music

1 Mart 2012 Perşembe

sinan'ın aşkı ay melek..


İki cami arasında aşk..
2 günde okuyup bitirdim..yazar kızımız m. sarıyıldız 1978 doğumlu..k.maraş'ta öğretmenlik yapmakta..
bu aralar en çok satanlar listesine girince haliyle kitabın ismi dikkatimi çekti ve aldım..
50 yaşlarda devşirme olarak dülgerlikle (yapıların kaba işlerini yapan) başlayıp koca ünvanını alarak dünyaya ismini duyurmuş mimarın koskoca kanuni'nin henüz 17'inde olan güzeller güzeli kızı mihrimah'a olan aşkını sade ve yüzeysel olarak dile getirmiş..eserlerinin ne ince bir zekayla ve ne tekniklerle meydana getirdiğini es geçen yazarımız, daha çok ince hastalığa yakalanmış, aklını yitirmişcesine yüreğini kaybettiği aşkını işlemeye çalışsada sonunu çok basit ve sanki evet bu sayfaya kadar ücret ödeyeceğim fazlası benim cebimden çıkar dercesine alelade bitirip çıkmış..


mustafadan başlamış ölüme sırayla hürrem beyazıt cihangir kelle götürüp bırakmış..nedense bana Türk edebiyatının ilk edebi roman yazarı mehmet rauf'un 'eylül' romanını anımsattı..orada da ana konu ince hastalık içinde yaşanan imkansız bir aşk ve sonu acaip beklenmedik salakça bir sonla biterken burada da tek taraflı aşkını yapayalnız bırakıp giden mihrimahın ardından; sinanın öylece otobüs bekler gibi kalakalmasıyla sonlandırmış..gıcık oldum desem yeridir..
Aşk böylemi işlenir diye kitabın son sayfasını kapatıp kapağına bakarken; uzun uzun düşündüm gecenin bir vaktine kadar oku oku bir heyecanla al sana mihrimah öldü sinan ortada şey gibi kaldı..yani öyle çok kızdımki, bunun adı yazarlıksa sanıyorum alasını bende pekala becerebilirmişim ki; arada sırada aklıma gelen uydurukça şeyler var katıla katıla güler kimisinde düşünürsünüz..bumudur dedim yahu yaa? tamam herşey iyi güzelde, çok acemi işi olduğu ortadayken nasıl olurda en çok satanlar listesine bu kitap girer..şansına hiç bi halt bilmeden memleketin püsürükten vekili olur gibi yazarım diye hopla çık..hoppala yavrum şinanay nay..


ilkkez böyle olumsuz ve kaprisli gibi görünüyorum ki karakterime bu iğrenç kelime işlenmemişken, yinede yerle bir etme gibi düşüncem olmadan sinanla madem ay meleğin aşkını anlatacaksın e be küçük kuzu insan güzel bi araştırma yapar enine boyuna hisseder, düşünür yalap şalap kalemi eline al gelişi güzel adamın yapıtlarını, yaptıklarını ordan burdan tarihten cımbızla çekilecek yerlerinden çekip alıp, yontup, yamultup ikide sihirli yalanlar katıp karıştırınca iki orta bir sade ben yazarım cukkalar cebimde misali koy ortaya..olur mu hiç öyle minik kuş :) koca sinanı vede varsa o güzelim aşkını ne halt etmeye rezil rüsva edersin..bir kaç cümle hoşuma gitti 'bitimiz yokki yolumuzu bulalım' diye kurduğu laf..o da gerzek hürremin zorla kainat güzeli (rivayet öyle)kızını  bitli cüzzamlı d.bakır valisi rüstem paşaya verdikten sonra kurduğu cümle..gerisi kaldır at bir köşeye..aşk-ı derun dizisi bile bundan daha ayrıntılı ve entrikalarla dolu, hele kanuni 3 sefere çıkıp 300 kere halvete girmişken senin bu kitap olmamış küçük kuzu olmamış..içine halvet malvet kataydın hah burası dikkat çekici derdim :)) şaka şaka...
neyse sonuç olarak beğenmedim, zamanım gitti, uykusuz kaldım yazarcık kızımız, ama nedir? bilinmeyen bir aşkı estirip geçmiş..olsun naapalım..yinede ellerine sağlık biraz daha çalış derim küstahlık alganlığı yapılmadan..
not: bu asım yıldırımında ses tonuna gıcığım yaa noluyo bu gün bana herşeye gıcık bi günümdemiyim neyim?