music

17 Mart 2012 Cumartesi

Kayısı ağacım..



Ağaçlara bakıyorum...Anlatamadığım bir hüzün benimle birlikte, biliyorum mevsimlere inat ruhum, direnir güneşler gibi..gözlerimi kırpmadan yukarıda başım, geminin suyun üstünde süzülüşü gibi bir sağa bir sola dönerek iniyor yapraklar.. Kayıp giden bir anım aklıma geliyor..Benimde bir kayısı ağacım vardı, ekmek arası peynir domatesi kaptığım an soluğu ağacın tepesinde alışım..kimseler görmezdi ben geleni gideni görürken, kimileri dalgındı kimileri heyecanlı, birileri gidip birileri gelirdi onlar komşularımızdı..gülümserdim bakarken; akılda ne geçim derdi vardı ne bir sorumluluk..Kaybettiğim çocukluğum değilmiş sadece akıp giden birde huzur varmış..




Bir gün leyla teyze ağacımın kocaman bir dalını kayısı koparacağım diye yere indirivermiş..Onu kolları kopmuşcasına yerde kıpırdamaz dururken gördüm. celallik tabiatımda demek 'kim yaptı bunu ona' diye bas bas bağırıyorum..Annem 'kızım leyla teyzen kayısı koparmak istemiş bilememiş dal elinde kalmış' 'kocaman dalmı, o kadın resmen ağacımın gövdesini ayırmış yere sermiş neden yaptı, yazık değilmi, onunda canı var bak nasıl ağlıyor duyuyor musun sesini' Annem ' kızım manyak mısın sen ne ağlaması altı üstü bir dal' derken ,yeşil yapraklar ve gövdenin bir bölümünün üstüne çöreklenip ağlıyorum hüngür hüngür, salya sümük bir yandan feryat ediyorum 'Allah kahretsin, yokmu onlarında kayısı ağaçları, gitsin kendi ağacını koparsın, öldürdü dallarını' kadıncağız hak veriyor biliyorum ama çocuğuyum ben onun edepli olmam gerekir 'haddini aşma almayım ayağımın altına, terbiyesiz !! bir ağaç için beddua edilmez sakın bir daha ağzından duymayım,yoksa fena olur' hıh...içimi çeke çeke dökülüyor gözyaşlarım boyumdan büyük dalı kaldırıyorum yoldan, bahçeye çekiyorum, içim öyle acıyorki, leyla teyzenin saçlarını çekesim ve hatta taş fırlatasım geliyor, durmadan kusuyorum kinimi ' hakkı yok onun, o benim biricik ağacım, sesi çıkmıyor diye böylede yerinden parçalayıp atılmaz bir ağaç, asıl terbiyesiz o, madem kopardı attı,neden yerden almıyor' Annemle olan diyaloğumuz git gite son halini alıyor ' akşama babanın karşısına çıkacaksın' o an korku duymuyorum sadece acı var içimde..Akşam babam geliyor annem veri merkezi gibi sağ olsun, şimdi konuştuğumuzda 'hatalıydın anne herşey babaya anlatılmazdı, çok canımı acıttın' diyorum, o da 'ehh ne yapalım' der gibi başını sallıyor..genç veri merkezi annem olayı aktarı veriyor flash bellek gibi..Sarı saçlı ama yüzü çok güzel bir bebeğim var ellerimin arasında sadece ona bakıyorum, ne anneme nede babama bakasım var, bana hak verecekleri yok ne de benim öyle bir beklentim...Babam yanıma yaklaşıyor 'ver o bebeğini' ....'hayır vermem' ..'ver diyorum sana'...hissediyorum bebeğime bişey olacak ama onu çok seviyorum 'vermeeem' zorla ellerimin arasından bebeğimi alıyor...herşey saniyelik...sobanın kapağını açıp kapatıyor 'hayııııııııııııırrrrrrr, bebeğiiiiiimmmm'
üzüntümü anlatabilecek tek şey gözyaşlarım 'babaaaa !!! yapmaaa..'' O günden sonra leyla teyzeden nefret ediyorum..o kadını görmek istemiyorum, gördüğüm zaman konuşmuyorum, yüzümü asıyorum, umursamıyorum, içim acıyla dolu...Sevdiğim iki şeyi bir günde kaybettim...kayısı ağacımın dalları, en sevdiğim sarı bebeğim...
Bugün kaybettiğim zamanların içindeyim..yapraklar gibi sessizce süzülüp pamuk gibi yere iniveren sarı ve kurumuş bir yaprak..ve öyle kırılgan öyle usulcayım..leyla teyzenin ardından çocukluk aklımla bir karar alıyorum
'bir daha asla sevdiklerimi kaybetmeyeceğim'

10 yorum:

  1. Gülçin Hanım ,yüreğinize sağlık tek kelimeyle harika, soluksuz okudum ve yazıyı bitirdiğimde iki damla yaş klavyeme damlayıverdi,
    Sevgiyle kalın..

    YanıtlaSil
  2. !
    çocukluk yaraları kapanmaz değilmi canım,
    baba da asker kadar disiplin çok ilginç,bu kadar büyük cezaya gerek yok desekte o zamanın insanları işte konu komşu evlattan daha değerli olmuş bir an için ama şimdi leyla teyze yok yanlarında o bebeği sobaya atılmış kız var .
    yinede onları eleştiremiyoruz , zamanında yaptıkları için ne yapalım canlarımız işte:)

    YanıtlaSil
  3. aaa ben üzmek istememiştim sevgili hobim, çok teşekkür ederim, gözyaşlarınız benim için çok değerli..mahcub oldum :(

    YanıtlaSil
  4. yaa aynen dediğin gibi kuğum cidden asker gibiydi..her zaman emir alırdık, robot gibi yetiştiğimizi düşünüyorum ve yine çok haklısın bunu söylemeliyim bizimkilere 'leyla teyze yok yanlarında' inanırmısın o bebeğimi de ve o kayısı ağacımıda unutamıyorum..ne kadar etkilendiysem..ya sen cidden bu gün çok ama çok haklısın :) diyecek söz bulamıyorumki sana..canlarımız,atalarımız..yürekten öpüyorum..

    YanıtlaSil
  5. :(((çok üzüldüm okurken Gülçin'ciğim, siyahkuğucuğumun yorumuna hak veriyorum o zaman hep mi böyleydi? Ellere çok aşırı önem verirdi rahmetli babam da:((ömür boyu da bu huyu devam etti..çocukluk yaraları asla unutulmuyor:(((ama şöyle bir faydası var ki, sen çocuğunu yetiştirken benzer hataları yapmayacaksın eminim biliyorum:)senin de bir gün bahçeli bir evin olacak, bir de kayısı ağacın ya da erik ağacı..:))

    YanıtlaSil
  6. bak görüyor musun bu anneler babalar neden böyle bizleri ezip geçmişler elalem için bir türlü anlamam..çocukta olsak sonuçta haklı olduğumuz noktalarda bile savunulamadık ya en çokda bu koyuyor ve evet çocukluk yaraları hiç unutulmuyor müjde ablacım..hepimizin içinde mutlaka böyle buruk hatıralar kalıyor değil mi..bahçeli bir ev ve çocuğu vede kayısı ağacımı senin sözlerinin ardından hayal etmeye çalışıyorum, hayal kurmaya korktum ablacım..

    YanıtlaSil
  7. selam arkadaşım nasılsın? Mutlu haftalar
    chat box un nereye gitti?

    http://laracroft3.skynetblogs.be
    http://lunatic.skynetblogs.be

    YanıtlaSil
  8. selam canım chat box yenilendi sayfanın sağında :)sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  9. Sevgili Gülçin...
    Benim iki kızım var şimdi ikisi de Üniversite öğrencisi..Ben paylaşmayı öğrensinler diye onlara hep bir oyuncak alırdım...Ama onlar paylaşamaz kavga ederlerdi...Bir gün dayanamadım daha yeni aldığım bebeklerini sobaya attım...Veletler hala unutmaz söylerler..:)) Yazın çok küçük benim gibi yaşlı adamın okuması biraz güç :)))) Ama mükemmel bir yazı beni hem tebessüm ettirdi hemde çocukluk yıllarındaki bu tür olayların kolay kolay unutulmayacağını bir kez daha gösterdi bana...Oysa benim çocukluğumda hiç oyuncağım olmadı ki :(( Kocaman çocuk oldum kendim aldım oyuncaklarımı :((( İlk aldığım telli naylon arabayı hiç unutmam ne çok sevinmiştim o zaman...Çocukluk bitmeyen öykü :((((

    YanıtlaSil
  10. kızlarınızın diline benzer bir şekilde tercüman olmuşum zannediyorum :) bende gülümsüyorum demekki bebeği sobaya atılan bir ben değilmişim..onlarında unutmaları imkansız..yazıma dikkat edeceğim tamam :)muammer bey annemle babamında tıpkı sizin gibi oyuncakları olmamış, bu nasıl bir duygu tabi bilemiyorum o dönemlerde topaç, bezden bebekler tahtadan arabalar varmış ki;eminim çok daha güzel bir çocukluk geçirmişsinizdir yani tabi kısıtlı imkanlarında kendine göre güzelliği olduğunu düşünürüm her zaman :) tuhaf bir düşünce ama teknolojinin olmaması kimi zaman dostluğu,insanlığı ve sevgiyi çoğaltmış diye düşündüğümden böyle söylüyorum..çocukluğumuzdan kalma hatıraları unutmamak çok güzel bir duygu, bazen üzücü olsada :) değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum,sevgi ve saygılarımla..

    YanıtlaSil