music

18 Şubat 2012 Cumartesi

küçük mucizeler dükkanı :)


bir kaç hafta önce küçük mucizeler dükkanı adlı kitabı bitirmiştim orjinal ismi bir yumak mutluluk :) kendinizden çok şey bulabileceğiniz bir kitap demiş yazar, okurlar için..
bir kaç kez kanser hastalığını yenen 35 li yaşlarda bir kadının tüm cesaretini toplayıp örgü örmeyi çok sevdiği için bizim dilimizde tuhafiye dükkanı açmasıyla olaylar peşi sıra gelişir..3 kadına örgüyü sevdirmeyi amaçlar fakat bu 4 kadınında hayatlarında büyük sorunlar vardır..önceleri birbirlerinden çekinen ve hatta nefret eden ama sonra mükemmel bir dostluğun örneklerini sunan yazarımız debbie macomber bana alice harikalar diyarında adlı filmi hatırlattı sanki :)
hatta bir yumak mutluluk adlı dükkan ve o dükkanın sahibi bendim, diğer 3 kadın benim dostlarım..bir çırpıda ve büyük bir merakla okuyup bitirdiğimde gerçekten okuduğuma değer olduğunu paylaşmak istiyorum..hayata tutunabilmek için insanların sayısı sınırlı olsun yada olmasın mutlaka dilinin sırrını paylaşabilecek çok değerli dostu olması gerektiğine inananlardanım..Aslında karşıma kim çıkarsa çıksın hepsinin aynı görüşte olduğunu bilsem de (çok cana yakın ve güler yüzlüsün) bu güler yüzümün ardında mutlaka karşımdakini eleme vardır..hislerim bana ne diyorsa hep doğru kararı vermişimdir..evet çoğunlukla hislerimle hareket edenlerdenim, azda olsa yanılma payım mutlaka vardır..kadınsanız çoğunlukla hareket halinde olan hislerimizle düşünüp kararlarımızı veririz :) bunu duygusallıkla bağdaştırmak çok yanlış çünkü o biraz daha farklı bir durum..mantığın içinde, düşüncelerin içinde, aslında ruhun içindedir hisler..bu nedenle düşüncelerimizi yada yaşadıklarımızı paylaşmak isteriz etrafımızdaki sevdiğimiz, uyuşabildiğimiz insanlarla..gördüğüm kadarıyla; kadınlar çoğunlukla erkek arkadaşlarıyla çok daha rahat iletişim içerisinde olabilirlerken, erkeklerin de çoğunlukla kendi hemcinsleriyle  iletişim içerisinde olduğunu gözlemleyebiliyorum..bu konu başka bir konuyu açıyor ama yinede söylemezsem rahat edemeyeceğim :) kadın, kadını benimsemediği ve kıskandığı için arkadaşlık söz konusu pek fazla olamıyor,(isitisnalar kaideleri bozmadan) bunun nedeni ise; kadının kendini bir türlü aşamamasıdır..neden kıskanılır tabi bunlarda değişkenlik gösterebiliyor..para, güzellik, kıyafet gibi durumlar sıralamada ilk 3 de olsa da sonuncu şık yani beyin göz ardı ediliyor, bunu erkeklerde göremeyebiliyor..her zaman güzellik ön plana çıktığına göre hazımsızlık burada baş gösteriyor sanırım :) bense bu kıskançlık durumlarını aşalı hayli zaman oldu,ve haylide zamanımı aldı,çünkü kendimi yetiştirmekte oldukça geç kalmıştım, yaşadığım onca engelli koşulardan sonra :) amaa bir gün -işte oldu dediğimden beri kendimle hem barışık olduğumu hemde insanları sevdiğimi öğrendim..hal böyle olunca ilginçtir çok seviliyorsunuz bir şey diyeyimmi aslında bu büyük bir tüyodur kadın için :)) insanın insanı sevebilmesi, öylece kabul edebilmesi büyük bir erdemlik gerektiriyor, çekememezlik, kin ve nefretse kişinin kendini yiyip bitirmesi, çukura düşmesi gibi birşey..bak yaa..mucizeler dükkanından nerelere geldim..sonuç itibariyle bu kitap okunmalı derim, bitirdiğinizde debbie'nin web sayfasına kitapla ilgili düşüncelerinizi bırakabilirsiniz hayli zorlansamda sanırım küçük bir not bıraktığımda çok mutlu olmuştum..yarın 'savaş atı' adlı filmden bahsedeceğim kocamaaaaannn öpüldünüsss byy ;)