmam lazımdı..ve Doğum gününü kutlamak....

ben konuştum, sen dinledin...ben ağladım, sen dinledin..ben yüreğimi dökmeye çalıştım, sen yine dinledin..

benimle olduğunu biliyorum...çünkü  söz verdin..beni bırakmayacağın için...

Cennette, bu gün doğum günün...biz hep seninleyiz, sende bizimlesin..

SENİ ÇOK SEVİYORUM KARDEŞİM...DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN....