music

26 Mart 2012 Pazartesi

dali'cim gelmiş :)


Metro'dayım koşturmaca içinde alel acele işlerimi bitirip yine geri dönüş yapıyorum, 36 basamak merdiven inerken gözüme bir delinin resmi takılıyor, bakarken heyecanlanıyorum ' waayy adamım gelmiş, derken gülümsüyorum hayret Ankara böyle bir güzelliğe öncülük edermiydi hiç demekten de kendimi alamıyorum..
biliyor musunuz  23 mart ve 20 mayıs'a kadar Dali başkente konuk olmuş..



Dali' de kim diyen varmıdır  vardır heralde o halde benim dikkatimi çeken zır-deli ve belkide delinin ötesi manyak bir adamı bildiğim kadarıyla hafiften anlatayım..
Adamımın adı Salvador Dali ona deli dali derim, ispanyoldur kendileri, 3 yaşında resme olan ilgisini gören annesi özel bir okula göndererek bu dahinin gelişimine önderlik etmiş olacaktır..babası noter ve bir o kadar disiplinli, sert bir adamdır..
iki kardeştirler ama dali doğmadan 9 ay önce aile bir erkek evladını kaybeder, uzunca bir dönem ölmüş ağabeyinin gölgesinde kalarak kimlik karmaşasında kalır, tabi durumları iyi olduğu için okuduğu yıllarda oldukça şımarık ve kaprisli bir çocuk olarak büyür, en büyük eserinin ismi 'belleğin azmi' dir..resme bakınız efenim :)
herkez bu eseri katı ve sert zamana karşı bir protesto olarak düşünsede benim deli adamımsa bu resmin ilhamını ağustos ayında eriyen bir tür peynirden aldığını söyleyecektir, resim kadar heykele, şiir'e ve kısa filmlere olan ilgisiylede bilinir..
annesini meme kanserinden kaybeder, ve inanılmaz üzülür, sanırım erkek çocukları da annelerine düşkünlüklerini bu şekilde gösterbiliyorlar -ona tapardım çünkü mükemmel kusurlarımı görmezden gelen tek kadındı der. söylediği bu cümlesi beni hep düşündürmüştür, büyük kusurların görmezden gelinmesi nasıl bir duygu? şımarıklığa sebebiyet vermesi kadar doğal sanırım..
eveeet gelelim o çok büyük inanılmaz Aşk'ına :)


1929 yılında parise gelir ve iki ressamla tanışır bunlardan biri paul Eluard umuyorum doğru yazmışımdır, dali'cim  paul'un rus olan karısı Gala'ya görür görmez vurulur, tabi bu görüşmenin başka bir seansı daha olacaktır akdenizde..bu nasıl bir aşksa Gala kızımız kocası paul'den boşanır, Dali ile tutku dolu bir aşk'a yelken açar :) üstelik daliden de 10 yaş büyüktür, uçuk kaçık bir aşk olması muhtemel çünkü gala  çocuğunu bırakıp dali'ye koşuyor. sanırım bu gerçek bir aşk hikayesi, açıkçası dali'yi tanımayı çok isterdim yoo hayır aşk olarak değil, ben sıra dışı insanların hayat hikayelerini dinlemeyi, onları tanımayı seviyorum, yada ilgimi çok çekiyor diyeyim..her neyse..1934 yılında evlenirler bu arada Dali boğa burcu 11 mayısta doğmuş, karakterine bakınca boğa'nın özelliklerini olağan üstü taşımış diyebilirim, kafasına göre, sadece kendi olmuş, bazen sırf dikkat çekebilmek için sansansyonel kıyafetler giymiş, farklı bir tarz çıkarmış, çevresini kimi zaman ikilemlere düşürmüş, kimileri onu çok sevmiş, diğer kalan kimileriyse nefret etmiş, sürrealist bir akıma öncülük etmiş, faşist olduğu söylenmiş, siyasetle de oldukça yakından ilgilenmiş bir adam..


2.dünya savaşında Abd'ye kaçmış orada salvador dali'nin gizli hayatı isimli kendi otobiyoğrafisini yayınlamıştır, ne tuhaf bir adam inanılmaz şaşırtıcı diye düşünüyorum her defasında..kim davet edildiği yere konuşmacı olarak çıkarken dalgıç kıyafeti beyzbol sopası ve köpekler eşliğinde sahne alır ki? :) bunu ilk ve tek benim deli adamım yapmış işte, bravo demekten kendimi alamıyorum, cesaretine ve düşüncelerin iç yüzünü resimle dışavurabilen bu adamı ortaokul yıllarımdan bu yana hep merak ettim, resim sevgim onunla başlamasada sonradan tanışmış olmak, eserleriyle beni hep mutlu etti, nedense resmini gördüğüm an, yüzümde hoş bir gülümseme bırakıyor..


uzatmayım ve o aşık olduğu kadın, ilham perisi ve modeli Gala 1982'de hayatını kaybeder, büyük bir yıkım yaşayan dali karısının gömüldüğü kale'ye kendini resmen hapseder, uzun bir süre münzevi hayatı yaşarken bir gece kulede bilinmeyen bir sebeple yangın çıkar ondan sonra figueres denen yere taşınır, kendi adını taşıyan tiyatro ve müze'de yaşamaya başlar, ve 1989' da kalp yetmezliğinden hayata gözlerini yumar :( 1500'ün üstünde eseri vardır heykel film ve resim olarak diyeyim..öldüğü yerin mahzenine'de gömülür..işte bu kadar hayat kısa..

O dönemlere damganın en büyüğünü vurmuş olması, sıradışı kişiliği ve yine olağan dışı resimleri, aşkı ve hayatıyla adamım dali'ye duyduğum hayranlığı anlatabilmek de bu güne kısmetmiş..uzun metrajlı ilk bilgimi vermiş olmaktan utandığımı dile getirmek sizin tuhafınıza gitmesin, bazen böyle sanki bilgi mahiyetinde bir şeyler anlatmak beni bilmediğim utangaçlık duygusuna itiyor, bu da huy işte..
şu yukarıdaki video ise walt disney'le yaptığı ilk animasyon filmdir, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim..(çok zekice aşk'ı işlemiş, gizlemiş)
Dali'cimin gelmesi beni çok mutlu ettiği için en kısa zamanda onu ziyaret etmek boynumun borcu olacağı için size buradan da duyurmak istiyorum, ankaralılar kesinlikle kaçırmayın bu sergiyi,böylesine akıl almaz tabloları görebilmek, düşünebilmek fırsatını bir daha bulamayabilirsiniz öpüldünüss, kaybolduummm ;)